Geçen yıl ABD'de intihar eylemleri üzerine peşpeşe iki bilimsel kitap yayınlandı. Cincinnati Üniversitesi'nden Mia Bloom ile Chicago Üniversitesi'nden Robert A. Pape, eserlerinde Lübnan, Filistin, Keşmir, Çeçenistan, Sri Lanka gibi ülkelerdeki intihar eylemlerini tüm boyutlarıyla incelediler. Bu eylem türünün sanılanın aksine, bir örgütün, güçsüzlüğünü ve paniğe kapılmış olduğunu değil güçlü ve serinkanlı bir şekilde hareket ettiğini gösterdiğini yazdılar.
Her iki kitapta, PKK örgütünün özellikle 1999 yılında gerçekleştirdiği intihar eylemleri de geniş ve karşılaştırmalı bir şekilde ele alındı. Her iki yazarın PKK konusunda birleştikleri bazı noktaları şöyle sıralayabiliriz:
1) PKK, intihar eylemlerinin sadece dinci örgütlerin işi olmadığına bir örnek.
2) Dünyada en az etkili intihar eylemlerini PKK yaptı. 14 eylemde, ortalama ikişer kişi hayatını kaybetti.
3) PKK yeni gönüllüleri değil, uzun süredir militanlık yapanları intihar eylemine yolluyor. İçlerinde kadınlar çoğunlukta.
4) Nitekim PKK intihar eylemlerinden hiçbir şey elde edemedi. Tam aksine, masum insanlara zarar verdiği için prestij kaybına uğradı.
5) PKK örgütü, başarısız olduğunu anladığında intihar eylemlerine son verdi.
Yasal siyaset tıkandı
9 Mart'ta Van'da yaşananlar Bloom ile Pape'i haklı çıkardı. Öyle ki PKK bir açıklamayla "yaşamını yitirenlerin ailelerine baş sağlığı, yaralılara acil şifalar" diledi ve Van halkından özür diledi. PKK, olayı Devrim Solduk adlı militanın kendi başına gerçekleştirdiğini bile söyleyebildi.
Peki neden hâlâ terör? Öncelikle Kürt hareketi yasal alanda tam bir fiyasko yaşıyor. Demokratik Toplum Partisi, partili belediyeler, belediye başkanları şiddeti maruz göstermeye çalışmaktan öteye gitmiyorlar. Sokak eylemleri de sıradan insanları ürkütmek ve Türk milliyetçiliğini tırmandırmaktan başka bir işe yaramıyor. Genel kamuoyunda belli bir ilgiyi, PKK'ya ve şiddete karşı çıkan şahsiyetler görebiliyor. Bu kişilerin K. Irak'taki Kürt oluşumuna sempatiyle bakmasıysa PKK'yı daha da zorluyor.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Diyarbakır gezisinde başlattığı açılım PKK'yı ürkütmüştü. Ama Başbakan umduğunu bulamamanın verdiği kırgınlıkla birden frene bastı. Ardından Şemdinli olayı patlak verdi. Bu gelişmeler PKK tarafından bir fırsat olarak algılanıyor. Örneğin örgütte şu an en etkili isim olan Murat Karayılan, Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya'dan "sayın" diye söz ederken Org. Yaşar Büyükanıt hakkında çok sert ifadeler kullanıyor.
Hamas olmak kolay mı?
PKK'nın Van'dan sonra intihar eylemi yapmayacağını düşünmek saflık olur. Çünkü PKK güçlü, bölgedeki her krizden besleniyor. Can havliyle değil, olabildiğince planlı-programlı hareket etmeye çalışıyor.
PKK "krizi tırmandırarak", devlet tarafından muhatap alınmak ve İmralı'da hapis yatan Abdullah Öcalan'ı serbest bıraktırmak istiyor. Hatta Karayılan devletin bizzat Öcalan'la masaya oturmasını talep edebiliyor. Ve örnek olarak da Hamas'ı gösteriyor.
Kuşkusuz PKK'nın, varkalmak, yani binlerce militanını bir arada tutabilmek, yeni katılımlar sağlayabilmek ve para akışını sürdürebilmek için teröre, Hamas'a benzeyebilmek için de intihar eylemlerine ihtiyacı var.
Robert Pape, intihar eylemlerinin, çatışan tarafların farklı dinlerden olması halinde kısmen ya da tamamen başanya ulaşabildiğini söyküyor. Bu nedenle, PKK'nın başanlı olma şansı baştan bulunmadığını vurguluyor.
Kendisinden Hamas çıkamayacağını PKK ne zaman anlayabilecek?
PKK Hamas olmak istiyor, ama mümkün değil
Geçen yıl ABD'de intihar eylemleri üzerine peşpeşe iki bilimsel kitap yayınlandı. Cincinnati Üniversitesi'nden Mia Bloom ile Chicago Üniversitesi'nden Robert A. Pape, eserlerinde Lübnan, Filistin, Keşmir, Çeçenistan, Sri Lanka gibi ülkelerdeki intihar eylemlerini tüm boyutlarıyla incelediler
Haberin Devamı

