Allah, tevbe eden her kulunu dilerse bağışlar

Allah, tevbe eden her kulunu, dilerse bağışlar. Binlerce kez tevbeyi bozsa da dönse yine bağışlar. Yeter ki kul Allah'a yönelsin

Haberin Devamı

Soru: 1- Yirmi yıl kadar namaz kıldıktan sonra bazı nedenlerden dolayı 3 ay kadar namazı ve ibadetleri bıraktım. Sonra çok pişman oldum, yeniden imanımın doğru olduğunu hissederek namaza ve diğer ibadetlere başladım. Kuran'da inandıktan sonra küfre sapanların affedilmeyecekleri belirtilmektedir. Ancak bunun hangi ayetlerde olduğunu unuttum. Hatırlatır mısınız? Çünkü onları tekrar okumak istiyorum.

2 - Kuran kıraatini esas aldığımız Asım kimdir, bilgi verir misiniz?

3- Namaz sırasında Subhaneke'yi unutup besmelenin bir kısmını söylüyorum. Sonra aklım gelince Subhaneke'yi okumaya başlıyorum. Besmelenin bir kısmını söylediğim için sehiv secdesi yapmam gerekiyor mu? (A. K.)

Cevap: 1- Allah, tevbe eden her kulunu, dilerse bağışlar. Binlerce kez tevbeyi bozsa da dönse yine bağışlar. Yeter ki kul Allah'a yönelsin. Tevbe ettikten sonra Allah'ın affetmeyeceği bir günah da yoktur. Kuran'da inanıp inkâr eden, sonra inanıp yine inkâr eden ve hayatını küfürle kapatan kişileri Allah'ın bağışlamayacağı vurgulanır ama son anında da dönüp Allah'tan af dileyenlerin bağışlanacağı da vurgulanır.

Nisa Suresi 137. ayette bir karakter çiziliyor
Sorduğunuz ayet ve yorumu ise şöyle: "Onlar ki inandılar, sonra inkâr ettiler, daha sonra yine inandılar, yine inkâr ettiler, sonra inkârları arttı, işte Allah onları ne bağışlayacak, ne de doğru yola iletecektir" (Nisa: 137). Ayetin ruhundan anladığımıza göre bunlar, sabit bir zümre değildir. Burada bir karakter çizilmektedir. Bazı tipler vardır ki, bir türlü içlerine iman yerleşemez. İnanırlar fakat imanları yerleşmediği için hemen içlerine düşen bir şüpheyle inkâra saparlar. Ama küfürde de rahat etmez, yine inanırlar fakat yine saparlar.

Böyle imanla küfür arasında bocalaya bocalaya sonunda yüreklerini tamamen inkâr sarar, kalpleri katılaşır, artık doğru yolu bulamazlar. İşte nifakın sonu budur. Demek ayette karakterize edilen tip, nifak tipidir. Nitekim müteakip ayetlerde münafıkların davranışları, ayrıntılarıyla tasvir edilecektir. Bu ayetleri, yalın olarak değil, indiği ortamın durum ve koşullarıyla birlikte düşünmek gerekir. Ayetlerde, genel bir karakter çizimi yanında Peygamber'in çağrısı karşısında, görünürde Peygamber'in yanında yer almışken gizli gizli de Peygamber düşmanlarıyla işbirliği yapmaya yeltenenlerin durumu anlatılmaktadır.

Üstünlük sadece yüce rabbimizin elindedir
Müslümanların içinde ikiyüzlü olan bazı kişiler, dıştan Müslüman görünüyor, gizli gizli de kafirlerle dostluk kuruyorlardı. Bütün amaçları, onlarla birlik olup Müslümanları yenmek, Medine'de kendilerine üstünlük kurmak, mevki sağlamaktı. Oysa onlar boş kuruntunun peşindeydiler. Üstünlük Allah'ın elindedir. Allah onu dilediğine verir. Böyle yapmakla ikiyüzlüler, manen alçalıyorlar, ruhlarını cehenneme sürüyorlardı.

2- Asım (ölümü: 127-8/745-46), kıraat (Kuran okuma) uzmanlarından biridir. Kısa özgeçmişi şöyledir: Ebû'n-Nucûd lakabıyla anılan Behdele'nin oğlu Asım, sahabe ve tabiîlerden sonra gelen üçüncü tabaka (Etbâu't-tâbiîn) kıraat uzmanlarındandır. Görme özürlüydü. Küçüklüğünde Haris ibn Hassan ile Yesribli Rifâa isimli iki sahabiyle görüştüğü için kendisi, Peygamber'den sonra ikinci kuşak olan tabiîlerden sayılır.

Ama görüşmesi çok küçük yaşta olduğundan, öğrenimini sahabilerden değil, tabiîlerden almıştır. Kufe halkının kıraat imamıydı. Asım, Ebubekir ve Osman zamanlarında Kuran derleme komisyonunun başkanlığını yapan çok değerli vahiy katibi Zeyd ibn Sabit'in kıraatini en iyi bilen kişi olarak tanınırdı.

* Asım'ın yaşamını ve okurumun üçüncü sorusunun cevabını yarınki yazımda bulabilirsiniz.

DİĞER YENİ YAZILAR