* DÜNDEN DEVAM
Büyük müctehid İmamı Azam Ebu Hanife, pek az hadise sahih gözüyle bakmıştır. Tarihu Bağdad’da İmam Ebu Hanife’nin hadis rivayetlerine güvenmediği hakkında pek çok rivayet vardır. Mesela Yahya ibn Adem “Abdest, imanın yarısıdır” şeklinde bir hadis söyleyince Ebu Hanife, “Öyle ise iki kez abdest al ki imanını tamamlayasın” demiştir (Tarihu Bağdad: 13/388). İbn Haldun, mukaddimesinde şöyle diyor: “Bil ki müctehid imamlar, az veya çok hadis rivayet etmede değişik görüştedirler. Ebu Hanife’nin rivayet ettiği hadislerin sadece onyedi veya bu civarda (elliye kadar) olduğu söylenir. Malik’e göre de ancak Muvatta’da olanlar sahihtir ki bunlar da üçyüz civarındadır. Ahmed ibn Hanbel’in müsnedinde ise otuzbin hadis vardır (mevcut baskılarda ellibin hadis var). Herkes ictihadı doğrultusunda hadis konusunda bir tutum izlemiştir. Bazı haksız mutaassıplar, az hadis rivayet eden müctehidlerin, hadis bilmedikleri için az rivayet ettiklerini söylemişlerdir.
O büyük imamlar hakkında böyle bir inanca saplanmak doğru değildir. Az hadis rivayet eden müctehidler, bilmediklerinden değil, hadise bulaşan sakatlıklardan, hastalıklardan dolayı az rivayet etmişlerdir.
Çoğunluğun kanısına göre Cerh (ravinin çürük tarafını ortaya çıkarmak), en önde gelir. Bundan dolayı o büyük bilginin ictihadı, kendisini, bu tür hastalıklarla illetli hadisleri almamaya götürmüştür. İmam Ebu Hanife, rivayet ve nakil şartlarında titiz davranmıştır. Kesin akıl kanıtıyla çatışan rivayeti almamış, bu yüzden onun rivayeti ve hadisi az olmuştur. Yoksa o, kasten hadisi terk etmiş değildir” (Mukaddime: s. 409-410). Uydurmacılardan kimileri, hadis uydurmayı, bir karakter düşüklüğü de saymıyor, hatta bunu sevap telakki ediyordu. Yahya ibn Said el-Kattan “Salih (zahid) kişiler, en çok hadis konusunda yalan söylerler. Başka hiçbir konuda, hadiste söyledikleri kadar yalan söylemezler” demiştir (Fecrul-İslâm: 212). Salihlerin uydurdukları hadisler, ibadetlere yöneltme, dünyadan kaçma, ahirete iştiyak, cennete imrendirme, cehennemden sakındırma (tergib ve terhib) ile ilgilidir. Bunlar içinde mutasavvıflar da sülûk halleriyle, fena, beka, sahv, vahdet-i vücut gibi tasavvuf hal ve makamlarıyla ilgili hadisler ortaya atmışlardır.
Abartılı rivayetler (2)
Haberin Devamı

