Soru: Midye yemek İslâmi kurallara göre doğru mu yanlış mı? Söylenenlere göre midye, "ay hali" olduğu için dinimizce yasakmış. (Betül Yetimoğlu)
Cevap: Midyenin âdet görüp görmediğini bilmem. Hem Kur'ân'a hem de hadise göre deniz ürünleri helâldir. Midye de bir deniz ürünü olduğuna göre o da helâldir. Midyenin haram olduğu görüşünü ileri sürenler, spekülasyonlarla dine haramlar ekleyip dini zorlaştıranlardır. Kur'ân, bu yola girilmesini yasaklamıştır: "Dillerinizin yalan yere nitelendirmesinden ötürü 'Şu helâldir, şu haramdır' demeyin, sonra Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Allah'a karşı yalan uyduranlar ise iflah olmazlar" (Nahl: 116).
Kur'ân'da yasaklananlar; ölmüş hayvan eti, domuz eti, akıtılmış kan ve Allah'tan başka birinin adı anılarak yani besmele yerine bir put adı söylenerek kesilmiş hayvan etidir. Kur'ân'a göre bunlar dışında her türlü hayvan eti helâldir (Nahl: 114-116, Mâide: 3). Helâl-haram hükmü koymak, sadece Allah'a mahsustur. Kılı kırk yaran fıkıhçılar, birçok et çeşidine, rivayetlere ve geleneklere, akıl yürütmelerine (kıyas) dayanarak haram hükmü koyup dinin geniş yolunu daraltmışlardır. Oysa çeşitli dönemlerde inen ve hemen bütün peygamberlik dönemini kapsayan ayetlerde haram etler şöyle sınırlandırılmıştır:
Açık ve net hükümler
"De ki: Bana vahyolunanda, (bu haram dediklerinizi) yiyen kimse için haram edilmiş bir şey bulamıyorum. Ancak leş, yahut akıtılmış kan, yahut domuz eti -ki pistir- ya da Allah'tan başkası adına boğazlanmış bir fısk (murdar olmuş hayvan) olursa başka (bunlar haramdır). Ama kim çaresiz kalırsa, (başkasının hakkına) saldırmamak ve (zorunluluk) sınırı(nı) aşmamak üzere (bunlardan yiyebilir). Çünkü Rabbin bağışlayandır, esirgeyendir" (En'âm: 145). Bu kadar açık hüküm karşısında ilave haramlar, yasaklar getirilebilir mi? Getirilmiştir. Bunlar dinin aleyhine olmuş, insanların yolları daraltılmış, insan doğasına aykırı olan bu daraltıcı hükümlerden bunalan birçok kişi, dinden ürküp kaçar hale gelmiştir.
Peygamber'in hayatının sonlarında inen sure, ta peygamberliğinin ilk yıllarında inen sureye uymakta, aynı yiyecekleri haram kılmakta, bunların dışında kalanların helâl olduğunu bildirmektedir. Nahl: 116-117'nci ayetlerde bir takım akıl yürütmelerle, kıyaslarla Allah'ın mubah kıldığı yiyecekler üzerinde yasaklar koymak, Allah'a karşı saygısızlıktır. İnsanlar Kur'ân'ı düşüne düşüne okusalar, Kur'ân'ın nasıl insan doğasına uygun, arı duru, kolay, hoşgörülü, sevecen bir din getirdiğini görecek ve dinlerinden kaçmak şöyle dursun, onunla övünecek, gurur duyacaklardır.
"Allah'a karşı yalan uydurmayın"
"Dillerinizin yalan yere nitelendirmesinden ötürü 'Şu helâldir, şu haramdır' demeyin, sonra Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Allah'a karşı yalan uyduranlar ise iflah olmazlar" (Nahl: 116)
Haberin Devamı

