Selahattin Duman

Selahattin Duman

sduman@gazetevatan.com

Postacı Dursun Çavuş modeli demokrasi

Bu memleket ahalisinin gördüğü son “halk tipi aday” Güney-doğu’nun illerinden birinde mukim emekli postacı Dursun Çavuş’tur.. Onun seçilememesi, demokrasimizin büyük kaybıdır.. Hâlâ o bedeli ödüyoruz..

Haberin Devamı

Bu memleket ahalisinin gördüğü son “halk tipi aday” Güney-doğu’nun illerinden birinde mukim emekli postacı Dursun Çavuş’tur.. Onun seçilememesi, demokrasimizin büyük kaybıdır.. Hâlâ o bedeli ödüyoruz..

Emekli posta müvezzii (dağıtıcısı) Dursun Çavuş’un demokrasi mücadelesi Beynelmilel filminin senaristi ve iki yönetmeninden biri olan Süreyya Sırrı Önder’den rivayettir..

İçinde ders çoktur.. Vitamini yoktur..

***

Dursun Çavuş, 1970’li yıllarda oturduğu ilden bağımsız milletvekili adayı olduğunda en büyük rakibi CHP’nin adayı Lütfi Doğan’dı..

O vakitler Lütfi Doğan dedin mi aynısından iki isim birden akla gelirdi..

Biri Erbakan Hoca’nın Erzurum’dan aday gösterdiği Lütfi Doğan.. Diğeri de CHP’nin adayı, eski Diyanet İşleri Başkanı Lütfi Doğan..

KİTAPTA BÖYLE..
Diyanet İşleri Başkanlığı ne demek? Koskoca Osmanlı’dan devir hilafet makamının cumhuriyetteki vekili demek.. Ülke Müslümanlarının resmi sözcüsü ve temsilcisi..

Lütfi Doğan’ın görevi buydu..

Anılarını “Dünya Hepimize Yeter” kitabından okuduğumuz Serkis Çerkezyan’ın verdiği bilgiye göre Ermeniler’in eski patriklerinden Şinork Kalutsyan da üvey kardeşiydi..

Patrik Şinork daha çocukken babasını kaybetmiş, annesi de bir Türk ile evlenmiş.. Ondan çocukları dünyaya gelmiş.. Serkis Çerkezyan’a göre bunlardan biri de Lütfi Doğan’mış..

Kesin mi bilmem.. Kitap böyle yazıyor.. Doğruysa öteki dünyayı iki taraftan da garantiye almış demektir..

İşte Dursun Çavuş böyle zorlu bir rakiple mücadele etmekte.. Lakin seçim çalışması dedin mi şimdinin Cem Uzan’ından daha gayretli..

Bir traktör römorkunu süslemiş ki bu kadar olur.. Çiçekten başla.. Ay yıldızlı bayrağımızdan tut, sünnet çocuklarının göğsüne çaprazlama dolanan “Maşallah” yazılı kurdeleye kadar ne ararsan römorkun üzerinde..

Hatiplik dersen, bir miting konuşmasında iki Cem Uzan birden çıkarır.. Kendisine seçim türküsü de yaptırmış.. Kasetini Grundig TK 20 model teybe tıkıyor..

Sesi hoparlörden verip, teybi bangır bangır bağırtıyor..

“Minare dolam dolam.. / Dursun Çavuş kurbanın olam..”

***

Konuşması etkili demiştik.. Ayrıca nutukları interaktif.. Ahaliyle paylaşıyor cümlelerini..

“Bu memlekette kabak yetişiiir?”

“Yetişiiir!!”

“Tomatiz yetişiiir?”

“Yetişiiir!!”

“Adam yetişiiir?”

“Poh yetişir..”

Son sorunun cevabı sadece iki sözcükten ibaret değil.. Üçüncü soru patlatılır patlatılmaz ahaliden iyi aile terbiyesi görmemiş olalar sadece “Poh” sözcüğü ile yetinmiyor..

Kimi elini, kimi iki eliyle sıvazladığı ayağını gösterip erkek kısmının edep yerini temsili olarak canlandırmaya çalışıyorlar..

YARATICI AHALİ
Demokrasilerde halka inanacaksın.. Halkın yaratıcılığına güveneceksin..

