Dünkü yazımda, okuyucum Hüseyin Dizdar'ın sorularını cevaplamıştım. Ancak kendisinin "şeytan taşlama" ile ilgili sorusunu bugüne bırakmıştım.
Soru: Şeytan taşlarken birçok insan ölüyor. Şeytan taşlayan, şeytanı içinden atmak için mi yapıyor? Bazı hacılar şeytanı alıp yanıtlarına (yanlarına) geri dönüyorlar deniyor. Tavaf etmek, şeytan taşlamak zorunlu değilse bir şart için mi yaptırılmakta?
Cevap: Şeytanı taşlamak vaciptir. Amaç da aslında şeytanı temsil etmek üzere dikilmiş olan sembolik mahiyetteki taş sütunu taşlarken içteki nefis şeytanını, kötü duygulara yönlendiren gücü taşlamaktır. Asıl taşlanan nefis şeytanıdır. Nefis şeytanını taşlama, o şekilde sembolleştirilmiş ve haccın vaciplerinden olmuştur.
Bazı hacılar şeytanı taşladıklarını sanarak şeytanlara karşı kin ve öfkeyle taş atarlar. Taş atmak sadece Allah'ı anmak için meşru kılınmıştır. Cemrelere büyük taş, ya da ayakkabı, terlik, odun atmak dinde aşırılıktır. Allah'ın Resulü (s.a.v.) bundan menetmiştir.
Meşru olan, fiske taşı büyüklüğünde yuvarlak taşlar atmaktır, büyük taşlar atmak değildir. Taş atmak için Cemrelerin yanında yığılmak, dövüşmek büyük hatadır. Meşru olan, yumuşaklıkla ve mümkün olduğu kadar kimseyi incitmeden taş atmaya çalışmaktır.
Taşların hepsini birden atmak da hatadır. Alimler, böyle yapanın, sadece bir tek taş atmış sayılacağını söylemişlerdir. Taşları ayrı ayrı atmak ve her taşı atarken, "Allahu ekber" demek meşrudur.
Taş atmaya gücü yeten kimsenin, zahmetten kaçınmak için başkasını vekil etmesi doğru değildir. Ancak gücü yetmeyen kimsenin, yerine başkasını vekil etmesi caizdir.
"Nuh, altı yüz yaşındaydı"
Soru: Nuh Peygamber kaç yaşındayken Nuh Tufanı oldu ve tufandan sonra kaç sene yaşadı? (İzzet Yüksel)
Cevap: Tevrat'ın ifadesine göre Nuh altı yüz yaşındayken Tufan olmuştur. "Ve yeryüzü üzerinde sular tufanı olduğu zaman Nuh altı yüz yaşındaydı" (Tekvin: 7/6). Tufan'dan sonra Nuh 350 sene yaşamıştır. "Ve Nuh, Tufan'dan sonra üç yüç elli yıl yaşadı" (Tekvin: 9/28). Tevrat'ın anlattıklarının özünü Kur'ân da öğüt için anlatır. Ancak bu ayrıntılar Kur'ân'da yer almaz.
İltifatınıza teşekkür ederim
Sayın Süleyman Ateş, yazılarınızı zevkle okuyorum. Özellikle namaz hakkındaki yazılarınız için sonsuz teşekkürler. Kur'ân'in ışığında namazın ne olduğu, ne olması gerektiği daha anlaşılır bir şekilde ortaya çıktı. Ben işimden dolayı sadece sabah ve yatsı namazlarını kılmaya çalışırken huzursuzdum. Şimdi bu durumum düzeldi. Doğru yolda olduğumu siz teyit etmiş oldunuz. Tekrar sağ olun. Bir yazınızda Elazığlı olduğunuzu öğrendim. Ben de Elazığlıyım. Aynca sizin gibi halkımızı gerçek İslâm'a götüren birisinin Elazığlı oluşundan gurur duyuyorum. (Necati Göçmez)
Aslında taşlanan şeytanıdır!
Dünkü yazımda, okuyucum Hüseyin Dizdar'ın sorularını cevaplamıştım. Ancak kendisinin "şeytan taşlama" ile ilgili sorusunu bugüne bırakmıştım
Haberin Devamı

