Selahattin Duman

Selahattin Duman

sduman@gazetevatan.com

Tatlı dillim, düşük bellim, a ceylan gözlüm..

Buyrun size yeni bir tartışma konusu.. Hem de "töre cinayeti" gibi Laila'da, Reina'da yaşanması mümkün olmayan gerçek bir konu.. "Düşük belli pantolon giymenin" erkek kısmının hissiyatını incitip incitmediğine dair.. Bakalım kim üste çıkacak Ne güzeldi her şey! Türkiye'de kadınlara mahsus fikriyat üretenler kafayı 'Töre cinayetlerine" takmış gidiyordu..

Haberin Devamı

Buyrun size yeni bir tartışma konusu.. Hem de "töre cinayeti" gibi Laila'da, Reina'da yaşanması mümkün olmayan gerçek bir konu.. "Düşük belli pantolon giymenin" erkek kısmının hissiyatını incitip incitmediğine dair.. Bakalım kim üste çıkacak Ne güzeldi her şey! Türkiye'de kadınlara mahsus fikriyat üretenler kafayı 'Töre cinayetlerine" takmış gidiyordu..

Allah'ın dil bilmez, iz sürmez dağlılarının "aile içi meselelere" kendilerince buldukları çözüme kafayı takmışlardı..

Gerçi "dantel" (*) yazarların "sorun torbasında" töre cinayetleri ile alti ayda bir tekrarlanması gereken botox tekniğinin yükü aynıydı ama olsun..

(*) Dantel: Entel'in dişisi..

Botox'luk suratın var mı derdin var.. Oturup oturup yazarsan kendine biçtiğin vitrin ağırlığına uymaz..

***

Döneceksin, döneceksin.. Töre cinayeti yazacaksın ki kadınlık aleminde namın yürüsün.. Zaman içinde oluşan ve sosyo ekonomik şartlarla şekillenen "törelerin" sen yazdığın için değişeceğine ahaliyi inandıracaksın..

Eeee! Bu işlerin ayarı yok.. Sen sosyal hayatın kanunları ile uğraşırken Türk Ceza Kanunu geldi, başlarına işi açıverdi..

"Hayasızca Hareketler" maddesindeki "teşhircilik" tarifi lastik gibi uzadı, kızların giydiği düşük belli pantolonlara kadar dayandı..

Ben başlatmadım..
Niza, yeni Türk Ceza Kanunu'nün yorumundan çıkıyor..

Hükümet adamlarının her icraatından kıllananlar yeni kanundaki "teşhircilik" tarifinden "düşük belli pantolon giyen kızlara da altı ay hapis.." mânâsı çıkardılar..

Çarşının karışması bu sebepten..

Hükümet adamları "Yok böyle bir şey.." diyor, danteller "Var ama bizden saklıyorsunuz.." diye sızlanıyor..

Benim işin tam da burasında olaya müdahil olmam zaruret haline geliyor..

Karışmasam olmaz! Fikirse fikir.. Akılsa akıl. Biz de eteğimizdekini dökeceğiz..

***

Önce kanunda çekiştirilen "teşhircilik" olayını tarif edelim.. Eski kanunun gerekçesinde açıktı.. Er kişi veya kadın kişinin edep yerini durduk yerde başkalarına gösterme işine teşhir denilirdi..

Kadınlar yaptığında kimse şikâyetçi olmazdı lakin iş yiğit kısmından birinin başına geldiğinde herkes ayaklanırdı..

Teknik olarak şöyle yapılırdı..

Yiğit kişi altına don, bokser, tuman dediğimiz iç çamaşırı giymeden sokağa çıkar, edep yerini de üzerine giydiği bolca bir pardösü ile kapatırdı..

Karşı cinsten birini tenhada gördüğünde pardösünün iki yakasını açar, ortaya koyduğu görüntüyü "Hiiiyaaa.." sayhası ile desteklerdi..

Zorluk akrabaya
Manzaranın görkeminden etkilenen kadın veya kadınlar çığlık çığlığa kaçışırken eylem tamamlanmış olur, bundan sonrası zaptiyeleri alâkadar ederdi..

Burada en zorlanan teşhircinin yakın akrabaları olurdu..

İşin mahkeme faslı başladığında, takım elbise giydirilip bir devlet memuru görüntüsü verdirilen teşhirci sanık sandalyesinde uslu uslu otururken "şahit sıfatlı" yakın akrabalar;

"Aslında çok sakin, iyi bir insandır.. Bunalım geçiriyor.." dilleri dökerlerdi..

Eğer pisikiyatri biliminden yararlanmayı beceren bir avukat bulmuşlarsa savunma oraya dayandırılırdı:

"Karşı cinsle iletişim kurmakta zorlanan sanık, kendini ifade etmek için dışa açılmıştır.. Bu sıradan bir edep yeri gösterme olayı değildir.. Bunalımlı bir kişiliğin bilinç altını dışa vurmasıdır.."

Sonuç değişmesine değişmezdi ama akrabaların içi rahatlardı..

***

Eğer nisa taifesinin yeni kanun hakkındaki yorumu haklı çıkarsa bu kez aynı türden savunmaları yapma sırası "düşük bel modasına takılan" kızlara gelecek.

Hakim "Niye böyle giyindin?" diye soracak.. Kız cevap verecek:

"Amacım teşhircilik değildi.. Kıyafetim, bilinç altımın dışa vurumudur.."

"Peki göbeğine taktığın küpe ne?"

"O küpe değil hakim bey.. Piercing.."

"Aferin.. Gereği düşünüldü.."

Faydası büyük
Kanunların gerekçesi, o kanunun hangi ihtiyaçtan dolayı yapıldığını anlatır.. Şartları yorumlar.

Buradan giderek bizim kızların "düşük belli pantolonlar" giyerek teşhircilik amacı gütmediğini söyleyebiliriz.. Bir kere göbek nahiyesi "edep yeri" kapsamına girmez..

Midenin bulunduğu yere yakın olduğundan, düşük bel sayesinde ortaya çıkan görüntü o kişinin iştahını gösterir..

Kızın göbeği ayva dediğimiz türdense kilo almaya eğimli olduğunu anlarız.. Bu da nikâhtan beş altı ay sonra o pantolonu bir daha giyemeyecek duruma geleceğini gösterir..

En geç iki yıl içinde veya doğumdan beş altı ay sonra ailesindeki diğer kadınların ölçüsünü yakalayacağını "110-105-105" olacağını kanıtlar..

Peki bunun kimseye faydası var mı? Elbette var.. Erkeklere var.. Evlilik arefesindeki bir erkek seçtiği kızın düşük belli pantolon giymesi halinde neye talip olduğunu önceden bilebilir..

***

"90-60-90" ölçüleriyle nikâh masasına oturttuğu kızın iki yıl içinde "110-105-105" ölçüsüne ulaşacağını anlar..

Temsil "Havacılık şenliklerinde.." eşinin sutyenini paraşüt olarak kullanabileceğinin bilincinde olur..

Düşük belli pantolonların yardımına rağmen hâlâ evlenme fikrindeyse o erkek için yapacak bir şey kalmamıştır.. Acınmaz..

Özetlersek:
Ben "düşük belli pantolon giymenin" şu veya bu nedenle "Hayasızca hareketler" tarifine giren "teşhircilik kapsamında" yorumlanacağına inanmıyorum..

Olsa olsa vitrin anlamında bir teşhircilik sayılabilir.. Bunun da umumi adaba mugayir tarafı yoktur.. Üzerine etiket koymadıkça..

DİĞER YENİ YAZILAR