'Allahım affet, hacca gitmiyorum'

Dün Sayın Turgut Bozkurt'un gönderdiği bir yazıyı köşemize almıştık. Bugün ve yarın bu yazının devamını okuyacaksınız

Haberin Devamı

Dün Sayın Turgut Bozkurt'un gönderdiği bir yazıyı köşemize almıştık. Bugün ve yarın bu yazının devamını okuyacaksınız.

Rıfkı amcanın dünyası allak bullak oluyor. Ne haccın sevinci kalıyor yüreğinde, ne az önceki manevi heyecan. O yürek, şimdi bir sorumlulukla sarsılıyor. Bir mümin olarak, bu gece vakti iki küçük çocukla bu tenha sokakta loş ışığın altında hayat mücadelesi veren bu sahipsiz genç kadının halinden sorumlu hissediyor kendini:

- Kimin kimsen yok mu kızım?
- Yok. Kocam öleli iyice naçar kaldım.
- Evine misafir olabilir miyim?
- Buyur gel ama...

Cümlenin sonundaki "ama"nın ne anlama geldiğini çok iyi biliyor Rıfkı amca. "Ne oturtacak misafir odam var, ne ikram edecek bir kahvem" denilmek isteniyor. Ne fark ederdi ki, Rıfkı amca ne misafir köşesine kurulmak, ne de kahve içmek istiyor. Onun tek derdi, bu ailenin halini öğrenmek. Öğreniyor tabii. Yüreği kıyım kıyım kıyılarak öğreniyor. Kapıdan içeri girer girmez dayanamayıp soruyor:

- Kızım bu pis koku ne Allasen.

Genç kadının dudakları titriyor. Gözlerinden aşağı inen yaşlan fazla saklayamıyor. Başını kaldırıp şöyle bir bakıyor, belki de Allah tarafından gönderilen nur yüzlü ihtiyara.

- Söyle yavrum çekinme söyle.
- Ölmüş köpek eti amca...

Ardından hıçkırıklarını koyveriyor anne. Başını Rıfkı amcanın omzuna koyup babasına sarılır gibi çaresizliğini anlatıyor:

- Çocuklarım aç amca. Kimsem yok. Ne yapaydım? Kime gideydim...

Kim dayanır o hale? Koskoca adam, çocukluğundan beri ilk kez hıçkırarak ağlıyor.

-Allahım affet... Allahım affet!..

Çocuklar melül melül annesiyle birlikte ağlayan ak saçlı adamın yüzünden aşağı süzülen yaşlara bakadursunlar, Rıfkı amca ani bir kararla anneyi omuzundan tutuyor:

- Tamam kızım artık sen benim kızımsın, bunlar da torunlarım. Hemen indir o leşi ocaktan. Ben yarım saate kalmaz gelirim.

Kimsede konuşacak hal yok. Rıfkı amca kapıdan çıkar çıkmaz, ardından atlı kovalarcasına koşuyor. Hem koşuyor hem söyleniyor:

- Hacca gitmiyorum bu sene... Allahım affet... Hacca gitmiyorum...

Evine vardığında evdekilerin yüreği ağzına geliyor. Eyvah, babalarına ne oldu? Öyle ya Rıfkı amcanın göğsü körük gibi inip kalkıyor.

- Baba, bu ne hal.
- Hemen dediğimi yapın!
- Tamam da baba?

Ardından talimatlar yağdırıyor herkese:

- Hanım, kullanmadığın ne kadar tabak çanak varsa hepsini çıkart. Yastık, yorgan, halı, kilim ne varsa çıkartın.

Kimse Rıfkı amcanın bir isteğini ikileyemez. Öyle bir saygı var o zaman.

Yarın: "Bizden sonra nasıl gittin?"

DİĞER YENİ YAZILAR