Veba ile kolera arasındaki İslam dünyası

18 Mart'ta New York'ta Prof. Amina Wadud'un karma bir cemaate kıldırdığı Cuma namazını Türkiye'de birileri hemen Amerikalı ünlü yeni muhafazakârları (neo-con) Paul Wolfowitz ve Daniel Pipes'ın "ortak tezgahı" olarak ilan etti. Herhalde Wolfowitz ve Pipes duymuşlarsa epey şaşırmışlardır

Haberin Devamı

18 Mart'ta New York'ta Prof. Amina Wadud'un karma bir cemaate kıldırdığı Cuma namazını Türkiye'de birileri hemen Amerikalı ünlü yeni muhafazakârları (neo-con) Paul Wolfowitz ve Daniel Pipes'ın "ortak tezgahı" olarak ilan etti. Herhalde Wolfowitz ve Pipes duymuşlarsa epey şaşırmışlardır.

Çünkü "kadın imam" olayının arkasındaki "İlerici Müslümanlar", ABD Başkanı George W. Bush'un İslam ve Ortadoğu politikalarına, örneğin Irak işgaline karşı çıkmalarıyla dikkat çeken, "adalet, cinsel eşitlik ve çoğulculuk" ilkelerini benimsemiş, çok ciddi düşünürlere sahip olan, pekala "solcu" olarak adlandırılabilecek bir grup.

Ama bu tür komplo teorileri, asılsız yakıştırmalar artık çok sıradanlaştı. Çünkü İslam dünyası terör ve ABD'nin teröre karşı ilan ettiği savaş arasında sıkışıp kalmış durumda. Her iki taraf da kendisine kayıtsız şartsız itaat istiyor. İnsan hak ve özgürlüklerini savunup demokrasi istediğinizde "Amerikancı", ABD'nin teröre zemin hazırlayan politikalarını eleştirdiğinizdeyse "cihadcı" ilan edilmeniz işten bile değil.

Demokrasi isteyemez olduk
İşte bir başka örnek: Cuma günü Washington'da Mısır'ın önde gelen demokrasi ve insan hakları savunucusu Prof. Sadedin İbrahim bir konferans verdi ve neden Hüsnü Mübarek'in karşısına cumhurbaşkanı adayı olarak çıktığını anlattı. İlk soru solcu bir Amerikalı gazeteciden geldi: "Sizin yaptıklarınız neo-conların (yeni muhafazakârlar) politikalarıyla örtüşmüyor mu?" ABD'nin Irak'ı işgaline hep karşı çıkmış olan Prof. İbrahim'in cevabı epey öfkeliydi: "Ne yani neo-conlar istiyor diye demokrasi talebinden vaz mı geçeyim!"

Bu sahne aklıma ABD'nin Ankara Büyükelçisi Eric Edelman'la tek karşılaşmamı getirdi. Kendisine "Sizin yüzünüzden İslam dünyasında demokrasi isteyemez olduk" demiş, onun "Neden?" sorusuna da "Çünkü siz de demokrasi istiyorsunuz" cevabını vermiştim. Edelman da bana "Galiba siz Amerikan karşıtısınız" demişti.

Kamyon şoförlerinin sahipsizliği
Madrid bombalarının ardından İspanya'da milyonlar sokağa dökülürken 15-20 Kasım 2003 terör eylemlerinin ardından Türkiye'de yaprak bile kımıldamamış, işi gücü bırakıp bu teröre ne ad koymamız gerektiğini tartışmıştık. Birçoğumuz "Hedef Türkiye değil, Batı ve İsrail" diyerek işin içinden sıyrılmaya çalışmıştı.

Benzer bir şekilde, Irak'ta öldürülen Türk kamyon şoförleri için de pek fazla kimse sesini yükseltmeye cesaret edemiyor. Çünkü bu halk çocuklarının öldürülmesini sorgular, onlara sahip çıkarsanız Irak'taki "direniş"i karalamış olabilirsiniz.

Hem savaşa, hem teröre karşı
4 Ocak 2005 günü, beş katil Hadi Salih'i, Bağdat'taki evinde telle bağladılar, kurşunla delik deşik ettikleri cesedini ateşe verdiler. 56 yaşındaki Salih komünist bir sendikacıydı. Saddam döneminde İsveç'te sürgüne gitmiş, 2003 yılında ülkesine dönüp bugün 200 bin üyeye ulaşan Irak Sendikalar Federasyonu'nu örgütlemişti.

ABD'nin önde gelen sol eğilimli Ortadoğu araştırmaları dergisi MERIP'te, Salih'in arkadaşı Faleh Jabar, cinayeti Saddamcıların intikam amacıyla işlediğini belirtip şöyle yazdı:

"Salih'in öldürülmesi haklı bir şekilde savaşa karşı çıkıp yanlış bir şekilde 'direniş'in şiddetini destekleyenler için bir kalk borusudur. Ölümü göze alarak sandık başına giden milyonlarca Iraklı, boru hatlarını, benzin istasyonlarını, sendika binalarını, seçim merkezlerini bombalayarak sözüm ona emperyalizme karşı mücadele ettiklerini sananlara Salih'in mesajını ilettiler."

Veba ile kolera arasında seçim yapma dayatmasından daha uzun bir süre kurtulamayacağa benziyoruz.

DİĞER YENİ YAZILAR