Kısa bir süre önce üst düzey bir hükümet yetkilisi, bazı Amerikalı yeni-muhafazakârın (neo-con) peşpeşe gelen AKP eleştirilen hakkında "Onları fazla ciddiye almayın. Birebir görüşmeler çok iyi geçiyor. Mesela ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ile Abdullah Gül, Sofya'daki NATO toplantısı için bir araya geldiklerinde önemli mesajlar verecekler" demişti. Rice erken davrandı, jest yapıp Ankara'ya uğradı.
Rice'ın ziyareti AKP hükümetine çok kritik bir anda uzatılmış bir can simididir. Zira AKP'nin böyle bir ziyarete çok ama çok ihtiyacı vardı. Çünkü son dönemde Türk-Amerikan ilişkilerinin çok kötü gittiği, bundan birinci derecede AKP hükümetinin sorumlu olduğu, Washington'un AKP'yi gözden çıkarttığı haber ve yorumlan birbirini kovalıyordu. Öte yandan iki ülkenin ordulan arasında tezkere ve çuval olaylarıyla bozulmuş olan ilişkilerin tedavi edilmekte olduğu, "askerden askere" temasların yoğunlaştığı söyleniyordu. Bütün bunların sonucunda, AKP'nin yegane alternatifi olarak Türk Silahlı Kuvvetleri işaret ediliyor, yeni bir darbe ima ediliyordu.
PKK'nın yeniden eylemlerini tırmandırmasıyla birlikte TSK'nın yine aktif bir aktör olarak öne çıkması; hükümetin, Şemdinli olayında çok net göründüğü gibi iyice geri adım atması da bu yorum sahiplerini alabildiğine heyecanlandırıyordu. İşte Rice'ın ziyareti, bu fazlasıyla abartılı, gerçeklerden çok temennilerden hareketle yapılan ama nedense genel kabul gören değerlendirmelerin bir nevi tekzibi gibi okunabilir. Bu sayede hükümetin rahat bir nefes aldığını söyleyebiliyor, Başbakan Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Gül'ün memnuniyetlerini fotoğraflardan okuyup buradan, hükümetin ciddi bir rahatlama içine girdiği sonucuna varabiliyoruz.
Aslına bakılırsa taraflar, İran, PKK gibi temel konularda kısa vadede ciddi ortak adımlar atacaklarına dair bağlayıcı açıklamalar yapmadılar. Ama "stratejik ortaklık" tanımına yapılan vurgu, hatta bu tanımı netleştirmek için "vizyon belgesi" hazırlama karan, ilişkileri daha da sıklaştırmak için mekanizmalar kurulacak olması vs. sembolik bir değer taşıyan ziyaretin amacına ulaşmış olduğunu gösteriyor.
Rice ne alacak?
Ama dış politika sadece sembollerle yürümüyor. Hükümet, herhalde Washington'un "kıyağına karşı kıyak" yapma durumunda kalacaktır. Bundan önce AKP'liler, "stratejik ortaklık"a örnek olarak Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi (GOKAP) kapsamındaki birkaç "yararsız ve zararsız" faaliyeti ve Afganistan'daki Türk askerlerini gösterirlerdi. Bundan böyle İran, Irak, Suriye gibi riskli alanlarda adımlar atmaları gerekebilir.
Ankara'nın şimdilik sadece Kuzey Irak'ta operasyon yapmama teminatı verdiği görülüyor. "İran konusunda ortak düşünüyoruz" laflarınınsa şu an için bir anlamı yok. Washington'un, diplomatik yolların tükendiğine karar vermesi durumunda İran'a karşı atacağı adımlarda Türkiye'yi yanında görüp göremeyeceği hâlâ belli değil. AKP'nin bu konuda bir garanti verebilmesi, verse de bunu Meclis grubuna ve kamuoyuna benimsetebilmesiyse çok zor.
Diğer zor bir konu tabii ki PKK. Son yıllarda, her üst düzey temas öncesi "ABD'nin yeni PKK jesti" spekülasyonları yapılıyor ve fos çıkıyor. Bu sefer de öyle oldu ve hâlâ "paketlenip teslim edilmiş" herhangi bir PKK lideri yok ortada. Olsa ne olacağı da ayrı bir konu ya, neyse...
Rice AKP'ye can simidi uzattı
Kısa bir süre önce üst düzey bir hükümet yetkilisi, bazı Amerikalı yeni-muhafazakârın (neo-con) peşpeşe gelen AKP eleştirilen hakkında "Onları fazla ciddiye almayın. Birebir görüşmeler çok iyi geçiyor. Mesela ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ile Abdullah Gül, Sofya'daki NATO toplantısı için bir araya geldiklerinde önemli mesajlar verecekler" demişti. Rice erken davrandı, jest yapıp Ankara'ya uğradı
Haberin Devamı

