Dün geceki karşılaşmadan çıkarılacak o kadar çok ders var ki.. Öncelikle görmüş, geçirmiş, buram buram tecrübe kokan futbolcuyla bizimkiler arasındaki fark ortaya çıktı.
Düne kadar taraflı tarafsız herkesin “Takımda önce Drogba’nın adını yazarım sonra da diğerlerini” dediği G.Saray’da bir baktık ki, Drogba kulübede, oynamayan bir başka star Sneijder tribünde. Ama ikisinde de ne ukalalık ne küstahlık ne laubalilik vardı.
SneIjder, bizim bazı oyuncıların yaptığı gibi evde veya barda değil tribünde pür dikkat maçı izlerken, Drogba yüzde yüz konsantre ve atılan gollerde müthiş arzulu ve coşkuluydu. Tavırın T’si yoktu Fildişili’de. Yani şunu demek istiyorum. Türkiye’nin star bir oyuncusunu kulübeye oturtsan, ne sevince ortak olur ne de ısınmak için sahaya çıkardı.
Hakem iyiydi, kötüydü çok kurcalamak istemiyorum. Zaten herkes kararlarını gördü ve Özkahya iyi gününde değildi. Sarı kartları çok gereksiz gösterdi. Drogba’ya çaldığı penaltının uzaktan yakından alakası yoktu.
G.Saray'da Riera, Chedjou, Aydın ve özellikle Melo harika oynadı. Burak Yılmaz da olumlu işler yaptı ama 75’te sakatlanmasına rağmen attığı 30 metrelik depar tam bir cahillik ürünüydü.
MANCINI EL KOYSUN
Umut da maç boyunca sol çizgide iyi işler yaptı ama bu sezon sağlıklı olarak forma giymeyen Riera ve Aydın’ı çok beğendim.
Son sözüm teknik direktör Mancini ve Drogba’ya. Lütfen penaltı kime yaptırılırsa yaptırılsın ama bu Drogba’ya penaltı attırılmasın. Selçuk harika vuruşla penaltıyı atmış, bırakın ikincisini de atsın, moral kazansın ve takım 3-1’i yakalasın. Drogba’nın arzusuna, ciddiyetine hiçbir sözüm yok ama duran toplardaki egoistliğine artık Mancini el koysun.
G.Saray ikinci yarı çok akıllı ve kontrollüydü. Haklı bir galibiyet aldılar ve kara bulutlar şimdilik dağıldı. Madrid’den 1 puanla dönerlerse kimse şaşrırmasın.
Drogba ve Burak
Haberin Devamı

