Türk-Amerikan ilişkilerinin en hassas konularından biri, PKK/Kongra-Gel militanlarının, yıllarca Kandil Dağı başta olmak üzere Kuzey Irak'ta rahat bir şekilde varlık göstermesi. Ankara'nın bütün ısrarlarına rağmen ABD PKK'lıları kovmak için hiçbir çaba sarf etmedi. Türk devletinin belli-başlı kesimleri ve kamuoyunun önemli bir bölümü, Amerikalıların, "Irak'ta Basçı ve El Kaide'ci teröristlerle uğraşırken bir de başımıza PKK belası alamayız" türünden açıklamalara pek inanmıyor. Bu tutumun ardında, "Irak'ta bağımsız bir Kürt devleti kurma" ve hatta "Türkiye'yi de parçalama" planlan olduğuna inananlar da yok değil.
Bugün Ankara'da, Türk, Amerikan ve Iraklı yetkililerin katılacağı üçlü toplantı, Irak'taki PKK varlığının bütün yönleriyle ilk kez ele alınacak olması nedeniyle çok önemli. Ama toplantının zamanlaması fazlasıyla talihsiz. Amerikan Büyükelçisi Eric Edelman'ın sık sık söylediği gibi, Iraklılar ve Amerikalılar bütünüyle 30 Ocak Irak seçimlerine konsantre olmuş durumdalar. Kaldı ki seçimin olup olmayacağı; olursa da istikrar mı getireceği, yoksa krizi mi derinleştireceği belli değil. Bu yüzden Irak'ta bir şeyler netleşmeden PKK'nın tasfiyesi imkansız.
Örtülü operasyon önerisi
Örgütten kaçanlar olmakla birlikte, katılımların daha fazla olduğu biliniyor. Üstelik örgüt, zaman zaman yeni terör kampanyaları açarak Türkiye'yi tehdit etmekten de geri kalmıyor.
Buna karşılık ne Ağustos 2003'te yürürlüğe giren "Topluma Kazandırma Yasası" etkili olabildi, ne de Osman Öcalan liderliğindeki PWD, PKK'nın dağılmasına yol açabildi.
Bu olgular kimilerini ara formüller geliştirmeye sevk etmiş durumda. Örneğin Washington Enstitüsü Türkiye programı direktörü Dr. Soner Çağaptay, Eylül 2003'te Amerikalılara şu çağrıyı yapmıştı: "PKK'nın kurmaylarını ele geçirin, örgüt çözülür."
Dr. Çağaptay, örgütün sinir sistemini felç edip hareket kabiliyetini azaltacak bu "örtülü operasyon"un ardından, alt kadrolara af çıkarılmasını, savaşmaya devam etmek isteyenlere karşı Irak Kürtleri'yle birlikte operasyon düzenlenmesini ve PKK'nın fınans kaynaklarının kesilmesini de önermişti.
Dr. Çağaptay, bize aradan geçen bir buçuk yılda bu önerinin değerlendirildiğini ve belli bir kıvama geldiğini söyledi. Nitekim dün yayınlanan en son raporunda da, bugünkü toplantıda Türkiye'nin ABD'den PKK'nın üst düzey kadrolarını ele geçirmeye yönelik bir plan geliştirmesini isteyebileceğini ileri sürdü ve şöyle yazdı: "Washington, Irak'taki Kürt partilerini, terörün, Kürtler tarafından yapılsa da kötü bir şey olduğu mantığıyla bu plana dahil olmaya ikna edebilir."
İster tüm örgüte, ister sadece kurmaylarına yönelik olsun, PKK'ya karşı operasyon için Kürt gruplarının ikna edilmesi şart ama bu oldukça zora benziyor. Brookings Enstitüsü Türkiye programı sorumlusu Dr. Ömer Taşpınar şöyle konuşuyor: "KYP ve KDP, PKK'dan çok haz etmemekle birlikte ABD ile Türkiye'nin arasının açılmış olmasından son derece memnun. Dolayısıyla Barzani ve Talabani ABD'ye Türkiye'nin PKK baskısını fazla ciddiye almayın, Ankara kendi işine baksın, reformlara devam etsin, PKK sorunu en iyi o şekilde çözülür'mesajını veriyorlar. ABD ise zaten Irak'ta bir batakta olduğu için, Türkiye'yi idare edip 'daha kapsamlı af çıkarın' demeye gelen bir politika güdüyor."
ABD kamuoyu sorunu
Iraklı Kürt liderler, kendileri istese bile böylesi bir operasyonu tabanlarına asla anlatamayacaklarını iddia ediyorlar. İşin ilginci benzer bir kamuoyu baskısı ABD'de de yaşanabilir. Çünkü işgal yanlısı Amerikalılar Irak'ta tek müttefik olarak Kürtleri görüyor ve onları rahatsız edecek her türlü eyleme soğuk bakıyorlar. Örneğin geçen hafta bir panelde, bir Türkün "Türkiye Irak'ta nasıl olumlu bir rol oynayabilir?" sorusuna Washington Post yazan David Ignatius çok açık ve net bir cevap verdi: "Irak'ın en huzurlu bölgesi Kuzey. Ankara, şu ya da bu bahaneyle bu huzuru bozacak, Kürtleri tedirgin edecek herhangi bir hareket yapmasın, yeter."
Washington'da "Tamam PKK terörist ama bugüne kadar bize saldırmadı ki!" şeklinde özetlenebilecek bir yaklaşım da epey yaygın. Avrupa basınında çıkan Kürt bildirisinin örgütleyicilerinden olan yayıncı Ümit Fırat da aynı konuya dikkat çekiyor: "ABD Irak'ı işgal etmeye karar verdiğinde, kafasında Kandil Dağı'nı da kontrol etmek gibi bir fikir yoktu. Sonradan da böyle bir derdi olmadı. Bu, Türkiye'nin tek taraflı olarak ileri sürdüğü bir fikirdir. ABD Irak'ta kimi/kimleri düşman ilan etmişse veya kim/kimler ABD'yi düşman ilan etmişse, onlarla savaşmakta. PKK da ABD işgaline karşı bir tutum almadı ve herhangi bir mücadelede bulunmadı. Hatta bu gibi davranışlara yol açacak bir söylemden de kaçınmakta."
PKK kurmaylarına 'örtülü operasyon' tartışılıyor
Türk-Amerikan ilişkilerinin en hassas konularından biri, PKK/Kongra-Gel militanlarının, yıllarca Kandil Dağı başta olmak üzere Kuzey Irak'ta rahat bir şekilde varlık göstermesi. Ankara'nın bütün ısrarlarına rağmen ABD PKK'lıları kovmak için hiçbir çaba sarf etmedi
Haberin Devamı

