Allah'ın takdirini kabul etmek gerekir

Allah, doğru yolda olan kimselerin yolunu şaşırtmaz. Yolunu sapıtmış olan kulunu Allah, doğru yola çağırır

Haberin Devamı

Soru: Korunup sakınmayı başarmak için ne yapmak gerekir? "Allah dilediğini saptırır" demek mi daha doğru, yoksa "Allah dilediğini sapıklıkta bırakır" demek mi? Kur'ân'da mutluluğu bulmanın yolu nasıl anlatılıyor? (Ayşe Erkli)

Cevap: Allah, doğru yolda olan kimselerin yolunu şaşırtmaz. Yolunu sapıtmış olan kulunu Allah, doğru yola çağırır. Ama kul, Hakk'ın çağrısına uymaz da kendi yolunda ısrar ederse Allah onu zorla doğru yola götürmez. Kendi haline bırakır. İşte, "Allah dilediğini doğru yola iletir, dilediğini de şaşırtır. Yani kendi şaşkınlığında ve sapıklığında bırakır" çünkü Allah, "Kendisine yöneleni doğru yola iletir" (Ra'd: 27) mealindeki ayetin anlamı budur. Allah dilese, tüm insanları doğru yola girmeye zorlar. O zaman da kulun iradesi kalmaz. İradesiz yapılan işler de sorumluluk gerektirmez. Oysa Allah, insanları sorumlu yapmıştır. Bundan dolayı insanlara, eylemlerini seçme özgürlüğü vermiştir. Kul seçer. Allah, seçimini yapması için ona güç verir. Sorumluluk, seçimi yapan kula aittir.

İç ve dış etkenler
"Rabbin isteseydi, yeryüzündekilerin hepsi mutlaka inanırdı. O halde sen mi insanları inanmaları için zorlayacaksın?" (Yûnus: 99), "Kısa ve doğru yolu Allah gösterir. Ama o yoldan sapan da var. Allah dileseydi, hepinizi doğru yola iletirdi" (Nahl: 9).

Bu ayetlerde, Allah istediği takdirde yeryüzündekilerin hepsinin inanacağı vurgulanmaktadır. Bunun anlamı şudur: Allah insanları serbest bırakmıştır. Eğer zorlasa, inanmayan kalmaz, herkes inanır. Kişinin inanması, birtakım iç ve dış etkenlere dayanır. Dış etkenlerin zihinde bıraktığı izlenimler, Allah'ın insanda yarattığı bedensel ve ruhsal etkenlerle biçimlenir, kişiye bir yön verir. Bunların hepsi Allah'ın yaratmasıyla olur.

İnsanın kabiliyeti
Gerçekte Allah, kişinin düşüncesini şu veya bu yöne çevirebilir. Hidâyete götüren de sapıklıkta bırakan da gerçekte O'dur. Çünkü her hareket, her güç, her atilim O'na dayanır. Elçilerin görevi duyurmaktır. Herşeye rağmen küfründe ısrar eden kimseyi (kendi içinde hiçbir iyi düşünce çabası göstermediği için) Allah, düşüncelerinin bunalımlan içinde bırakır.

Onun gönlü bir türlü imana yarmaz. Çünkü bundan haz duymaz. O hep küfürde, kötü düşünceler içinde bocalar. İnsanın kabiliyeti, eskilere uzanan atalarından, yaşadığı ortamdan gelir. İnsana atalarından gelen genler vasıtasıyla kabiliyet veren, Allah'ın yasalarıdır. Bunu temelinden değiştirmek mümkün değildir. Öyle ise Allah'ın takdirini kabul edip ona boyun eğmek gerekir.

DİĞER YENİ YAZILAR