Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, öğretmen atamalarında Fen-Edebiyat fakültesi mezunlarının mağduriyetlerinin giderileceğini, öğretmenlik formasyonu almış bu okul mezunlarının da Eğitim fakültesi mezunlarıyla aynı koşullarda atamalarının yapılacağını belirtti.
Çelik, "öğretmen okulu mezunu bir Bakan olarak" öğretmenlerin sorunlarını yakından bildiğini, ancak hamasi sözlerle konuya yaklaşmanın bir sonuç vermeyeceğini söyledi. Öğretmenlik mesleğinin 1970'li yıllardan sonra önemsenmemeye başlandığı, "hiçbir şey olamıyorsa öğretmen olsun" mantığıyla bu mesleğe yaklaşıldığını belirten Çelik, "Bu yanlıştır. Eğitim ordusu önemsenmezse sizi karanlıklar, dünyanın gerisinde kalmak bekler" dedi. Türkiye'de çoğu kez "reform" adı altında "isim değişikliğiyle fonksiyonel değil, formel düzenlemelere gidildiğini" belirten Çelik, aynı şeyin öğretmen okullarında da yapıldığını kaydetti. Çelik, son 10 yılda şartların biraz iyileştiğini, öğretmen yetiştiren fakültelerin puanının, bazı tip ve mühendislik fakültelerinden yüksek olduğunu bildirdi. Hâlen 103 Anadolu Öğretmen Lisesi'nde eğitim-öğretim verildiğini, niteliği korumak için bu okullara sınavla öğrenci alımını kendilerinin de sürdüreceğini söyleyen Çelik, aynca Anadolu Öğretmen Liseleri'nde okuyan öğrencilere burs verilmesi uygulamasının da devam edeceğini bildirdi. Çelik, Türkiye'de 18 milyon öğrencinin eğitim-öğretim gördüğünü, bu sayının 3 Avrupa ülkesinin nüfusu kadar olduğunu belirterek, bütçeden alınan pay karşılaştırıldığında ise, Türkiye'nin dünyanın 105. ülkesi konumunda bulunduğunu vurguladı.
Öğretmen atamalarında çok ciddi haksızlıklar olduğunu anımsatan Çelik, Fen-Edebiyat fakültelerinden mezun olanların öğretmen atamalarında Eğitim fakülteleri mezunlarından farklı muameleye tabi tutulduklarını anlattı. Eğitim fakülteleri öğrencileriyle aynı dersleri görmelerine karşın Fen-Edebiyat fakültelerinden mezun olanların öğretmenlik atamalarında mağdur edilmelerinin önüne geçilmesi için çalışıldığını bildiren Çelik, öğretmenlik formasyonu almış olan Fen-Edebiyat fakültesi mezunlarının da Eğitim fakültesi mezunları gibi atanacağını, yüksek lisans yapmış Fen-Edebiyat fakültesi mezunlarının da atamalarının yapılacağını söyledi. Çelik, 72 bin öğretmene gereksinim duyulduğunu, bunun hemen karşılanmasının mümkün olmadığını söyledi. 8 yıllık kesintisiz eğitim yasası çıktığında dönemin iktidarının 2000 yılında bilgisayar destekli, tekli, öğretmen açığı olmayan ve taşımalı eğitimden kurtulmuş bir ilköğretim vaat ettiğini hatırlatan Çelik, bugün hâlâ 28 bin yerden, 5 bin yerleşim birimine öğrenci taşındığını, MEB'nın bu iş için kiraladığı 32 bin araca yıllık 200 trilyon lira ödediğini anlattı. "Taşıma suyla değirmen dönmez" hesabı, taşımalı eğitimin de verimli bir eğitim olmadığını belirten Çelik, çeşitli imkansızlıklar içinde güzellikler meydana getirmek için çalıştıklarını düe getirdi. Çelik, öğretmenlerin ekonomik sıkıntılarını dile getirirken "yerden göğe kadar" haklı olduklarını, ekonomideki iyileşmeye paralel olarak öğretmenlerin sıkıntısını öncelikle çözmek konusunda ellerinden geleni yapacaklarını söyledi.
Stanford
Yaşlı çift, trenden iner inmez Harvard'ın yolunu tuttu. Rektörün odasını buldular. Burnu havada olan rektör sekreteri, yollarını kesti. Yaşlı çiftten erkek olanı, utangaç bir tavırla, rektörü görmek istediklerini söyledi. "Olanaksız!" dedi sekreter. "O kadar meşgul ki, size zaman ayıramaz!" "Bekleriz" dedi yaşlı kadın. Bir kenara oturdular. Aradan saatler geçti. Yaşlı çiftin beklemekten yılmadığını gören sekreter, soluğu rektörün yanında aldı: "Birkaç dakikalığına da olsa, şunlarla bir görüşün. Kazık kaktılar, gidecekleri yok!" Rektör, sıkılarak kapıya çıktı. Nefret ederdi taşralılardan. Küçümseyerek, yaşlıları süzdü. Kadın, kekeleyerek söze başladı: "Harvard'da okuyan oğlumuzu kaybettik, burada çok mutluydu. Onun anısına, okulun bir köşesine büstünü dikmek istiyoruz." "Bayan!" diye parladı rektör: "Harvard'da okuyan herkes için bir büst yaptırmaya kalksaydık, burası müzeye dönerdi!" "Peki..." dedi yaşlı kadın. "Büst yerine, bir bina yaptırsak!" Rektör, alaycı tavırla: "Son yaptırdığımız bina, 7,5 milyon Dolara maloldu. Sayı saymayı bilmiyorsunuz galiba!" Yaşlı kadın, kocasına döndü "İnşaata başlamak için gereken para buysa, neden biz kendi üniversitemizi kurmuyoruz?" dedi. Görüşmenin noktalandığını, yaşlı bunaklardan kurtulduğunu düşünen rektör, bir çalımla odasına girdi. Yaşlı çift, Kaliforniya'ya geri döndü ve gerekli kişileri bularak inşaata başladılar. Harvard'ın umursamadığı oğlullarının adını, sonsuza dek yaşatacak bir üniversite kurdular ve bu üniversiteye soyadlarını kazıdılar: STANFORD
Mağduriyet giderilecek
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, öğretmen atamalarında Fen-Edebiyat fakültesi mezunlarının mağduriyetlerinin giderileceğini, öğretmenlik formasyonu almış bu okul mezunlarının da...
Haberin Devamı

