Şii-Sünni ayrımı mı? O da ne?

Tarih: 2003 Ocak sonu. Yer: Beyaz Saray, Washington. Kişiler: ABD Başkanı George W. Bush ve üç Iraklı rejim muhalifi. Gündem: Saddam Hüseyin’in devrilmesinden sonra neler olur?

Haberin Devamı

Tarih: 2003 Ocak sonu.

Yer: Beyaz Saray, Washington.

Kişiler: ABD Başkanı George W. Bush ve üç Iraklı rejim muhalifi.

Gündem: Saddam Hüseyin’in devrilmesinden sonra neler olur?

Sonuç: Konuklar Bush’un daha Şiilikle Sünnilik arasındaki farkı bilmediğini anlıyor ve mecburen uzun uzun bunu anlatıyorlar.

Amerikalı diplomat Peter W. Galbraith, bu olayı, “Irak’ın Sonu” adlı kitabında “Orduyu yollamadan iki ay önce Amerikan Başkanı, ülkenin tarihini ve siyasetini şekillendirmiş olan bölünmeden habersizdi” diye naklediyor.

Amerikalılar başlangıçta, tümüne Baascı muamelesi yaptıkları Sünnileri dışlayıp Kürtler ve Şiileri kayırdılar. Ancak bu politika kısa sürede iflas etti. Çünkü:

1) Sünnilerin büyük kısmı direnişe yöneldi. İçlerinden bazıları El Kaide ile birlikte hareket etmeye başladı.

2) Şiilerin alabildiğine güçlenmesinden, Amerikalıların Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün gibi sadık müttefikleri rahatsız oldu;

3) Şiilerin içinden Mukteda el Sadr gibi denetlenmesi zor bir radikal lider türedi;

4) Bazı önemli Şii partileri İran’la çok yoğun ilişki içine girdiler;

Washington tavır değiştiriyor

Bush’un cehaletinin bedelini Irak halkı çok ağır ödedi, ödemeye devam ediyor. Kimileri Irak’ın iç savaşın eşiğinde olduğunu, kimileriyse bunun çoktan başladığını söylüyor. Taraflar en acımasız yöntemlerle karşılıklı olarak toplu katliamlara imza atıyorlar. Kuşkusuz Irak ordusu ve polisinin imkanlarını (silah, mühimmat, istihbarat) kullanabilen Şiiler daha avantajlı. Dahası, asker ve/veya polis bazı Şiiler geceleri “ölüm mangası” olarak Sünni avına çıkabiliyorlar.

Bu nedenle Amerikalılar desteklerini Şiilerden Sünnilere kısmen kaydırmış durumdalar. Bu nedenle Amerikan askerleri Şii milislerle daha sık çatışır oldu. Washington Irak yönetimindeki Şiilere milisleri en kısa sürede silahsızlandırmaları için öylesine baskı yapıyor ki bazı Şii gruplar “Amerikalılar yeniden Baas rejimi kurmak istiyor” diye şikayet edebiliyor.

Şii-Sünni ayrılığı tarihte nice kanlı olaylara yol açmış olsa da yakın zamana kadar, Pakistan dışında mezhep çatışmalarına pek tanık olunmuyordu. İran Devrimi’yle birlikte epey canlanmış olan Şiiler daha sonra sakinleşmişlerdi. Ama Irak’la birlikte yeniden silkindiler. Öyle ki, İran asıllı Amerikalı araştırmacı Vali Nasr, iki ay önce piyasaya çıkan “Şii Canlanışı” adlı kitabını, “Ortadoğu’nun geleceğini bu ayrılık şekillendirecek” tezi üzerine oturttu. (Şii-Sünni ayrımının dünü, bugünü ve geleceği üzerine çok hayati bilgi, analiz ve öngörüler sunan bu kitabı ilerde daha ayrıntılı ele alacağız.)

Türkiye’nin ilgisizliği
Amerikan medyası her gün Şii-Sünni çatışması haberleri veriyor. Ama hâlâ olayın ne olduğundan habersiz. Örneğin Jeff Stein adlı hınzır bir gazeteci (New York Times, 17 Ekim) Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI) üst düzey isimlerinden Willie Hulon’a soruyor: “İran ve Hizbullah, Şii mi Sünni mi?” Cevap: Sünni. Yani yanlış.

Stein, Temsilciler Meclisi İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Terry Everett’e iki mezhep arasındaki ayrımı sorunca “Gerçekten bilmiyorum. Bana anlatsana” karşılığını alıyor. Stein’den kısa bir İslam tarihi dersi aldıktan sonra Everett “Sahiden işimiz çok zormuş” diye itiraf ediyor.

Aynı komisyonun başkanı Jo Ann Davis de aynı soruya “Aralarındaki fark Sünnilerin daha radikal olması” diye cevaplıyor.

Amerikalılar böyle de, biz Türkler ne derece biliyoruz Sünni-Şii ayrımını?

Türkiye bir an önce Irak’ın sadece kuzeyine bakmaktan vazgeçmek zorunda.

DİĞER YENİ YAZILAR