Akademisyen bir okurumun mektubu

Saygıdeğer Hocam, VATAN Gazetesi'nde yazmaya başladığınız ilk günden beri yazılarınızı dikkatle ve büyük bir ilgiyle okuyorum. Hatta gazeteyi okumaya sizin köşenizden başlıyorum...

Haberin Devamı

Saygıdeğer Hocam, VATAN Gazetesi'nde yazmaya başladığınız ilk günden beri yazılarınızı dikkatle ve büyük bir ilgiyle okuyorum. Hatta gazeteyi okumaya sizin köşenizden başlıyorum. Gerçekten bu ülkenin, dinini öğrenmek isteyen insanlarına ve yüce dinimize büyük iyilik ediyorsunuz. Şimdiye kadar size yazıp bir şeyler sormadım ama arük sık sık ileti gönderip merak ettiklerimi soracağım. Hani "içtihat kapısı kapalı" deniyor ya, sizin yorumlarınızın hemen hemen hepsini içtihat kabul ediyorum.

Zira sizin yetkinliğinizde bir ilim adamının, bırakın yüz iki yüz yıl öncesinin alimlerini, günümüzde de zor bulunur olduğunu düşünüyorum. Çünkü açıklama ve yorumlarınızda saplantılı olmuyor, bir yerlerden kınanma korkusuna düşmüyor, pozitif düşüncenin ışığında akıl ve mantık süzgecinden geçirip yazıyorsunuz. Bundan daha güzel bir içtihat olur mu? Bu nedenle Yüce Allah size uzun ve sağlıklı bir ömür versin de bizleri aydınlatmaya devam edersiniz inşallah.

56 yaşındayım ve gerçek hak dinini öğrenmek ve uygulamak için uğraşıyorum. Hemen her gün güvendiğim yazarların meal ve tefsirlerini okuyorum. Sizden öğrendiğim o kadar çok şey var ki, hangi birini yazayım. Hemen aklıma geliveren abdest alma konusundaki meal ve yorumunuz. Okuyunca bana çok mantıklı geldi.

Ne zaman okunmaya başlandı?
Dar zamanlarda çoraplarımın üstünü sıvazlayarak abdest alabiliyorum. Aybaşı halindeki kadınların ibadet durumlarını kızıma bile anlattım.

Sayın Hocam, size iki konuda sorum olacak. Birincisi, namaz kılarken okuduğumuz Et-tehiyyâtu duası konusunda. Okuduğum bir kitapta, namaz kılarken Allah'ın adının yanında Peygamberimizin adının geçmemesi gerektiğini yazıyor. Et-tehiyyâtu duası Peygamberimiz zamanında okunmadığına göre ne zaman okunmaya başlanmıştır? ikinci sorum da "infak" konusunda.

Bildiğiniz gibi bu konu Kuran'da çok sık geçiyor. Özellikle zekat, ülkemizde Ramazan ayına has kılınıyor. Oysa ihtiyaç sahiplerinin her zaman zekat ve sadakaya ihtiyaçları var. Ben, maaş veya herhangi bir kazanç elde ettiğimde en az kırkta birini dağıtıyorum. Bunu epey bir zamandır alışkanlık haline getirdim. Bu dağıtımdan sonra kalan miktarlardan da tasarruflarımız oluyor. Sorum da bu noktada. Bu birikenlerin üzerinden bir yıl geçtikten sonra yine infak etmeli miyim? Verdiğiniz ve vereceğiniz tüm bilgiler için tekrar binlerce teşekkür eder, selâm ve saygılar sunarım. (Yrd. Doç. Dr. İ. Ö.)

Okurumun sorusunu yarınki yazımda cevaplayacağım

DİĞER YENİ YAZILAR