Amerikan yönetiminin Ortadoğu'da iki temel önceliği vardı: Enerji kaynaklan ve İsrail'in güvenliği. Yıllardır bu uğurda, bölgedeki otoriter ve totaliter rejimlerle işbirliği yaptılar. 11 Eylül saldırılarıyla birlikte global terörle mücadele temel öncelik halini aldı. Buna bağlı olarak Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), yani bölgenin demokratikleştirilmesi stratejisi geliştirildi. Afganistan ve Irak işgalleri bu planın önemli parçalarıydı. Ama beş yıl içinde Ortadoğu ne daha demokratik, ne de daha güvenli oldu. Daha kötüsü, İsrail'de iktidarı elinde tutan sağ partiler, Washington'a sırtlarını dayayarak barış sürecini dinamitlediler.
Rice'ın intiharı
Peki ABD Dışişleri Bakanı Rice nasıl oluyor da "Yeni Ortadoğu için zaman geldi" diyebiliyor? İsrail'in Filistin ve Lübnan'da estirdiği dehşete uluslararası kamuoyunun duyarsızlığı böylesine iddialı bir cümleyi tek başına mümkün kılabilir mi? Yani Rice neye güveniyor?
Hiçbir şeye. Rice'ın sözleri bir temenniden öteye geçemez, hatta bir temenni bile olamaz. Çünkü ABD dünyanın herhangi bir bölgesini istediği gibi bi-çimlendirebilecek kadar güçlü değil. Hâlâ "tek süper güç" olarak tanımlansa bile Çin, Rusya ve bir ölçüde AB'ye rağmen dev adımlar atamıyor. Kaldı ki ABD kamuoyu, özellikle Irak fiyaskosundan sonra dış politikada daha fazla macera istemiyor. Bu yıl sonundaki Kongre seçimleri, hatta 2008'deki Başkanlık seçimleri nedeniyle Amerikan yönetimi iç sorunlara daha fazla ağırlık vermek zorunda.
Üstelik Rice, Bush'un ikinci döneminde dış politikada dizginleri ele aldı ve yeni muhafazakârların (neo-conlar) saldırgan idealizmleri yerine realist (gerçekçi) çizgiyi adım adım egemen kıldı. Bu yüzden neo-conların nefretlerini üzerine çekti. Rice'ın son sözü neo-conları yeniden heyecanlandırmış olabilir, ama Ortadoğu'yu yeniden biçimlendirme için kollan sıvadığı anda kendi kariyerini de tehlikeye atmış olacaktır.
Dört imkansız hedef
Diyelim ki Rice sözlerinde samimi ve kararlı. O zaman önüne şöyle bir ödev listesi çıkıyor:
1) Lübnan'da Hizbullah'ı tasfiye etmek.
2) Filistin'de Hamas'ı devre dışı bırakmak.
3) Suriye rejimini yıkmak/ehlileştirmek.
4) İran rejimini devirmek.
Daha Afganistan'da Taliban'ı, Irak'ta Sünni direnişi ve El Kaide varlığını ortadan kaldıramayan ABD, bu dört büyük dönüşümü neyle gerçekleştirecek? Bu işlerin silahla olmadığı, tam aksine bölgede radikalizmleri tırmandırdığı açık. Washington'un bu saydığımız ülkelerde Amerikan ve özellikle İsrail alerjisini, hatta düşmanlığını yenip "kalpleri ve zihinleri kazanması" ise asla mümkün değil.
Diyelim ki Washington bu hedefler için tüm imkanlarını seferber etti, sonucunda ne olur? Tabii ki Ortadoğu kan gölüne döner ve kan dünyayı sarar: H Kaide ve benzeri örgütlerin eylemleri had safhaya varır, Suriye, ama daha vahimi İran dünyanın dört bir yanında ABD ve İsrail hedeflerine saldırılar düzenler. Bu arada Mısır, Ürdün, S. Arabistan, Kuveyt başta olmak üzere bölgedeki ABD yanlısı rejimler İslamcı hareketlerce sallanır ve muhtemelen yıkılırlar. Rice bu senaryoları öngöremeyecek kadar acemi, söylediklerine inanacak kadar saf değil. Bu yüzden, İsrail lehine daha fazla taviz koparmak için blöf yaptığını düşünmek en mantıklısı. Sonuç olarak kaygılanmak doğal ama telaşa gerek yok.
Tebliğ edilen bu mektubu tebellüğ etmeyeceğiz."
Rice neye güveniyor? Hiçbir şeye...
Amerikan yönetiminin Ortadoğu'da iki temel önceliği vardı: Enerji kaynakları ve İsrail'in güvenliği. Yıllardır bu uğurda, bölgedeki otoriter ve totaliter rejimlerle işbirliği yaptılar
Haberin Devamı

