Önce hızla Irak’ta son üç buçuk yılda olanları hatırlayalım:
8 Nisan 2003: Saddam Hüseyin’ın heykeli işgalci Amerikan ordusu tarafından devrildi
22 Temmuz 2003: Musul’da Saddam’ın oğulları Uday ve Kusay öldürüldü.
13 Aralık 2003: Saddam Tikrit’te yakalandı.
18 Ekim 2005: Saddam’ın mahkemesi başladı.
5 Kasım 2006: Saddam’a idam cezası verildi
Şiiler, Kürtler ve işgalci Amerikalılar Saddam’ı açık bir şekilde yargılayarak siyasal kazanımlar elde etmeyi hesaplamışlardı. Ama olmadı. Tam tersine Saddam yaptığı çıkışlarla mahkemeyi yer yer kürsü olarak kullanabildi. Dolayısıyla mahkemenin daha fazla uzamasında yarar görülmedi. Sonunda, ilginç bir tesadüf sonucu, Irak’ta yaşananların gölgesinde gerçekleşecek olan kritik Amerikan ara seçimlerinden iki gün önce idam kararı açıklandı.
Zor bir süreç
İdam kararını almak kolaydı, Ama zorluklar bundan sonra başlıyor. Görünüşte soru çok basit: Saddam’ı idam edecekler, edebilecekler mi? Ama bu soruya “Kimler?” diye ikinci bir soru eklediğinizde işler karışıyor.
Saddam’ın bir an önce infazını isteyenlerin başında Şii Araplar geliyor. Böylelikle:
1)İntikam almak;
2)Irak’ta gerçekten iktidar olduklarını göstermek;
3)Sünni direnişi geriletmek;
4)En büyük destekçileri İran’ı da memnun etmek istiyorlar.
Kürtlerinse Saddam’la hesaplaşmayı Şiilerden daha çok istedikleri açıktır. Ama yakın bir gelecekte Şiilerle amansız bir mücadeleye girmek durumunda olduklarını kestirebilecekleri için daha realist davranabilirler.
Zaten bir süredir duygularıyla değil mantıklarıyla hareket ediyorlar. Giderek tırmanan Sünni-Şii çatışmasında taraf olmuyorlar. Bugün iktidarı Şiilerle paylaşıyor olabilirler, ama Sünnileri siyasal sürece katmanın şart olduğunun farkındalar. Bu nedenle Saddam’ı koz olarak kullanmaları kimseyi şaşırtmamalı.
Benzer bir realist manevrayı Amerikalılardan da bekleyebiliriz. Saddam’ın asılmasının ne getirip ne götüreceği bir süredir Washington’da tartışılıyor ve birçok konuda olduğu gibi yine her kafadan bir ses çıkıyor. Cevabı aranan temel sorular şunlar:
1)İnfaz, Irak’taki Sünni direnişi nasıl etkiler?
2)Irak’a komşu ülkelerde ve genel olarak İslam dünyasında hangi tepkilere yol açar?
3)Ortadoğu’daki “Şii canlanışı” daha da tırmandırır mı?
Şeytandı melek oldu
Evet Saddam Hüseyin zalim bir diktatördü. Kendi halkına karşı kimyasal silah kullanabilecek ölçüde gözü dönmüştü. İran’a savaş açarak yüzbinlerce kişinin boşu boşuna ölmesine sebep oldu. Kuveyt’i işgal ederek Ortadoğu’nun dengelerini bir daha düzelemeyecek şekilde altüst etti. Ve en sonunda ABD’nin ülkesini işgal etmesine ve bölgeye iyice yerleşmesine neden oldu.
Dolayısıyla idam kararı çok az kişiyi şaşırttı ve rahatsız etti. Ama “idamı hak etmişti” diyenlerin çoğunun “ama idam edilmesi de iyi olmaz” dediklerini görüyoruz. Çünkü işgal ona hak etmediği bir sembolik değer kazandırdı.
Yani “şeytanı cezalandırma” iddiasındaki Amerikalılar onu bir nevi “melek” konumuna getirmiş oldular. Üstelik Avrupalılar gibi “Bizde idam cezası yok” diyerek yan çizme şansları da bulunmuyor.
Peki ne olur? Abdullah Öcalan olayında olduğu gibi, Saddam’ın idamının müebbete çevrilmesi pek mümkün değil. Sonuçta iki eğilim çatışacağa benziyor:
1)“Temyiz sürecini uzatıp Saddam’ın hayatı üzerinden Sünnilerle pazarlık edelim”ciler;
2)“Hemen asalım. Ne olacaksa bir an önce olsun. Sonra da önümüze bakalım”cılar.
Saddam’ı ne asmak, ne de beslemek kolay olmayacak.
Saddam’ı asmak da beslemek de kolay değil
Önce hızla Irak’ta son üç buçuk yılda olanları hatırlayalım:
Haberin Devamı