“Bizde adam yetişmez..” seçkin inanışını patates, domates örnekleri ile çürütüp, yabancıların kendi bölgelerinden aday olmasına tepki gösteren Dursun Çavuş ardından yaratıcı vaatlerini sıralıyor..

“Tekel Bakanı’ndan recoya Taylor pıçak isteyem mi?”

“İsteee..”

Reco, Tekel’in reji idaresinin yerel dildeki karşılığı.. “Taylor Bıçak” ise tütün yapraklarını kesme işinde kullanılan modern giyotinin markası..

Öbürleri çabuk kırıldığından üreticiye illallah dedirtmiş.. Asıl bomba vaat bundan sonra geliyor:

“Kerhana vizitasını beş liraya düşürem mi?”

Çavuş’un başına toplananların kendinden geçtiği yer tam burası.. Beş liraya kerhane vizitesi demek, hayat standardında Avrupa’yı geçmek demek..

O yüzdendir ki ahali, Dursun Çavuş’u yaratıcı seçim sloganını tekrarlayarak destekliyor..

“Yırt! Yırt! Vıllıııt!”

***

Demokrasimizin vak’anüvisleri Dursun Çavuş ile eski Diyanet İşleri Başkanı Lütfi Doğan’ın seçim meydanında fiziki olak karşı karşıya gelişini naklederken biraz tereddüt ederler..

Seçim meydanındaki bu rastlaşma demokrasimiz açısından iyi mi oldu yoksa kötü mü?

Kaybeden Lütfü Doğan mıydı, Dursun Çavuş muydu, yoksa demokrasi mi? Bu soruların kesin cevabı yoktur.. Kararı okura bırakmak galiba en doğrusu olacak..

Bu tarihi karşılaşmanın görgü tanığı Süreyya Sırrı Önder o tarihi anı şöyle rivayet eder..

SÖYLE BAKALIM..
Eski Diyanet İşleri Başkanı Lütfi Doğan partisinin düzenlediği mitingde konuşma yapmak için kürsüye çıkmış, konuşuyordu..

Birden Massey Ferguson marka traktörün homurtusu alana doldu.. Gelen traktörün römorkundaki Dursun Çavuş ve yandaşlarıydı..

Ahali çappik çalmaya (alkışlamaya) başlayınca Lütfi Doğan bunu kendisini çappikliyorlar sanıp, kalabalığa el sallamaya başladı..

Traktör “Tart.. Tart.. Tart..” homurtuları ile ahaliyi yara yere geldi.. Lütfi Doğan’ın üzerinde bulunduğu kürsünün beş metre yanında durdu..

Dursun Çavuş bir elinde megafon, öne çıktı.. Öbür eliyle çappik çalanları susturup gür sesiyle sordu:

“Lütfi Hocaaa.. Reco’ya Taylor pıçak vereceksin?”

Bu cümleden sadece bıçak sözcüğünü anlayan Lütfi Hoca “Muhterem ne gereği var..” türünden bir şeyler geveleyince Dursun Çavuş darbeyi vurdu.

“Ahooo! Ahooo! Gerek yok ele mi?”

***

Ahali coşup “Yırt.. Yırt.. Vırrııııt!” sloganını atınca Hoca iyice şaşırdı.. O anın tadını çıkaran Dursun Çavuş can alıcı sorusunu patlattı:

“Kerhana vizitasını beş lira edecahsın mı?”

Kürsüye dönüp merakla bakanlar Hoca Efendi’nin sadece “Estağfurullah” diyebildiğini duydular.. O “Estağfurullah” partinin bölgeden beklediği bütün oyları alıp götürdü..

İkisi de kaybetmişti..

Arkasında parti olmayan Dursun Çavuş’a üç oy çıktı.. Biri kendisinin, diğeri karısının oyu.. Yaşadığı sürece de o üçüncü oyun sahibini merak etti..

“Aceba hangi evradını..” diye diye o oyun sahibini arayıp durdu..

Şanssızdı Dursun Çavuş..

Yanlış zamanda siyaset yaptığı için şanssızdı..

İki, üç oyun cumhurbaşkanı belirlediği günlere yetişemediği için şanssızdı..

DİĞER YENİ YAZILAR