Bu başlık, THY’nin uyguladığı “mil politikasının” bire bir karşılığıdır.. Müşterinin fazla bagajından business class bilet parası alan THY gerçekten dünya markası.. Kilosu “on Euro’dan” bavul taşıyan THY’yi kimse geçemez..
Düğüm çözüldü..
Ne zaman ki futbolun süper starı Messi’yi bizim THY’nin basın toplantısında “konu mankeni olarak” oturmuş, kös kös konuşulanları dinliyor gördük..
Kafama o zaman dank etti..
Türk Hava Yolları’nın benden kilo başına aldığı on Euro’luk ücretin sırrı çözüldü..
Kazıklanan benim.. Barcelona’nın dünya çapındaki futbolcusu da bu eylemin yardım ve yatakçısı..
Televizyonda hâlini bir eyyam seyrettim.. Bütçemdeki 420 liralık kazığa rağmen çocukcağıza kızamadım..
THY sözcülerinin arasında oturup, kendisi ve şirket hakkında söylediklerinin tercümesini dinlemek.. Anlamsızca uzatılan cümlelere katlanmak.. Üstelik bu eziyete para için razı olmak..
Bence Messi için yeterli cezaydı..
Futbolu izlemeyen kadın okurlar için bir iki satır malûmat sıkıştırıvereyim..
Bu Barcelona’lı Messi el kadar bir oğlan.. Ne var ki “Boyu değil işlevi..” lafının sahalardaki tam karşılığı..
Futbolda kırmadığı rekor kalmadı.. Üstelik bu oğlanı Arjantin’den daha çocukken getirmişler.. Bir kemik hastalığı mı varmış, neymiş..
Tedavisi İspanya’da yapılmış.. Tedavi uzayınca bu ülkede kalıp okula gitmiş.. O arada top da oynamış..
O kadar marifetliymiş ki geldiği yer Dünya’nın bir numarası.. Kazandığı para ise yılda 100 milyon Euro’ya yakın..
Bu yılki kazancının içinde bizim THY’nin “tanıtım yüzü” olması için verdiği milyonlar da var..
TANITIM YÜZÜ
Türk Hava Yolları’nın dünya çapındaki başarısıyla elbet biz de övünüyoruz..
Daha da iyi günlerini görürüz inşallah!
Lakin şirketten yediğimiz kazıkların da tadını unutamıyoruz..
Örnek kendimden de olsa genel konuşuyorum.. Tahmin ediyorum ki yazdıklarımı okuyan pek çok THY müşterisi içinden “Benim de başıma geldi..” diyecektir..
Kızım Londra’ya gidecekti..
Biletini gidiş-dönüş, göğsümüzü gere gere THY’den aldık.. 613 lira ödedik..
Yani gidiş 306 buçuk, geliş 306 buçuk lira olmak üzere 613 lira..
Kızımın Londra’da oturan bir kız arkadaşı, kendisine ait bir kilimi getirmesini rica etmiş.. Bizimki de olur, demiş..
Gitti, bavul ebadında bir kutu buldu.. Kilimi içine yerleştirdi.. Bantlattı..
Beylik tariftir ama.. Tecrübe dediğin şey insanın yediği kazıkların bileşkesidir..
Biz de tecrübemiz sayesinde “Bagaj fazlası” olacağını önceden anladık.. Kızıma “Bunun için çok para alırlar.. Gel kargo ile gönderelim..” dedim..
“İş bitirici baba..” olarak kredimiz sıfır olduğundan kabul etmedi.. İşini illa ki sağlama bağlayıp kendi götürecek..
Bir de THY’yi arayıp danışmış..
Kime danıştıysa artık.. “Kargo daha pahalıya gelir, yanınızda götürün..” cevabını almış..
Eh! Ne yapalım?
THY sözcüsünün aklına uyduk.. Uçuş günü havaalanına gittik.. Uçuş kartımızı almak üzere kuyruğa girdik.. Sıramız gelince çağırıldık..
Bavulumuzu ve kolimizi bagaj bandına koyduk.. Gözüm ağırlığı gösteren panoda..
Para benden çıkacak olduğundan içimden “Yüz kâğıt gider mi acaba?” hesapları yapıyorum..
Görevli çocuk, yirmi kilo fazlamız olduğunu ve bunun için ödeme yapmamız gerektiğini söyledi..
Kilo fazlasını oradan tahsil etmeyip, ayrı bir eziyet düzeni kurduklarından bilet satışın yolunu tuttuk..
Oradaki memur “İşte bir kurban daha” dercesine yüzüme baktığında bir acıma ifadesi sezinler gibi oldum ama konduramadım..
Benden 20 kiloluk fazla bagaj için 420 lira istediğinde, niye öyle baktığını anladım..
“Bu nasıl fiyat? Böyle şey mi olur?” türünden itirazlar, tüketici konumundaki kurbanların boşa itirazıdır ancak “kendi acısını hafifletmede” rehabilite edici etkisi vardır..
Söylene söylene ödedim parayı..
MEMUR TALİMLİ
Ben söyleniyorum, bagaj için bilete ekleme yapan memur kafa sallıyor.. Seninle tartışmıyor, seni terslemiyor..
Belli ki adam da alışmış bu kıyıma.. İçinden hak verse de görevini yapıyor..
“Yahu kızım 46 kilo.. Üç yüz liraya gidiyor.. Yirmi kiloluk ek bagaj dört yüz yirmi liraya..”
Cevap yok..
Durum, kızı ekonomi’de, bagajını business class’ta uçuruyormuşuz gibi..
Söylene söylene aldık makbuzu, getirip bileti kesecek memura verdik.. Durumu öğrenen kızımın da yüzü düştü ama yapacak bir şey yok artık..
Uçuş kartımızı aldık, pasaporta doğru yürüyoruz.. Ben yine söylenmeye devam ediyorum.. Babaların görevi budur.. Çaresiz kaldıkları konularda söylenmek..
Kızın da bir suçu yok ki..
Yine de “Ama kargo daha pahalıymış..” mealinde ara cümlelerle kendini savunuyor.. Bize kulak misafiri olan bir THY görevlisi lafa karıştı..
“Babanız haklı, dünyanın hiçbir yerinde on euro’luk kilo fiyatı yok.. Kargo daha ucuza gelir..” dedi..
Öyle yapsaymışız üç günde ellerine ulaşırmış..
Bir iki de örnek verince yediğimiz kazığın ebatları netleşti.. Bu arada kızıma telefonda bilgi veren o THY görevlisinin de “potansiyel kazıkçı” olduğu anlaşıldı..
Basketçi Kobe’den sonra Messi’ye milyonlar dökülmesinin sebeb-i hikmeti de bence mâlum oldu..
THY bu paraları harcarken bizim sersemliğimize güveniyor besbelli..
Ünlü bir düşünür “Belâ tek başına gelmez..” demiş.. Başka belâlarla birlikte gelir mânâsına..
Cep telefonuma birkaç gün önce bir not düştü..
THY’den.. 42 bin milim birikmiş, yılbaşına kadar harcamazsam yanacakmış..
Yahu yılın bitmesine bir ay kala o milleri ben ne yapayım.. Yeni yılda nereye gideceğim belli mi ki? Geçen sene de aynı kazığı yemiştim..
Bu yıl tadını yeniden çıkarıyorlar.. Boş bilet alamıyorsun.. İlle de nereye gideceksen tarihi belli olacak..
Tek kelime ile pişkince uygulanan bir “üzerine yatma” politikası..
O yüzden kızamıyorum Messi’ye dökülen paralara.. Kazandığımız milleri bize yedirtmiyorlar, bırakın o yesin..

