Toplumda gittikçe yaygınlaşan kirlenmenin verdiği huzursuzluk ve bunalımdan herkes dertli, şikâyetçi. Bize göre huzursuzluğun kaynağı inancın, ahlaki değerlerin aşınması, zayıflaması ve dinin de hurafelere belenerek yozlaştırılmasıdır. Bu manevi kirlerden dolayısıyla huzursuzluklardan, dertlerden kurtulmak için doğru imana ve güzel ahlaka sarılmak, köklü değerlerimizi yaşatmak gerekir. Ahlakın temeli dindir, inançtır. Dinsel temele dayanmayan kuru ahlak kuralları, yaptırıcı ve kalıcı olmaz. İslâm, Allah’a teslim olmak, yalnız O’na kulluk etmek ve barış, esenlik içinde yaşamaktır. Allah’a teslim olmak, kulu barışa, esenliğe, dirlik düzenliğe götürür. Müslüman insan, kendi ruhuyla, yaratanıyla ve çevresiyle barışık olan insandır.
Peygamberimiz Müslüman’ı, “İnsanların, elinden, dilinden zarar görmediği insan” olarak tanımlamıştır. Müslüman saldırmaz, barışır; gönül kırmaz, onarır. Yaratıkların gerisinde Yaratan’ı gördüğü için haksız yere onları kıranın, Allah’ı inciteceğini anlar. “Yaratılanı sevdim Yaratandan ötürü” der. İşte dinin özü bu barış ruhu yani İslâm’dır.
İlahi sevgiyle beslenmeyen gönüllerde huzur ve mutluluk olmaz. Bugün, toplumu canavar gibi saran bencillik, kibir, gurur, yalan, rüşvet, devlet parasını çarçur etmek, hırsızlık, kapkaççılık, dolandırıcılık, banka soyma, bankaların içini boşaltma, açgözlülük, ırza tecavüz, cinayet, töre cinayeti hep bu sevgi eksikliğinden kaynaklanır. Gönüllerde erdem ancak Allah sevgisi ve korkusuyla filizlenir. Toplum gerçek dinden ve din bilgisinden uzaklaştıkça ruhtaki boşluğu, ya insanlığı felakete sürükleyen uyuşturucu, alkolizm, kumar gibi çeşitli kötü alışkanlıklar doldurmakta ya da muhtelif dini kisveler altında yayılan bağnazlık, aşırılık, çıkara dayalı din düşmanlığına ve kültürlerarası çatışmalara yuvarlamaktadır.
Melek-insan toplumunu oluşturmayı amaçlayan Kur’ân’ın temel hedefi, her türlü iyiliğin ve faziletin kaynağı olan Allah sevgisini gönüllere yerleştirmektir. Rüşvet, yolsuzluk, vurgun, yalan, dolan, ahtapot gibi ülkeyi kolları arasına almış. Din de bozulmuş, yoz insanların eline geçmiş. Televizyonlarda anlatılan hurafeleri insanlar din diye dinliyorlar, reytingler en üst düzeye çıkıyor. Peygamberimiz buyurmuş: “Siz nasıl olursanız, eğiliminiz ne ise ona göre yönetilirsiniz, başınıza öyle yöneticiler geçer.” Bakalım iş bu şekilde nereye varır, insanımız ne zaman bilinçlenip dinin gerçeklerine sarılır.
Aklımızı başımıza devşirelim
Toplumda gittikçe yaygınlaşan kirlenmenin verdiği huzursuzluk ve bunalımdan herkes dertli, şikâyetçi
Haberin Devamı

