Bitmeyen tartışma

Biteceğe de benzemiyor, bitmez de. "Öğretmenlik" tartışmasından bahsediyorum

Haberin Devamı

Biteceğe de benzemiyor, bitmez de. "Öğretmenlik" tartışmasından bahsediyorum. Efendim, öğretmen nereden olunurmuş; eğrim fakültesinden mi, yoksa fen-edebiyat fakültesinden mi? Alın size, boş tartışmalardan biri daha. Bizde, sadece ak ve kara var. Ya hep ya hiç. Ya YÖK ya YEK. Ortası hiç yok, uzlaşma hiç yok. Ama hiç kimse şunu tartışmıyor; "En iyi, en çağdaş, en donanımlı, en verimli öğretmenleri nasıl yetiştirebiliriz, öğretmeni, nasıl yine baştacı yapabiliriz" diye. Bence önemli olan; "Oradan veya buradan mezun olması değil, isini sevmesi, işinde en iyi olması, çocukları sevmesi. Bu mesleği seçenlerin büyük çoğunluğu bu mesleği niye seçiyor biliyor musunuz; en azından, bir iş garantisi sağladığı için! Bu, böyle biline..." Geçtiğimiz günlerde, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik; öğretmen atamalarında fen-edebiyat fakültesi mezunlarının mağduriyetlerinin giderileceğini, öğretmenlik formasyonu almış olan bu okul mezunlarının da eğitim fakültesi mezunlarıyla aynı koşullarda atamalarının yapılacağını belirtti. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, "Öğretmen okulu mezunu bir Bakan olarak" öğretmenlerin sorunlarını yakından bildiğini, öğretmenlik mesleğinin 70'li yıllardan sonra önemsenmemeye başlandığı, "Hiçbir şey olamıyorsa, öğretmen olsun" mantığıyla bu mesleğe yaklaşıldığını belirtti. Çelik, "Bu yanlıştır. Eğitim ordusu önemsenmezse bizi karanlıklar, dünyanın gerisinde kalmak bekler" dedi Öğretmen atamalarında çok ciddi haksızlıklar olduğunu anımsatan Çelik, fen-edebiyat fakültelerinden mezun olanların, öğretmen atamalarında eğitim fakülteleri mezunlarından farklı muameleye tabi tutulduklarını anlattı. Eğitim fakülteleri öğrencileriyle aynı dersleri görmelerine karşın fen-edebiyat fakültelerinden mezun olanların öğretmenlik atamalarında mağdur edilmelerinin önüne geçilmesi için çalışmaların başlatıldığını bildiren Çelik, öğretmenlik formasyonu almış olan fen-edebiyat fakültesi mezunlarının da eğitim fakültesi mezunları gibi atanacağını, yüksek lisans yapmış fen-edebiyat fakültesi mezunlarının da atamalarının yapılacağını belirtti.

Vay, sen misin bunu söyleyen!
Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nevzat Battal, öğretmenliğin iyi eğitim gerektiren çok önemli bir meslek olduğunu belirterek, öğretmen atamalarında mutlaka eğitim fakültesi mezunlarına öncelik tanınması gerektiğini söylüyor. Battal, Milli Eğitim Bakanlığı'nın, fen-edebiyat fakültesi mezunlarının, eğitim fakültesi mezunları ile eşit koşullarda öğretmen olarak atanmasına yönelik başlattığı çalışmanın son derece yanlış olduğunu savunuyor. Fen-edebiyat fakültelerinin kuruluş amacının, öğretmen yetiştirmek olmadığını ifade eden Battal, "Türkiye'de öğretmen yetiştirmek için eğitim fakülteleri kurulmuştur. Öğretmenlik, iyi eğitim gerektiren çok önemli bir meslektir. Öğretmen atamalarında mutlaka eğitim fakültelerine öncelik tanınmalıdır. Dikeyi idare edenler, eğitimi politikaya alet etmesinler. İş bulmak için, iş alanı yaratmak için bu mesleği dejenere etmesinler. Bundan bizim çocuklarımız, torunlarımız zarar görür. Bunun örneğini, 1975-80 yılları arasında gördük. Bu dönemde öğretmenlik mesleği politikaya alet edilerek, 45 günde mektupla binlerce öğretmen alındı. Sonra, 80 öncesi meydana gelen anarşiyle bunun bedelini ağır ödedik" diyerek, düşüncelerinin doğruluğunu ispatlamaya çalışıyor.

İşi, uzmanına teslim edin
Prof. Dr. Battal, "Öğretmen olabilmek için muhakkak alan bilgisi şarttır, ama yeterli değildir. Öğretmenlik mesleğini de bilmek gerekir. Eğitim fakültelerinde bu meslekle ilgili şuur, duygu, sevgi, aşk ve öğretmenlik mesleğini kabullenme gibi duygular, öğrencilere daha birinci sınıftan itibaren kazandırmaktadır. Ayrıca, öğretmenliğin genel kültür boyutu vardır. Bugün öğretmenler sadece dört duvar arasında görev yapan insanlar değildir. Eğitim fakültelerinde öğretmenler, çağımızın, toplumun aydın bir üyesi olarak yetiştirilmektedir" diyor.

Mahkemeye gidin!
Süleyman Demirel Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nuray Senemoğlu da, "Sınıf öğretmenliği bölümü mezunları sıradayken, fen-edebiyat fakültesi mezunlarının sınıf öğretmeni olarak atanmasına karşıyım. Her fakültenin misyonu ayndır ve fen-edebiyat fakültelerinin misyonu da öğretmen yetiştirmek değildir, bilimadamı yetiştirmektir. Eğitim fakültesi mezunları dururken, fen-edebiyat mezunu bir kişi atama alıyorsa, hakkınızı kesinlikle mahkemede arayın" diye yol göstermeyi de ihmal etmiyor. Daha önce atamaları yapılan fen-edebiyat mezunları için, yasalara aykırı davranıldığını savunan Senemoğlu, "Öğretmenlik hakkı verilen 5 bin fen-edebiyat mezunu, Talim Terbiye Kurulu'nun 340. kararı, göz ardı edilerek atanmışlardır''diyor. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Güler, Türkiye'de atıl durumda yaklaşık 80 bin öğretmen bulunduğunu belirtiyor. Güler, "Buna rağmen her fakülteye öğretmenlik hakkının verilmesi, doğru olmasa gerek!" diyor. Sahi, en iyi öğretmen nereden yetişir?

DİĞER YENİ YAZILAR