"Allah'ın sevabı hesapsızdır"

Bağdat'ta Hârûn Reşid'in eşi Zübeyde: 10 mil uzaktan dağları, kayaları, vadileri aşırarak Mekke'ye su akıtmış, bunun için o zamanın parasıyla bir milyon yedi yüz bin (1 700 000) dinar harcamıştır

Haberin Devamı

Bağdat'ta

Hârûn Reşid'in eşi Zübeyde: 10 mil uzaktan dağları, kayaları, vadileri aşırarak Mekke'ye su akıtmış, bunun için o zamanın parasıyla bir milyon yedi yüz bin (1 700 000) dinar harcamıştır. Bu paranın hesabı kendisine getirildiğinde, "Allah'ın sevabı hesapsızdır" diyerek hesap almayı reddetmiştir. İbn Cübeyr, Mekke ile Bağdat arasındaki sarnıçları, kuyuları, göletleri, konak yerlerini saydıktan sonra bunların hepsinin, Zübeyde Hanım'ın eseri olduğunu belirtmiştir (A'lâm: 2/27).

Sitt-i Nesîm: Halife Nasır'ın gözü zayıflayıp unutkanlık çekmeye başlaması üzerine, yanına almış olduğu bu kadın, onun fermanlarını yazıp ülkeyi yönetmiştir (A'lâm: 2/171).

Süml: Abbasi halifesi Muktedir Billah zamanında halifenin annesi Eymen'in yardımcısıydı. Resâfe'de cuma günleri oturup halkın şikâyetlerini dinlemekle görevlendirilmişti, yani bir çeşit halkla ilişkiler dairesi başkanlığına getirilmişti. Halk, önce bunu hoş karşılamadığı için birinci günde kendisine başvuran olmadı. Fakat zeki kadın, ikinci günde, beraberinde Kadı Ebu'l-Hasan'ı da getirip, kadının, Süml'ün, görevine uygun olduğunu onaylaması üzerine halk alıştı. Mazlumlar dertlerini anlatıp ondan yararlandılar. 317/929 tarihinde öldü.

Çoban kızı Bağdat: Bû Saîd'in âşık olduğu nüfuzlu ve çok güzel kadınlardan biriyi. Babası, önce onun orduya girmesini önlemiş fakat daha sonra Çoban kaçmış, kardeşi de öldürülmüştür. Bû Saîd'in, kocasının elinden tutsak alıp evlendiği bu kadın, Bû Saîd'in yanında yüksek mevki edinip ülkeyi yönetmiştir. Törenlerde beline kılıç kuşanarak kadınlar taburu arasında bir tahtırevanda taşınırdı. Ancak kocasının ölümünden sonra o da öldürülmüştür (ed-Dureru'l-kâmine; A'lâm: 1/136).

Harise ibn Kelede kızı Ezde: Kahramanca savaşan bir mücahideydi. Muğîre ibn Su'be'nin komutasındaki İslâm ordusuna karşı, Dicle'nin gerisinde büyük bir düşman birliğinin toplandığını gören Ezde, Meysân kadınlarını toplayıp onlara şöyle hitap etmiştir:

"Erkeklerimiz, düşmanla boğaz boğaza çarpışmaktayken biz geride oturuyoruz. Düşman bizim üstümüze geldiği takdirde bizi kim koruyacak? Düşmanın çoğalıp, Müslümanlan yenmesinden korkuyorum. Eğer bizler de ellerimize bayraklar alıp cepheye gidersek düşman Müslümanlara takviye kuvvet geldiğini sanır ve morali bozulur. Bu bir savaş taktiğidir."

Kadınları ikna eden Ezde, örtüsünü bayrak yapıp öne düştü. Diğer kadınlar da örtülerini bayrak yapıp onun ardından yürüyerek Müslüman orduya katıldılar. Bayrakları gören düşman, Müslümanlara takviye güç geldiğini sanıp moral çöküntüsüne uğrayıp dağılmaya yüz tuttu. Müslümanlar onları izleyip bir kısmını öldürdüler.

DİĞER YENİ YAZILAR