‘Ya sev ya terk et’, öyle mi!

Haberin Devamı

Başbakan Erdoğan yine beklenmedik bir anda, şaşırtıcı bir çıkış yaptı ve uzun süre hafızalarda kalacak sözler etti. Bekir Coşkun, Başbakan onun söylediklerini İran’daki mollaların devrim sonrası tavırlarına benzetmiş. Benimse aklıma 1950’li yıllarda Amerikan sağının sola karşı geliştirdiği, ama esas olarak Vietnam Savaşı’na karşı çıkanlara karşı kullanılan “Ya sev ya terk et” sloganı geldi. Burada sevilmesi dayatılan, “ülke” yani Amerika’dır. Sağcılar, kendileri gibi düşünmeyenleri vatan sevmez olarak tanımlayıp onları ülkeyi terk etmeye zorlamışlar, ama kimse de onların tehditlerine pabuç bırakmamıştır.

Tıpkı 1990’lı yıllarda bizde olduğu gibi. O dönem Türkiye’de yükselen “pop milliyetçiliğin” temel sloganı da “ya sev ya terk et”ti. Tıpkı ABD’de olduğu gibi bizde de sağcı milliyetçiler arabalarına bu çıkartmaları yapıştırmışlardı. Milliyetçi trend o gün bugündür yükselişte, ama faşizan “ya sev ya terk et” sloganı pek revaçta değil.

Veya “değildi” demek gerekiyor. Çünkü Erdoğan beklenmedik bir şekilde bunu hortlattı. Hem de çıtayı iyice aşağıya çekti. Öyle ki ona göre artık “ülke”yi değil, müstakbel cumhurbaşkanını sevmemek bile vatandaşlıktan çıkma gerekçesi haline geldi. Seçim gecesi, partisine oy vermeyen yüzde 53’ün de hassasiyetlerini bildiğini ve bunları dikkate alacağını söyleyerek çok takdire şayan bir başlangıç yapan Erdoğan’ın, kendisi gibi düşünmeyenleri bu kadar alenen dışlayıcı bir sözü sarf etmiş olması akıl alır gibi değil. Kuşkusuz Erdoğan’a hiçbir şekilde inanmayan ve güvenmeyen kişiler için bu sözler şaşırtıcı olmamıştır, ancak onun ve partisinin tavizsiz bir İslamcılıktan (muhafazakar) bir demokratik çizgiye doğru evrildiğini düşünen ve gözleyenlerin tam bir şok yaşadıkları da kesindir.

Vatandaşı kovma özgürlüğü

Ben bu satırları kaleme alırken, kayıtsız şartsız AKP destekçilerinin de Erdoğan’ı mazur, hatta haklı göstermeye yönelik argümanlar üzerinde kafa yorduklarını görür gibi oluyorum. Ama işleri hayli zor. Çünkü Erdoğan’ın bu sözleri, demokrasiyi henüz tam olarak içselleştirememiş olduğu iddialarını doğrular niteliktedir.

Benim bildiğim kadarıyla demokrasilerde vatandaşların kendilerini yönetenleri eleştirme, beğenmeme, sindirmeme ve benimsememe hakkı sonsuzdur. Ama yönetenlerin vatandaşlarını beğenmeme, benimsememe hakları yoktur, olamaz. (Bakınız Onur Öymen gibi bazı CHP’lilerin ve çok sayıda AKP karşıtı yazarın 22 Temmuz değerlendirmeleri).

Diğer bir deyişle bir vatandaş Bekir Coşkun veya bir başkası “Erdoğan hiç benim başbakanım olmadı, Gül de cumhurbaşkanım olamayacak” demekte sonuna kadar özgürdür. Ama Erdoğan ya da Gül “Beni (veya bizi) beğenmeyenler vatandaşlıktan çıksın” diyemezler. Derlerse demokrasinin temeli olan fikir ve ifade özgürlüğünü ciddi bir şekilde ihlal etmiş olurlar.

Gül’ün imajı yara aldı

Eğer cumhurbaşkanlığına itirazı olan herkes vatandaşlıktan çıkacak olursa, Gül’ün “Herkesin cumhurbaşkanı olacağım” iddiasını gerçekleştirmesi çok ama çok kolay olacaktır. Ama o zaman Türkiye laik ve demokratik bir cumhuriyet olmaktan çıkacaktır.

Her şey bir yana, Erdoğan’ın bu sözleri, Gül’ün Çankaya’ya çıkmasına kökten itiraz edenler kadar, belki de onlardan çok, Gül’ün 11. Cumhurbaşkanı olmasının Türk demokrasisi için bir krizden ziyade fırsat olacağını düşünenleri rahatsız etmiştir. Hatta bunların içine muhakkak Gül’ün kendisini de katabiliriz.

Çünkü Başbakan’ın bir cümlesi Gül’ün verdiği tüm uzlaşı mesajlarına, yaptığı bütün siyasi parti ve sivil toplum kuruluşları ziyaretlerine gölge düşürdü, onun imajını ciddi bir şekilde zedeledi. Bu hasarı kimin, nasıl ve ne derece tamir edebileceğiyse şüpheli. Gül bunu yapabilir mi? İmkansız değil ama çok zor.

“Başbakan aslında şunu demek istedi” gibi teviller de bu saatten sonra pek işe yaramaz. Bu nedenle AKP liderinin açık, net ve tatminkar bir düzeltme yapması, hatta özür dilemesi kaçınılmaz gözüküyor.

Acı olan Erdoğan’ın, demokrasiye aykırı olduğu tartışmasız olan bu sözlerinin, demokrasiden hiç de haz etmediklerini bildiğimiz bazı kişi ve çevreler tarafından fütursuzca kullanılıyor ve kullanılacak olmasıdır.

DİĞER YENİ YAZILAR