Yıllardır aldığımız soru aynı; “F.Bahçe’nin herşeyini konuşup, tartışırken, başkanımız Aziz Yıldırım’ı yerden yere vururken, G.Saray’daki yolsuzluğa, küçük yatırımcın bile bile soyulmasına neden seyirci kalıyorsunuz?” Haklılık payı yüzde yüz. Peki o zaman?
Bir konuyu en ince ayrıntısına kadar tartışıp suçlama getirmek veya savunma yapmak için o işin ehli olmak gerekiyor. Son haftalarda bu konu hakkında yoğun mesai harcadım. Ben size G.Saray’da yaşananları, kavgaları ve camiayı nasıl bir geleceğin beklediğinden haberdar etmek istiyorum.
Net olarak söylebilirim ki, 2002-10 arasında G.Saray Spor Kulübü hisslerini alanlar 8 yıl köşeyi döndü. Paralarını ikiye, üçe katladılar. Şimdi haklı olarak ağlıyorlar. Sözüm yok. Ama kazanınca iyi, kaybedince suçlu Aysal ve yönetim. İşte buna karşıyım. Borsa bir kumardır.
Zamanında G.Saray hisselerini mecburiyetten almış olan, camianın tanımadığı Aysal, çeşitli fon kuruluşlarına hisseleri satarak tarihte G.Saray’ın üzerinden para kazanmış ilk ve tek kulüp başkanıdır. Asla bunu eleştiri getirmek için belirtmedim. Maalesef Faruk Süren ve Özhan Canaydın’ın yanlış politikaları ve halka arzları neticesinde Aysal bir zaruret ile kulübü o gün için dar boğazdan kurtarmış ama kendisi de 2 yıl içinde, bazılarına göre 7, bana göre de 12 milyon dolar kazanmıştır. Bunu normal karşılamak lazım. Ünal Aysal’ın 20 aylık başkanlık periyoduna bakacak olursak;
ZARARA UĞRATTI
G.Saray'a yeni bir tesis kazandırmış mıdır? Hayır.
Kulübün gelir kalemlerini büyüymüş müdür? Hayır.
küçük yatırımcıyı zarara uğratmış mıdır? Evet.
Polat’ın mirası erime noktasına gelmiş midir? Evet.
Verdiği sözleri tutmuş mudur? Büyük ölçüde hayır.
Kulubün personel sayısını yüzde 50 arttırıp, misal 10 bin lira maaş ödediği adamı 1 yıl sonra iki katı maaşa geri almış mıdır: Evet.
Peki ya Aysal’ın başardıkları
Göreve geldiğinde içler acısı bir durumda olan takımını, Terim’e emanet edip şampiyon yaratmış mıdır? Evet.
ZAMAN zaman Terim’in kaprislerine rağmen hocasının arkasında durmuş mudur? Evet.
Futbolda G.Saray, F.Bahçe’nin nüne geçmiş midir? Son 2 yılda tartışmasız evet.
Çilek mi, krem şanti mi bilmem ama Sneijder, Drogba transferleriyle verdiği sözleri fazlasıyla yerine getirip, taraftarın gözünde kahraman olmuş mudur? Kesinlikle evet.
G.Saray'ı yeniden bir dünya markası yapmış mıdır? Bu yolda en azından doğru adımlar attığını düşünüyorum.
Mutlaka artı veya eksi unuttuklarım olmuştur. Ama benim gözümde Ünal Aysal üç aşağı beş yukarı budur.
İŞTE SENARYOLAR...
SENARYO 1: Ünal Aysal, İnan Kıraç’ın yörüngesinden uzaklaşmış, adeta baş kaldırmıştır. Aysal, beraberinde Ali Dürüst, Celal Gürcan, Adnan Öztürk gibi isimlerle 15 günde bir Les Ottomans otelin iskelesinden, Kıraç’ın Vaniköy’deki evine, Kıraç’a ait Kıraça isimli teknesiyle giderken, bunu 2 aydır yapmamaktadır.
ÜSTELİK Kıraç, Sneijder ve Drogba transferleriyle güç kazanan Aysal’ın giderek palazlanması, kulüp yönetimini öğrenmesi, kendisine artık danışmaması ve Aysal’ın her gün yazılı ve görsel medyada manşet olmasından, kısacası çok popüler olmasından rahatsızdır.
BU sezon şartlar ne olursa olsun lig bitimi Aysal olağanüstü kongreye gidecek ve Kıraç’ın oluşturduğu yönetimden en az 5 kişiyle yollarını ayıracaktır.
SENARYO 2: Senaryo 1’de kaleme alınan yazılar gerçek değildir. Kıraç ile Aysal arasındaki ilişki iyi gitmekle beraber, yaşlanan ve artık huzurlu bir hayat arayan Kıraç, G.Saray Eğitim Vakfı Başkanlığını Ünal Aysal’a devrecek, Aysal, G.Saray Başkanlığı’nı bu yıl içinde bırakacak, Faruk Süren yeniden başkan olacaktır. Ali Dürüst de Süren’in 2.başkanı olacaktır.
ENARYO 3: SPK, G.Saray’a yeni bir sermaye artırımı için izin vermeyecek, kulüp geçmişte olduğu gibi borç bataklığına sürüklenecek ve Kıraç’ın karşı çıkmasına rağmen genel kurul üyelerinin büyük desteğiyle bu yılın son çeyreğinde veya en geç önümüzdeki mart ayında Adnan Polat kurtarıcı olarak yeniden başkan seçilecektir.
İşte Aysal'ın durumu
Haberin Devamı

