PKK Sırat Köprüsü'nde

KADEK'in fesh edilmesi, sadece Batı ülkelerinin terör listelerine girmemek için yapılmış basit bir manevra değil. Çünkü PKK hareketi bugün tam anlamıyla bir Sırat Köprüsü'nden geçiyor

Haberin Devamı

KADEK'in fesh edilmesi, sadece Batı ülkelerinin terör listelerine girmemek için yapılmış basit bir manevra değil. Çünkü PKK hareketi bugün tam anlamıyla bir Sırat Köprüsü'nden geçiyor. Örgüt İmralı'da tutuklu bulunan Öcalan tarafından yönetilmeye devam ediyor. Fakat Öcalan söylediklerinin tam olarak hayata geçirilememesinden şikayetçi, taban ise onun birçok talimatına kuşkuyla bakıyor.

Öcalan'ın çizmiş olduğu, siyasi mücadeleyi yasal ve meşru sınırlar içinde sürdürme stratejisi gelip bir yerde tıkanıyor. Devlet aracılar kim, vaatler ne olursa olsun örgütü muhatap kabul etmiyor.

Öte yandan örgütün beş bine yakın silahlı militanı K.Irak'ta, ABD, Irak Kürtleri ve Türkiye arasında sıkışmış durumda. Ne zamandır, gerek dünya kamuoyu, gerekse de uluslararası güç odakları, artık Kürt meselesi deyince Irak Kürtleri'ni dolayısıyla Barzani ile Talabani'yi önemsiyor.

Bu nedenle Öcalan, 3 Temmuz 2003'te kaleme aldığı "Kürt sorunun demokratik çözümüne yönelik öneriler" başlığındaki metinde, Barzani ve Talabani'yi "ilkel milliyetçilik"le suçladı. K. Irak'ta ABD ve İsrail eliyle "yeni bir İsrail" oluşturulmak istendiğini, bunun hemen ardından "Türkiye'nin bölünmesi"nin geleceğini ileri süren Öcalan, Ankara'ya "işbirliği" önerdi. Avukatları, bu metni görüştükleri bazı ünlü gazetecilere verdiler ama tabii ki Öcalan'ın teklifine hiçbir yetkili cevap vermedi. Zaten PKK uzun bir süredir, ne yapıp edip, doğrudan ya da dolaylı bir şekilde, Türkiye'de ya da dünyanın herhangi bir yerinde, devletle pazarlık masasına oturmak istiyor. Ama Öcalan ve ona bağlı diğer lider kadro, bütün "yenileşme" iddialarına rağmen, kendileri için "sigorta" olarak gördükleri silahlı yapıyı lağvetmeye yanaşmıyorlar. Hatta Türkiye içinde küçük çaplı çatşmaları kışkırtıyorlar.

Aslına bakılırsa PKK'nın yeni stratejisi esas olarak Öcalan'ın durumunu teminat altına almayı hedefliyor. İlk başta amaç Öcalan'ın canını kurtarmaktı; idam cezası kaldırılınca, sürgün gibi ara formüllerle serbest bırakılması hedeflenir oldu. Son dönemdeyse PKK bütün enerjisini, bir süredir avukat görüşlerine çıkmayan Öcalan'ın İmralı'dan transferini sağlamak için harcıyor.

Artık gündemi Irak Kürtleri ve onların sponsoru durumundaki ABD belirliyor. Ankara'nın stratejisi, hem PKK'ya karşı tavizsiz bir topyekun mücadele yürütmek, hem de Irak Kürtleri'ne alabildiğine mesafeli durmaktı ve Saddam iktidarında bu politika bir ölçüde iş görüyordu. İşte Öcalan, bütün dengelerin değiştiği bir ortamda bu stratejinin daha fazla yürümeyeceğini hesaplayarak, devleti belli bir yumuşamaya çekmeye çalışıyor ve bu uğurda söylem, üslup, strateji ve isim değişikliklerine gidiyor. Ama ilk günkü gelişmelere bakılırsa, KADEK'in kendini fesh etmesiyle çok şey değişmeyeceği görülüyor. Örneğin Başbakan Erdoğan'ın KADEK'in isim değiştirmesiyle ilgili açıklaması PKK çevrelerini çok kızdırmış ama şaşırtmamış olmalı. Çünkü Öcalan, cezaevinden yaptığı son açıklamalarda, ısrarlı bir şekilde "Kemalistler"e işbirliği çağrısında bulunuyor, "çözüm"ü TSK'nın istediğini, ama AKP'nin engellediğini ileri sürüyor.

DİĞER YENİ YAZILAR