G.Saray'a yazık oldu

Haberin Devamı

G.Saray'da Yıllık Olağan Genel Kurul Toplantısı 13 Nisan Pazar günü yapılacak. Resmi site, Genel Kurul'un gündemini açıklayınca bu yazıyı yazmanın tam zamanı dedim.

Genel Kurul gündeminin 9. maddesi; "Yönetim Kurulu'nun Mali ve Yönetsel bakımdan aklanmasının ayrı ayrı görüşülerek karara bağlanması." 13. maddesi ise, "Camiamızın birlik ve beraberliğin güçlendirilmesi, iç barışın ve huzurun kuvvetlendirilmesi için 1995 yılından bugüne kadar verilmiş kulüpten ihraç dahil her türlü disiplin cezalarının, ibrasızlık sebebiyle oluşan hak mahrumiyetlerinin kaldırılmasına yönelik toplu oylama" şeklinde.

Yani deniyor ki Ünal Aysal, mali ve idari yönden Genel Kurul önünde ibra edilmezse 13. madde gündeme girecek ve geçmişten günümüze uzanan tüm cezalılarla birlikte Ünal Aysal ve yönetimi de aklanacak. Vay anasını be... Bu fikir inanın şeytanın bile aklına gelmez.

Aysal önce kendini garantiye alıyor, sonra da 27 Mart 2011 yılında küfürlerin havada uçuştuğu, özellikle liseli ve liseci geçinen G.Saraylılar’ın her türlü olayı çıkardığı ve Adnan Polat'ın idari yönden ibra edilmediği kongredeki çirkinliği sözüm ona ortadan kaldırıyor. Bir başka deyişle Polat ve arkadaşlarına iade-i itibarda bulunuyor.

YOK HÜKMÜNDE!

Aysal herhalde Yargıtay'ın 2 defa oybirliğiyle Polat ve yönetiminin lehine vermiş olduğu, usulsüz idari ibrasızlığının yok hükmünde sayıldığını bilmiyor. Asıl önemli konu, G.Saray'ın şu andaki durumu ve yakın gelecekte karşılaşacağı bana göre felaket ötesi olaylar... 15 Mayıs 2011 tarihinde bizzat İnan Kıraç'ın direktifleriyle başkan seçilen Aysal, o tarihlerde ne demişti: "G.Saray şeffaf yönetilecek ve kurumsal olacak."

İflas bayrağını çekmeye az kaldı

Aysal döneminde başta Terim olmak üzere Ali Dürüst ve Abdurrahim Albayrak'ın olağanüstü performanslarıyla bu kulüp arka arkaya 2 şampiyonluk çıkardı. Zaten bu muhteşem büyü, Aysal'ın, "Ben artık işi öğrendim. Benim Dürüst'e, Albayrak'a ihtiyacım kalmadı. Bu ikiliden sonra da Terim'i gönderirim" düşüncesiyle bozuldu.

Bu 3'lü gönderildi, G.Saray karaya oturdu. Daha da önemlisi kulüp artık kurtulamaz noktasında. İflas bayrağını çekmeye az kaldı. 250 milyon dolara Riva'yı da satsalar, G.Saray Adası'nı da verseler bu borcu kapatmaları mümkün gözükmüyor. G.Saray'ı çok sıkıntılı, zor bir 5 yıl bekliyor. G.Saray'a gönül verenler meşakkatli bir dönem geçirecek.

Borç her yıl 100 milyon dolar artacak

G.Saray'ın 31.12.2013 itibarıyla borcu 1 milyar 152 milyon TL. Yani 520 milyon dolar. Bunun içinde devre arasındaki 9 transfer için ödenen yaklaşık 67 milyon dolar da yer almıyor.

Ben rakamlarla konuşmayı severim. G.Saray'da sezon başında Arena'nın tüm kombineleri 3 yıllığına satıldığı için, artık sadece yayın hakları, sponsorluklar ve Şampiyonlar Ligi gelirleri var. Taş çatlasa G.Saray'ın yıllık geliri 100 milyon dolar olur. Ama her yıl gideri 200 milyon dolar civarında. Bu da demek oluyor ki, her yıl borç 100 milyon dolar daha artacak. Şimdi alt alta toplayalım.

Son yapılan rezil transferlerle 590 milyon dolar mevcut borç var. 3 yıl kombine satamayacağına göre ve yılda da 100 milyon dolar borç hanesi kabaracağına göre 2016 yılı ortasında G.Saray'ın toplam borcu 900 milyon dolara fırlayacak.

Şunu da hatırlatmakta fayda var. UEFA'nın verdiği cezalarla F.Bahçe, Avrupa kupalarına katılamadığı ve halen katılamayacağı için sarı-lacivertlilerin paralarını da G.Saray cebine indirdi.

Bu şans elbette hep senin yanında olmayacak. Yani G.Saray, UEFA'dan geçen sezon Devler Ligi için aldığı ve bu sezon alacağı toplam 41 milyon Euro'yu bir daha göremeyebilir.

İşte olası senaryolar

Aysal, 13 Nisan'daki Genel Kurul'da mali yönden ibra edilmesinin zor olduğunu biliyor ve bu nedenle 13. maddeyi ekleyerek hem geçmişi hem de kendini aklamak istiyor. Yani toplu ibra yoluna gidecek. Aysal belki de mali yönden ibra edilmek için erken seçim kararını da açıklamak zorunda kalabilir.

Seçim kararı alırsa da yaşını, belki rahatsızlığını ileri sürüp kaçacak. Belçika'ya yeniden yerleşebilir. Peki olası 900 milyon borç nasıl kapatılabilir?

G.Saray, Araplar'ın veya Ruslar'ın olabilir

Şaka yapmıyorum. Bu kulüp ileride Katarlı bir dolar milyarderinin veya Rus petrolcünün olabilir. Araplar’ın zaten alttan alta G.Saray'la ilgilendiklerini biliyorum. Bir başka olasılık ise -gerçi ben zor görüyorum ama- tüzükteki değişiklikle, bir başka deyişle demokrasi devrimiyle 25 milyon gönüllüsü olan kulüp halka açılabilir. Yani halkın takımı olabilir. Liseli hegemonyasından kurtulması gerektiğine yüzde yüz inanıyorum. 25 milyonun 10 milyonu kulübe üye yapılsın borç biter.

Son ihtimal ise, G.Saray Eğitim Vakfı Başkanı İnan Kıraç parayı bastırıp Sportif A.Ş.'yi kendi vakfına alacak. Seçilecek olan G.Saray Başkanı da konu mankeni olup dolaşacak. Ya da daha önce Arena'yı yapan, birleşmeyi gerçekleştiren ve sportif başarı dışında mükemmel işler yapan Adnan Polat'ı tekrar başkan yapmak için kapısını aşındıracaklar.

İnanın bunlar senaryo değil, şaka hiç değil. Aldığım son duyum da Finansal Fair Play'e uymadığı için G.Saray'ın Avrupa kupalarından UEFA tarafından men edilme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı yönünde. Umarım sadece gerçekleşmeyecek bir dedikodur.

DİĞER YENİ YAZILAR