Ver PKK'yı, al Suriye'yi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Haziran ayındaki Beyaz Saray ziyareti açıkçası pek verimli geçmemişti, ama o günden bu yana Türk-Amerikan ilişkilerinde müthiş bir hareketlilik var

Haberin Devamı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Haziran ayındaki Beyaz Saray ziyareti açıkçası pek verimli geçmemişti, ama o günden bu yana Türk-Amerikan ilişkilerinde müthiş bir hareketlilik var. Washington'da çoğu "kapalı kapılar ardında" birçok toplantıda Türkiye'nin AB serüveni, Irak, Suriye ve İran'la ilişkileri masaya yatırılıyor. Bu arada karşılıklı üst düzey ziyaretler birbirini kovalıyor. Her konuk, ev sahiplerinin gönlünü çelecek mesajlar vermede pek cömert davranıyor. Amerikalıların 3 Ekim öncesi Türkiye'nin AB üyeliği serüvenini coşkuyla desteklemeleri; AKP hükümetinin de Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi'ni sahiplenmesi özellikle dikkat çekiyor. Ama esas ele alınan konuların kamuoyuna tam yansıtilmadığı da biliniyor.
Ne var ki ikili ilişkilerdeki sıkıntılar tam olarak aşılabilmiş değil. Çünkü Amerikalılar, terör eylemlerinin yeniden hortlamasına, Türk devletinin farklı kurumlarının onca ısrarına ve Türk kamuoyunun baskısına rağmen PKK'yı Kuzey Irak'tan kovmak için somut bir adım atmış değil. Ankara'nın Tahran ve daha çok Sam rejimleriyle dostane ilişkileri de Washington'u rahatsız etmeye devam ediyor.

PKK'ya karşılık Suriye
Son günlerde bu statükonun değişeceği ileri sürülüyor. Amerikan yönetimine yakın oldukları, en azından bazı yöneticilere doğrudan ulaşabildikleri bilinen bazı Türk gazeteciler "PKK'ya karşı askeri olmasa bile polisiye bir operasyonun eli kulağında" diyor ve hemen ekliyorlar: "AKP de Refik Hariri suikastı soruşturmasının gelişmesine paralel olarak Başar Esad'la arasına mesafe koyup ABD'nin Suriye'yi tecrit politikasına destek verebilir."

Bu haber/yorumlara "wishful thinking" (temenni beyanı) deyip geçmek mümkün değil, çünkü iddiaları doğrulamaya yardımcı olabilecek pek çok işaret var. Üstelik Amerikan karşıtlığının önde gelen birçok ismi de bu söylentileri doğruluyor ve Türkiye'yi "Suriye'yi satmama ya çağırıyor.

Yeni bir savaş zor
Cumartesi günü Washington'da 100 bini aşkın savaş karşıtı toplandı. Suriye ile bir çatışma ihtimalinde milyonlarca Amerikalının sokağa dökülmesi şaşırtıcı olmaz. Saddam'ın kitle imha silahlarına sahip olduğu ve El Kaide'yi beslediği yalanlarından sonra, "Hariri suikasti kanıtları" da şüpheyle karşılanacak ve asla bir savaş nedeni olarak görülmeyecektir.

Ayrıca, Irak'ta çoğunluktaki Şiilerin islamcı kanadının iktidara taşınması gibi, Suriye'de de İslamcı Sünnilerin önünün açılması ihtimali George W. Bush yönetimini ürkütüyor. Dolayısıyla Şam'da bir "saray darbesi" alternatifi ön plana çıkıyor. Bizim yöneticilerimiz Başar Esad'ı pek sevseler de böylesi bir gelişmeye pekala razı olabilirler.

"Hava saldırısı bekliyoruz"
Tabii bunun için ABD'nin bir şekilde PKK'ya vurması şart. PKK'dan ayrılıp PWD'yi (Yurtsever Demokrasi Partisi) kuranlardan bir isim bana "Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) çevreleri bir hava saldırısının olacağını kesin olarak söylüyorlar. Hatta bazıları 'Türkiye vuracak, ABD uyaracak ama çok ciddi bir tavır koymayacak' görüşünde. Ama Amerikalıların PKK'yı, Ensar-ül İslam gibi yok etmesi pek beklenmiyor" dedi.

KYB'nin denetimindeki bir şehirde yaşayan PWD'li "Lider kadrodan adam vurmaları veya yakalamaları mümkün mü?" sorusu üzerine şöyle konuştu: "Dağ ortamında o biraz zor, ama bir toplantı esnasında PKK'nın asıl yönetim gücü vurulabilir."

Osman Öcalan'ın ayrılması ve Hikmet Fidan'in PKK tarafından vurulmasıyla iyice etkisizleşen PWD'nin önde gelen ismine "Ya sizler?" diye sorduğumda çok kesin konuştu: "Bize dönük polisiye bir operasyonu kolaylıkla yapabilirler. Osman'ı, bizim önde gelen arkadaşlarımızı isteseler rahatlıkla Türkiye'ye getirebilirler."

DİĞER YENİ YAZILAR