Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde okuyan öğrenci, tez hazırlıyordu. Bunun için bir yaz mevsimi süresince her gün, üzerine siyah-beyaz çizgili bir tişört giyerek Harvard takımının futbol sahasına gitti, alanı bir uçtan bir uca yürüyerek yerlere kuş yemi serpti. Bu arada, cebinden bir hakem düdüğü çıkartıp zaman zaman öttürdü. Yağmur, çamur demeksizin her gün aynı saatte aynı hareketleri törensel bir ciddiyetle yaptı. Derken sonbahar geldi, futbol sezonu açıldı. Harvard futbol takımının ilk maçı oynanacaktı. Siyah-beyaz tişörtlü hakem başlama düdüğünü çaldı ve o anda olanlar oldu. Yüzlerce kuş, futbol alanına hücum etti ve doğal olarak maç ertelendi. Öğrenci tezini verdi ve mezun oldu.
Sınavın ömrü kaç ay?
Kırlangıcın biri, bir adama aşık olmuş. Pencerenin önüne konmuş, bütün cesaretini toplamış, tüylerini kabartmış, güzel durduğuna ikna olduktan sonra, küçük ve sevimli gagasıyla cama vurmuş. Adam cama bakmış. Kimmiş onu işinden alıkoyan, çünkü çok meşgulmüş. Heyacanlı kırlangıç, telaşını bastırmaya çalışarak, derin bir nefes almış, şirin gagasını açmış, sözcükler ağzından dökülmeye başlamış: "Hey adam! Ben seni seviyorum. Nedenini, niçinini sorma. Uzun zamandır seni izliyorum, bugün cesaret buldum konuşmaya. Lütfen pencereyi aç ve beni içeri al, birlikte yaşayalım." Adam birden parlamış. "Yok ya daha neler, durduk yerde sen de nerden çıktın şimdi? Olmaz, alamam" demiş. "Sen bir kuşsun! Hiç kuş, bir insana aşık olur mu?" Kırlangıç mahcup olmuş, başını önüne eğmiş, ama pes etmemiş. Bir süre sonra tekrar pencerenin önüne gelmiş, gülümseyerek bir kez daha şansını denemiş: "Adam, adam! Hadi aç artık şu pencereyi, al beni içeri. Ben sana dost olurum, hiç canını sıkmam." Adam kararlı, adam ısrarlı. "Yok, ben seni içeri almam. İşim gücüm var, çekil git başımdan." Aradan biraz zaman geçmiş. Kırlangıç son kez adamın penceresinin önüne gelmiş. "Bak soğuklar başladı, üşüyorum dışarda, aç şu pencereyi de al beni içeri. Yoksa sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım, çünkü ben sıcakta yaşayabilirim. Pişman olmazsın, seni eğlendiririm. Birlikte yemek yeriz. Bak, hem sen de yalnızsın. Yalnızlığını paylaşırım" demiş. Adam, bu yalnızlık meselesine içerlemiş, pek sinirlenmiş. "Ben yalnızlığımdan memnunum!" demiş. Kuştan onu rahat bırakmasını istemiş. Düpedüz kovmuş onu. Kırlangıç, son denemesinden de başarısızlıkla çıkınca, başını önüne eğip çekip gitmiş. Aradan uzun bir süre geçmiş. Adam önce düşünmüş, sonra da kendi kendine itiraf etmiş: "Hay benim akılsız başım, ne kadar da aptallık ettim. Beklemediğim bir anda karşıma çıkan dostluk fırsatını teptim. Niye onun teklifini reddettim ki? Şimdi böyle kös kös oturacağıma, keyifli vakit geçirirdik birlikte." Pişman olmuş olmasına, ama iş işten geçmiş. Yine de kendini teselli ermeyi ihmal etmemiş: "Sıcaklar başlayınca, kırlangıç nasıl olsa geri gelir, ben de onu içeri alır, mutlu bir hayat sürerim." Sıcakların gelmesini beklemiş. Gözü yollardaymış. Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş, ama... Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş, ama nafile. Kırlangıç yokmuş! Gelen başka kırlangıçlara sormuş, ama gören olmamış. Sonunda, danışmak ve bilgi almak için bir dostuna gitmiş. Olanları anlatmış. Dostu, gözlerini adama dikmiş ve "Kırlangıçların ömrü 6 aydır, sadece 6 ay!" demiş.
Güç istedim ve Tanrı...
Güç istedim ve Tann, beni güçlü yapmak için karşıma zorluklan çıkardı. Bilgelik istedim ve Tanrı, bana çözmek için sorunlar verdi. Zenginlik istedim ve Tanrı, çalışmak için bana beyin ve güçlü kaslar verdi. Cesaret istedim ve Tanrı, üstesinden gelmem için bana tehlike verdi. Sevgi istedim ve Tanrı, yardım etmem için sorunlu insanlar verdi. İyilik istedim ve Tanrı, bana fırsatlar verdi. Başarı istedim ve Tanrı, bana akıl verdi.
İstediğim herşeyi elde edemedim, ama ihtiyacım olan herşeyi elde ettim.
Alışkanlık, alışkanlıktır, insan, onu pencereden atamaz. Ancak tattı bir dille, merdivenden birer birer aşağıya inmesini sağlayabilir* (Marc Twain)
Şartlanma
Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde okuyan öğrenci, tez hazırlıyordu...
Haberin Devamı

