Allah göklerin ve yerin nurudur

Araf: 142-143. ayetlerde, kırk gece ibadetten sonra Allah'ın huzuruna gelen Musa'nın, O'nun hitabını duyduktan sonra, bununla yetinmeyip bizzat Allah'ı görmek istediği, yüce Allah'ın da, "Sen beni göremezsin, dağa bak, eğer dağ ben göründüğüm zaman dayanabilir, yerinde durursa sen de beni görebilirsin" dediği, Allah'ın tecellisi karşısında dağın savrulup un ufak olduğu, Musa'nın da bu dehşet karşısında kendinden geçtiği, ayılınca tevbe edip, "Ya Rabbi, sana inananların ilki benim" dediği anlatılmaktadır

Haberin Devamı

Soru: Peygamber Efendimiz, miraç günü Allah'ı görmüş mü? Görmüşse hiçbir yerde tasvirini yapmış mı? (Mehmet Boz)

Cevap: Araf: 142-143. ayetlerde, kırk gece ibadetten sonra Allah'ın huzuruna gelen Musa'nın, O'nun hitabını duyduktan sonra, bununla yetinmeyip bizzat Allah'ı görmek istediği, yüce Allah'ın da, "Sen beni göremezsin, dağa bak, eğer dağ ben göründüğüm zaman dayanabilir, yerinde durursa sen de beni görebilirsin" dediği, Allah'ın tecellisi karşısında dağın savrulup un ufak olduğu, Musa'nın da bu dehşet karşısında kendinden geçtiği, ayılınca tevbe edip, "Ya Rabbi, sana inananların ilki benim" dediği anlatılmaktadır.

En'âm 103. ayette de gözlerin Allah'ı algılayamayacağı, O'nun gözleri kavrayacağı, latif ve habir olduğu belirtilmektedir. Kesifin karşıtı olan latif, yoğun olmayan demektir. O, latiftir, madde değildir. Cisimde yalın letafet olmaz. Cismin letafeti yalın değil, izafi(göreceli)dir. Yalın letafete ancak nur denebilir. "Allah, göklerin ve yerin nurudur" (Nur: 35). Madde olmadığından gözle görülemez. Ama her yerde ve her varlıkta O'nun nuru vardır. Nuru her varlığa uzanmış, her şeyi kuşatmıştır. Âlemin ruhu O'dur. O'nun haberdar olmadığı hiçbir şey yoktur. Her şeyin içinde, özünde o vardır. Eşyadaki faaliyet, atomdaki enerji, doğadaki canlılık... O, her şeye kendisinden yakındır. Her şey O'nun bir görüntüsüdür. Kendisi görünmez, gizlidir. Yarattığı şeylerle görünür. O açıktan açık, gizliden gizlidir.

Bedensel maddi göz
Asıl O'dur, varlık O'dur, aslın aldığı şekiller ise O'nun yaratıklarıdır. Görünenler yaratıklar, gösteren yaratıcıdır. "Verây-i halk Hak'tır, attığın taş incitir Hakk'ı." Maddi gözle Allah'ı görmek mümkün değildir. Bedensel maddi göz ancak şu görünen âlemi görebilir. Allah latiftir, bu göz, latifi algılayamaz. O'nu ancak ruh gözü görebilir. Bu dünyada ruh gözü açılan kimse onunla Allah'ı görebilir ama O'nu görünce kendi varlık bilincini tamamen yitireceği için O'nu gördüğünün farkında olamaz. Tasavvufta bu hale fena fillah (Allah'ta yok olma) denilir.

Kur'ân'ın ifadesinden, her insan ruhunun, kısa bir süre için de olsa Allah'ı göreceği anlaşılır. Kur'ân, birkaç yerde insanların, Rabbin huzuruna çıkıp O'nun tarafından muhakeme edileceklerini, o Yüce Divan'ın yargıcı olan Allah'ın, muhakeme ettiklerinden bazılarını yumuşak hitabıyla okşayıp nimet cennetlerine göndereceğini, bazılarını da cehenneme attıracağını canlandırmaktadır. * Devam edecek

DİĞER YENİ YAZILAR