RUHANİ KENT BİTLİS –2
* Dünden devam
Rus işgali sırasında yakılıp yıkılan Bitlis, bir harabe kent görüntüsü alır. O tarihte kentten kaçan bir baba ve oğul, tekrar yurtlarına geri dönerler. Önce kente hakim Dideban Dağı eteğine varırlar. Baba, kentin durumunu öğrenmek için oğlunu gönderir. Bir süre sonra geri dönen oğul uzaktan şöyle bağırır: “Şehirde hiçbir yaşam izi yok. Sadece beş minare ayakta kalmış.” Bu söz üzerine yıkılan baba şu ağıtı yakar:
Bitlis’te beş minare
Beri gel oğlan beri gel
Yüreğim dolu yare
Beri gel oğlan beri gel.
Zamanla bu ağıt, türkü ve mani konusu olarak günümüze kadar gelir. Şimdilik havaalanından yoksun olan Bitlis’e uçakla Muş veya Van üzerinden gidilir. Biz Van’a gittik. Oradan Van Gölü’nün güneyinden 150 kilometrelik yolu katederek Bitlis’e geldik. Göl kıyısından geçen yolu yarıladığımızda kıyıya 2 kilometre mesafede Akdamar adasını gördük. Adada geçenlerde restore edilip müze olarak açılışı yapılan Akdamar Kilisesi’ni uzaktan gözledik. Buraya ait ilginç bir efsane var.
Van yöresinde bir Türk genci, aynı semtte oturan Ermeni papazın kızına âşık olur. Evlenmek isterler ama keşiş, Tamara adlı kızının bu gençle görüşmesini önlemek için göl ortasındaki adaya gidip yerleşir. Ama Türk genci, kızın yaktığı ışığa doğru yüzerek her gece adaya gelip kızla buluşur. Bu durumu fark eden keşiş, adamlarına geceleyin adanın çeşitli yerlerinde mum yakmalarını emreder. Adaya doğru yüzmeye başlayan ancak her tarafta ışık görünce nereye doğru yüzeceğini bilemeyen genç çırpınıp durur, boğulurken, “Ah Tamara” der. İşte bundan böyle ada, Ahtamara adını alır. Zamanla Akdamar’a dönüşür.
Akdamar adası, Selçuklu eserleriyle dolu Ahlat kasabasıyla bu nostaljik kent, önemli bir turistik merkez olabilir. Pek modernizeye kurban gitmemiş olan bu şirin kent, keşke bir açık hava müzesi olarak korunsa. Bitlis’ten çok iyi anılarla ayrıldığımı belirtirken bu vesileyle bizi Polis Evi’nde ağırlayan Emniyet Müdürü’ne, Kültür Merkezi Müdürü’ne, başta değerli müftü olmak üzere Bitlis din görevlilerine ve İmam Hatip Lisesi Mezunları Derneği mensuplarına, İstanbul’a dönüşümüzde bizi uğurlama nezaketini gösteren Ahlat Belediye Başkanı’na teşekkür ederim.
Açık hava müzesi gibi
Rus işgali sırasında yakılıp yıkılan Bitlis, bir harabe kent görüntüsü alır. O tarihte kentten kaçan bir baba ve oğul, tekrar yurtlarına geri dönerler
Haberin Devamı

