Çatalca'dan yazan okurum Şerif Süren'in sorularının cevaplarını bugünkü yazımda tamamlıyorum
Nisâ Suresi'nin 166'ncı ayetinde, "Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz, bundan başkasını dilediğine bağışlar" buyurmuştur. Bu ayet, mutlak mağfireti kayıtlamakta, şirki Allah'ın mağfireti dışında tutmaktadır. Yani şirk dışındaki günahları dilerse bağışlar ama şirki ancak tevbeyle, şirkten vazgeçmekle bağışlar. Allah, şirk dışında bütün günahları affedeceğine göre, Allah'ı birleyen kitap ehli bir kişinin -şayet günahkâr ise- günahını affetmez mi? Ayet, bütün muvahhidleri Allah'ın rahmetiyle kaplamıyor mu? Baskı yüzünden Habeşistan'a göç etmek zorunda kalan Müslümanlara özgürce yaşama hakkını tanıyan Hıristiyan Habeş Kralı Necâşî, yıllar sonra vefat edince artık Medine'de güçlü bir devlet kurmuş olan Hz. Peygamber (s.a.v.), ashabına Necâşî'nin öldüğünü haber vermiş ve namazgaha çıkıp Müslümanları saf düzenine sokarak, "Kardeşiniz için mağfiret dileyin" demiş ve dört tekbir alıp gıyabında ona cenaze namazı kılmıştır.
Görüldüğü üzere Peygamber Aleyhisselâm, kendisinin getirdiklerinin hak olduğunu kabul edip Müslümanları korumuş olan bir Hıristiyanı, iman kardeşi bilmiş ve ona namaz kıldırmıştır. Necâşî'nin yaptığı, sadece Peygamber'in hak olduğunu kabulden ibarettir. Yoksa o, dinini bırakıp da Müslümanlarla birlikte namaz kılmamıştır. Zaten dininden ayrılmış olsaydı, Hıristiyan ülkede hükümdarlığına devam edemezdi. Onun yaptığı, Peygamber'in doğruluğunu, Kur'ân'ın vahiy eseri olduğunu kabulden ibaretti. Sadece bu kadarı, onun ebedi saadeti için kâfi görülmüştür. Allah'ın geniş rahmetini daraltmaya kimsenin hakkı yoktur.
Hayır, hayır! Allah, kullarını yakmak için yaratmamıştır. Kimse O'nun bol rahmetini daraltamaz: "Allahım, bana ve Muhammed'e rahmet et. Bizimle beraber başka kimseye rahmet etme" diyen bedeviye Hz. Peygamber (s.a.v.), "Sen (Allah'ın) geniş(rahmet)ini daralttın" buyurmuştur.
Ruh bedenden ayrılır
Soru: Annemi, öldüğü yer olan Edirne'de toprağa verdik. Rize'ye götürmek istiyoruz. Ne yapmamız gerekiyor? (Metin Altıntaş)
Cevap: Annenizin cenazesi gömüldüğü yerde kalsın. Cenazeyi Edirne'den Rize'ye nakletmenin hiçbir anlamı yoktur. Zaten dinen de doğru değildir. Ölen kişi nerede olsa çürüyüp toprağa karışacak. Ölenin ruhu mezarda değildir. Bu düşünceyi değiştirin. Ruh bedenden çıkmış, dünyadaki eylemlerinin sonucuna göre bir âleme gitmiştir. Ya iyi ruhlar arasında serbesttir, özgürce dolaşır, kendisini ananların yanına gelir. Ya da kötü ruhlarla beraber tutukludur.
Allah'ın rahmetini kimse daraltamaz
Çatalca'dan yazan okurum Şerif Süren'in sorularının cevaplarını bugünkü yazımda tamamlıyorum
Haberin Devamı

