Yirmi transfer bir Abdüllatif Şener etmiyor

Haberin Devamı

Doç. Abdüllatif Şener’i aktif siyasete girdiği 1991 genel seçimlerinden itibaren tanırım. RP lideri Necmettin Erbakan onu Sıvas’tan, bir diğer ekonomist olan Doç. Abdullah Gül’ü de Kayseri’den TBMM’ye sokmuştu. Şener ve Gül, öğrencilik yıllarından itibaren İslami hareket içinde yer aldıkları için transfer değil, buluşma söz konusuydu. Kaldı ki hiçbir zaman “vitrin süsü” olmadılar. İkisi de Erbakan’ın “prensleri” tanımını hak edecek şekilde RP’nin gençleşme ve yenilenme operasyonunun önde gelen aktörleri arasında yer aldılar. Erbakan 1993’deki RP 4. Kongresi’nde yönetimine yeni isim olarak sadece Şener ve Gül’ü kattı. Refahyol dönemindeyse Şener’i Maliye, Gül’ü ise Devlet Bakanı yaptı.

Nedense Şener’le yıldızlarımız pek barışmamıştır. Belki bunun da etkisiyle onun son dönemdeki sistematik çıkışlarını ve tavır alışlarını hep uzaktan ve eleştirel bir şekilde izlemeyi yeğledim. İzlemiş olduğu stratejinin ne derece isabetli olduğunun farkına ancak 27 Nisan muhtırasının ardından varabildim. Şener’in o günlerde, kendisinden ziyade partisinin ve hükümetin, dolayısıyla tüm Türkiye’nin geleceğini dert edinmiş olduğunu yeni yeni kavrıyorum.

Yerini doldurmak zor

Bu noktada, AKP’nin büyük gürültüyle tanıttığı 20 transferin toplamı, içlerinde çok değerli isimler de bulunmasına rağmen, bir Abdüllatif Şener etmemektedir. İş, kimin ne kadar oy getireceği veya götüreceğini çoktan aşmış durumda. Çünkü bu kişiler AKP’nin “merkez partisi” olma iddiasını kanıtlamak için, seçilme ve belki de bazıları bakanlık vb. garantileriyle transfer edildiler. Fakat AKP’ye kuşkuyla bakan kesimler, bu transferleri basit bir alışveriş olarak görüyor ve merkeze taşınmanın o kadar kolay olmadığında ısrar ediyorlar.

İlginçtir, aynı çevrelerin çoğu Şener’e sempatiyle bakabiliyor, hatta CHP lideri Baykal, cumhurbaşkanı adayı olması durumunda ona destek olabileceklerini söyleyebiliyor.

Yani AKP lideri Erdoğan, bu transferlere gösterdiği ilgi ve özenin birazını Şener’e gösterse, onun parti dışı çevreler tarafından benimsenmesini bir tehdit olarak değil de bir fırsat olarak değerlendirse durum çok farklı olabilirdi.

Yeni yollar

Şener, Erdoğan, Gül ve Arınç’la birlikte AKP’nin dört temel direğinden biriydi. Ama bir süredir kendini geri çekti ve partiyi diğer üçüne bıraktı. Sorumluluk üstlenmek yerine Erdoğan ve diğerlerine sorumluluklarını hatırlatmayı tercih etti.

Şener’in 16 yıl sonra milletvekilliğine ara verme kararı dörtlünün yollarının iyice ayrıldığını gösteriyor. Ama yakın gelecekte kimin kimle bereber yola devam edeceği henüz netleşmiş değil. Yani Şener’in kendine Erdoğan-Gül-Arınç üçlüsünden ve AKP’den apayrı bir siyasi gelecek tasarladığını düşünmek aldatıcı olabilir.

Yanlış anlaşılmasın, AKP cenahındaki her türlü harekete “takiyye” mantığıyla bakıp Şener’in aday olmamasını “danışıklı dövüş” olarak niteleyenlerden değilim. Tam tersine ortadaki dövüşün yansıltıldığını ve algılandığının ötesinde ciddi ve sert geçtiğini düşünüyorum.

Şener’in bu çıkışı, AKP’nin 22 Temmuz’dan daha güçlü çıkamaması veya Erdoğan’ın kriz yönetmedeki başarısızlığını yeni dönemde de tekrarlaması durumunda daha fazla değer kazanacaktır. İşte o zaman Şener AKP içinde Erdoğan’a rakip olabilir veya ayrılıp AKP’ye alternatif bir hareket örgütleyebilir. Şener ile Gül’ün birlikte hareket ederek siyasi merkezin yeniden inşasına soyunmalarıysa ikinci ve daha gerçekleşebilir bir alternatiftir.

DİĞER YENİ YAZILAR