Türkiye Irak’ta açığa düşüyor

Türkiye Ortadoğu’nun bir parçası. Fakat yüzü hep Avrupa’ya dönük olduğu için asla bir İran, Suriye, Mısır, İsrail ve Saddam Hüseyin dönemi Irakı gibi usta bir “Ortadoğu aktörü” olamadı, olmak da istemedi

Haberin Devamı

Türkiye Ortadoğu’nun bir parçası. Fakat yüzü hep Avrupa’ya dönük olduğu için asla bir İran, Suriye, Mısır, İsrail ve Saddam Hüseyin dönemi Irakı gibi usta bir “Ortadoğu aktörü” olamadı, olmak da istemedi.

ABD’nin Irak işgali ve AKP iktidarının örtüşmesiyle, Türkiye, hem AB’ye tam üyelik sürecini sürdürüp hem de “bölgesel bir güç” olma gibi bir misyona soyundu. Başbakan Başdanışmanı Prof. Ahmet Davutoğlu’nun geliştirdiği “stratejik derinlik” yaklaşımı, ekstradan başka hedefleri de içermekle birlikte, esas olarak bu ikili misyonu yürütmenin zemini olarak görüldü.

Aradan yaklaşık dört yıl geçti, sonuç ortada: AB ile müzakereler donmak ve Irak’ta Türkiye açığa düşmek üzere. Yani tekrar sığ sulara dönüyoruz.

İran ve Suriye faktörü
Geçen dört yıl Türkiye’nin bölgede, İran ve Suriye ile rekabet etme şansının çok az olduğunu kanıtladı. Örneğin Türkiye hep, bu iki ülkeyle “iyi ilişkiler” içinde olmasını Batı ile ilişkilerinde bir koz olarak kullanmak istedi. Özellikle ABD ve İsrail’e, bu iki ülkeyle olan sorunlarını çözmede aracılık yapabileceğini ima etti. Fakat bu dolaylı öneri kabul görmediği gibi, tezkerenin reddi ve çuval olayları yüzünden zaten kriz içinde olan Türk-Amerikan ilişkilerini daha da kötü etkiledi. Sonuçta Washington’un AKP hükümetine karşı güveni azaldı, kuşkuları arttı.

Ve şimdi her şey değişiyor. Düne kadar Ankara’nın arabuluculuna bile kuşkuyla yaklaşan Bush yönetimi, Irak’ın istikrarı için doğrudan İran ve Suriye ile görüşmeye hazırlanıyor. Türkiye’ye ise bundan sonra olup bitecekleri seyretmek kalıyor.

Çatışma kime yarıyor?
Başbakan Erdoğan NATO Zirvesi’nde “Bölgesel ve küresel aktörlere sesleniyorum” deyip şöyle devam etti: “Bir arada yaşayan etnik ve mezhepsel kimlikleri çatıştırmak, aralarına nifak sokmak için masum kanı dökmek en büyük insanlık suçudur.”

Bu sözler, yeni dönemde hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının işaretidir. Çünkü Erdoğan haklı bir şekilde Irak’taki iç savaşın esas sorumlusunun Iraklılar değil başkaları olduğunu söylüyor. Her ne kadar isim vermese de Erdoğan’ın İran ve Suriye’yi itham ettiğini kestirebiliriz. Çünkü Iraklı Şiilerin esas olarak İran, Sünnilerin de Suriye’den destek aldıkları yolunda çok ciddi iddialar var.

Alın size Ortadoğu’nun ne kadar karmaşık bir bölge olduğuna dair bir kanıt:

İran ve Suriye yıllardır bölgede ittifak halindeler ve Irak’ta çatışan iki tarafı da bir şekilde kontrol ediyorlar. Hatta Tahran, sık sık kendi içlerinde çatışan farklı Şii grupların hemen hemen hepsiyle iyi ilişki içinde. (Bir zamanlar Türkiye’de de birbirlerini acımasızca katleden Hizbullah’ın İlim ve Menzil kollarının ikisi de İran’dan destek alırdı.)

Özetle Irak’taki mezhep çatışması sonuçta en çok İran ile Suriye’nin işine yarıyor. Washington’un pes edip onlarla masaya oturmaya yönelmesi bunun basit bir kanıtı.

Muhatap Iraklılar olacak
Demokratların ara seçim zaferiyle birlikte ABD’nin temel yaklaşımı “Irak’ın geleceğini Iraklılar belirlesin” olarak şekilleniyor. Yani Amerikan ordusu, şu ya da bu şekilde, fazla gecikmeden çıkacak ve Iraklılarla baş başa kalacağız.

Suriye Sünniler, İran Şiiler üzerinden şimdiden Irak’ta belli bir nüfuza sahip. Peki Türkiye kimle iş görecek?

Galiba geriye bir tek Kürtler kalıyor.

Başbakan Başbakan Erdoğan Bush’la görüştü.

Şimdi sırada İran (Ahmedinecad ve belki Hameney), Suriye (Esad) ve diğer bölge ülkeleri var.

Bir de Irak’a uğrasa hiç de fena olmaz.

DİĞER YENİ YAZILAR