Bu süre bize yetmez!

California deprem kuşağıyla ilgili çalışmalar yapan bilimadamları, zayıf titreşimlerin yorumlanması suretiyle büyük depremleri 4-16 saniye önceden haber verebilecek bir yöntem geliştirdiler

Haberin Devamı

California deprem kuşağıyla ilgili çalışmalar yapan bilimadamları, zayıf titreşimlerin yorumlanması suretiyle büyük depremleri 4-16 saniye önceden haber verebilecek bir yöntem geliştirdiler. Sistem, depreme yol açan enerjinin yerkürenin derinliklerinden yüzeye doğru hareket edişinin yorumlanması ilkesine dayanıyor. Büyük bir deprem olacağının ilk belirtisi, hızlı hareket eden ancak düşük enerjili bir darbe olmaktadır. Buna 'P dalgası' adı verilir. Bunu, enerji açısından çok daha yüklü, fakat daha yavaş hareket eden 'S dalgası' izler. 'S dalgası', 'P dalgası'na oranla çok daha şiddetli bir sarsıntı yaratır. Wisconsin Üniversitesi profesörlerinden Richard Ailen ve California Teknoloji Enstitüsü öğretim üyelerinden Hiro Kanamuri, 'P dalgası'nı ölçerek, depremin yeri, kaynağı, zamanı ve şiddetini 4 saniye önceden saptamayı başardılar. Ailen, "P dalgası'nı farkedebilirsek, asıl deprem yüzeye ulaşmadan uyanda bulunabiliriz" diyor. Bu sayede, örneğin okul öğrencilerinin sıraların altına sığınabileceğinin mümkün olacağı belirtiliyor...

Yıllar bize yetmiyor, 4-16 saniyenin adı mı olur. Okul mu kalıyor ki, çocuklar sıraların altına sığınabilsin. Biz, sıralardan ziyade çelik dolapları tavsiye ediyoruz. Çelik dolaplardan daha fazla randıman aldık hatta, çelik dolapların, çocukları koruduktan başka, binalara da kolon görevi yaptığına şahit olduk. Kim demiş, bilime katkımız yok diye! Al işte, anında görüntü: "Büyük Depremlerde Çelik Dolapların Kolon Görevi Sağlaması Üzerine Bir Araştırma!" Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu, "Sistem çökmüştür, depremin altında kalan sistem olmuştur, hepimiz suçluyuz" demiş. Doğru ve samimi bir itiraf. Bu lafları çok duyduk, ama bu söylemlerle bir yere varamadık. Sayın Bakanla, cumartesi günü telefonla görüştüm. Gerçekten çok etkilenmiş, morali bozuk. Bir süre dertleştik. "Siz, Milli Eğitim Bakanı olsaydınız, istifa eder miydiniz?" diye sordum. "Hayır, etmezdim" dedi. İstifanın, popülist bir yaklaşım olacağını belirtti...

Biz, 'kelle' istemiyoruz; bir sorumluluk örneği istiyoruz; yeni bir yaklaşım ve yeni bir anlayış istiyoruz. Oraya seçtiklerimiz, geçmişten de sorumlu, gelecekten de! Evet, siz yapmadınız; gerçi yapanlar da ortada yok. Bir müddet sonra, siz de yok olacaksınız. Peki, biz kimi bulacağız? Bize karşı sorumlu olanları nerede bulacağız? Milli Eğitim ve Bayındırlık Bakanları; haydi, bir ilki başlatın ve bir sorumluluk örneği göstererek istifa edin!

Ödeniyor...
YURTKUR'dan öğrenim kredisi alan öğrenciler, kredi miktarlarının artırılmasından kaynaklanan farkları bu ay içinde alacaklar. Öğrenim kredilerinin Ocak 2003 tarihinden geçerli olmak üzere artırılmasından kaynaklanan farklar, 336 bin 71 eski öğrenciye 9 Mayıs Cuma gününden itibaren ödenmeye başlanacak. Öğrenim kredisi artışından kaynaklanan farklar, önlisans ve lisans öğrencilerine 120'şer milyon lira, lisansüstü öğrencilerine 240'ar milyon lira, doktora öğrencilerine ise 360'ar milyon lira olarak ödenecek. İlk defa öğrenim kredisi almaya hak kazanan 154 bin 528 öğrenciden, kredi taahhüt senetlerini 28 Nisan tarihine kadar YURTKUR'a teslim edenlere de öğrenim kredileri, 16 Mayıs Cuma gününden itibaren toplu olarak verilecek. Önlisans ve lisans öğrencilerinin hesaplarına toplam 390'ar milyon lira, lisansüstü öğrencilerine toplam 780'er milyon lira, doktora öğrencilerine de toplam 1 milyar 170'er milyon lira yatırılacak.

DİĞER YENİ YAZILAR