Allah anıldığı zaman müminlerin yürekleri ürperir

Tevil, yorum demek değil, kitabın gerçekleşeceğini söylediği uyanların gerçekleşmesidir. Burada iki olasılık vardır. Bunlar, müteşâbihlerin ardına düşüp baskı kurmak, çıkar sağlamak isterler

Haberin Devamı

(Dünden devam)
Tevil, yorum demek değil, kitabın gerçekleşeceğini söylediği uyanların gerçekleşmesidir. Burada iki olasılık vardır. Bunlar, müteşâbihlerin ardına düşüp baskı kurmak, çıkar sağlamak isterler. Bir de kitabın bildirdiği uyarıların, inanmayanların uğrayacakları azabın, kıyametin zamanını belirlemek isterler. "Falan zamanda bela gelecek, filan zamanda kıyamet kopacak" derler. Kitabın bildirdiği azabın veya kıyametin ne zaman gerçekleşeceğini Allah'tan başka kimse bilmez. Demek ki müteşâbihlerin ardına düşmek başka, kitabın tevili başka şeydir. Müteşâbihlerin gerçek manasını da kitabın tevilini (uyanlarının, inkarcıların çarpılacakları azabın veya kıyamet saatinin gerçekleşeceği zamanı) yalnız Allah bilir.

İkinci ihtimal de şudur: Kitabın tevilini istemek, birinci davranışın, yani baskı kurmak için müteşâbihlerin ardına düşme eyleminin sonucudur. Yani bunlar müteşâbihlerin ardına düşüyorlar ki kitabın teviline uğrasınlar, belalarını bulsunlar. Çünkü benzer, anlamı şüpheli ayetlerin ardına düşüp tahminlere göre manalar vermek, böylece kitabın kastetmediği manaları ayetlere yükleyip dini ayrıntılara boğmak, kitabın uyardığı belalara çarpılmaya neden olur. Böyle yapanların sonucu başarısızlık, onmazlıktır. Allah'ın koymadığı haram ve helal hükümleri koyanlar onmazlar (Nahl: 70/116). Böyle birtakım hesaplar, çıkarlar için müteşâbihlerin ardına düşenler, yüreklerinde eğirlik bulunan, kötü niyetli din uzmanlarıdır.

İyi niyetli bilginler
Fakat asıl ilimde derinleşmiş olan râsih alimler, hepsinin, Allah tarafından olduğuna inanarak müteşâbihlerin (şüpheli şeylerin) ardına düşmedikleri gibi azabın ne zaman geleceği, kıyametin ne zaman kopacağı gibi şeylerin ardına da düşmezler. İşte, kitaptan öğüt alıp yararlanan gerçek müminler onlardır. Söz konusu ayette ifade edilen kitabın müteşâbihlerinin ardına düşen din uzmanları, kitap ehli uzmanları olduğu gibi râsih alimler de yine kitap ehli olan iyi niyetli bilginlerdir. Hz. Peygamberin sahabileri, Kur'ân'ı bütün teslimiyetleriyle ve itirazsız kabul ediyor, onu okudukça derileri ürperiyor, gönülleri onun ayetleriyle Allah'ı anmaya yöneliyor, duygulanıyor, yumuşuyordu. "Müminler o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman yürekleri ürperir, O'nun ayetleri kendilerine okunduğu zaman imanlarını artırır ve Rablerine tevekkül ederler. Namazlarını kılarlar ve kendilerine verdiğimiz nzıktan (Allah için) harcarlar" (Enfal: 93/2-3). (Devam edecek)

DİĞER YENİ YAZILAR