Batıl inançların dinde yeri yoktur

Hurafe, sözlük anlamıyla akla ve gerçeğe aykırı olan aldatıcı sözdür. Masal, efsane ve genel olarak gerçek dışı olduğu halde hoşa giden nakil ve rivayetlere de hurafe denilmektedir

Haberin Devamı

Hurafe, sözlük anlamıyla akla ve gerçeğe aykırı olan aldatıcı sözdür. Masal, efsane ve genel olarak gerçek dışı olduğu halde hoşa giden nakil ve rivayetlere de hurafe denilmektedir. Genellikle büyü objeleri ilgili inançlar da bu terimle ifade edilir.

Din dışı alanları da kapsamakla birlikte dinî alanlarda daha yaygın olan bu terim, hemen hemen bütün dinlerde mevcut. Özellikle Arap Yarımadası'ndan çıkmış ve halen yaşamakta olan üç ilâhî din mensuplarında dinin ruhuna aykırı düşünceler, yani hurafeler din kitaplarına sızdırılmış ve yaşama alanı bulmuştur. İslâm'ı kabul eden çeşitli din mensuplarının eski dinlerine ait bazı inançları korumaya devam ettikleri ve bunları diğer Müslümanlara da aktardıkları bilinmektedir. Câhiliye dönemi Arapları, uğura, uğursuzluğa ve cinlerle ilgili çeşitli hurafelere de inanıyorlardı. Cinlerin kertenkele, kirpi, devekuşu, tarla faresi, yılan, tavşan gibi hayvanların kılığına bürünerek insanlara göründüğü düşünülmesi, karga vb. gibi kuşların uğursuz sayılması, göz değmesinin insanlara da etkili olması bu dönemin inançları arasındaydı. Eski İran ve Hint dinlerine mensup gruplarla Türkler'in İslâm'ı kabul etmesinden sonra İslâm dünyasında yeni hurafeler oluşmaya başlamış. Önceden Şamanizm, Budizm, Maniheizm ve Zerdüştilik gibi dinlere bağlı olan din adamları, Câhiliyye dönemi Arap kültürüne ait hurafelerin cahil halk tabakasına yayılmış olmasından da yararlanarak daha çok eski Şaman afsunlarına âyetler, Kabe, Levh-i Mahfuz, Arş, Kürsî gibi İslâm motiflerini karıştırmak suretiyle mesleklerini yeni dinlerinde de sürdürmüşlerdir. Şamanizm'den intikal eden su kültü, Yahûdîlikten geçen tılsımlar, Hıristiyanlıktan kalan türbeleri kutsallaştırma hurafeleri bu konudaki bazı örnekleri teşkil eder.

Yalnız Allah'a tapınız
Kur'ân-ı Kerîm'in temel misyonu, insanları yaratıklara tapmaktan kurtanp sadece Allah'a kul yapmaktır, ibâdet edilmeye, tapılmaya lâyık tek tanrının, yalnız Allah olduğuna, O'ndan başkasına tapmanın hiçbir yararı olmadığına; tersine, bunun, insan ruhunu aşağılatacağına dair pek çok kanıt mevcut. İslâm'da hurafe ve şirk kesinlikle yasaklanmıştır. Tavuğun, karganın ötmesinden, kedinin geçmesinden, bir kuşun uçmasından vehme kapılmak; cuma akşamı eve süpürge vurmamak; zemheri ayında ev temizliği yapmamak; falan veya filân gün yıkanmamak tamamen bâtıl inançlardan kaynaklanır, bu tür inançların dinde yeri yoktur.

İslâm, aklın ve insan ruhunun gelişmesine engel olacak her türlü inancı kökünden kazımak istemiştir. Hurafeler, bâtıl inançlarla ruhun ve aklın evham ve tereddütler içerisinde çalkalanmasına izin vermemiştir. Kur'ân: "İşini onlara danış, karar verince de Allah'a dayan; çünkü Allah kendine dayanıp güvenenleri sever." (Âl-i İmrân: 94/159) buyurmaktadır.

DİĞER YENİ YAZILAR