Ortadoğu’nun geleceğini Şiiler mi belirleyecek?

Bir zamanlar Irak denince, akla Ürdünlü El Kaide lideri Ebu Musab el Zerkavi geliyordu. Irak’taki bütün kötülüklerden o sorumlu tutuluyordu

Haberin Devamı

Bir zamanlar Irak denince, akla Ürdünlü El Kaide lideri Ebu Musab el Zerkavi geliyordu. Irak’taki bütün kötülüklerden o sorumlu tutuluyordu. Nihayet 8 Haziran günü büyük bir operasyonla Zerkavi’yi öldürdüler. Ancak Irak düze çıkamadı; tam tersine her şey daha da kötüleşti.

Peki neden? Bu soruyu Perşembe günü bir basın brifingi sırasında ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Irak Koordinatörü Büyükelçi David Satterfield’e sordum. “Biz zaten başından beri onun yönettiği örgütün çok etkin ve tehlikeli bir şekilde faaliyetlerini sürdürebileceğini söylemiştik” dedi.

Aynı soruyu, Perşembe akşamı Washington’daki Türk Büyükelçiliği’nde 29 Ekim kutlamalarına katılan bir başka Amerikalı büyükelçiye yönelttim. Irak’ı çok yakından tanıyan bu büyükelçi şöyle konuştu: “Evet durum daha da kötüye gidiyor. Çünkü onun tahrik ettiği mezhepler savaşı giderek tırmanıyor. Maalesef Zerkavi başarılı oldu.”

Brifingte Satterfield’e “Irak’ta iç savaş mı yaşanıyor?” diye de sormuş, ummadığım kadar açık ve karamsar bir cevap almıştım: “Adı ne olursa olsun şu bir gerçek: Irak’ta mezhepler arası şiddet, cinayet ve çatışma yaşanıyor. Konuyu çok ciddi ve hızlı bir şekilde ele almak şart. Aksi takdirde Irak’ın güvenliğine yönelik en vahim tehdit haline gelir; ülkenin dokusunu bozabilir; siyasi ve ekonomik gelişmesini riske atar.”

Çatışmanın anatomisi
Evet durum gerçekten çok vahim. Çünkü:

1) Bu esas olarak dinsel değil, siyasi bir savaş. Yani din adamlarının ortak fetvalarıyla çözülebilecek bir sorun değil. Zira mezhepler Irak’ta bir nevi “etnik kimlik” işlevi görüyor.

2) Irak’ta siyasi iktidarı büyük ölçüde, ülkenin yüzde 65’ini oluşturan Şiiler kontrol ediyor. Yıllarca ülkeyi yönetmiş olan Sünniler dışlanmayı kabullenemiyorlar. Özellikle de “federalizm, gevşek federasyon, ülkenin üçe bölünmesi” gibi tartışmalardan tedirgin oluyorlar.

3) Mezhepler arası savaşa ek olarak Şiiler kendi aralarında çatışıyorlar. Bazı Sünni aşiretlerle El Kaide’ye yakın grupların birbirlerine saldırdıkları da oluyor.

4) Kürtlerin çatışmaların uzağında durması geçici bir olgu olabilir. Özellikle Kerkük’ün statüsü ve petrol gelirlerinin paylaşımı konusunda Şiilerle Kürtler arasında da gerginlikler yaşanabilir. Böylesi bir durumda her iki taraf Sünnileri kendi yanlarına çekmek isteyecektir.

Şii canlanışı
Irak’ta yaşananlar tüm Ortadoğu’yu çok yakından ilgilendiriyor. Örneğin İran asıllı Amerikalı araştırmacı Vali Nasr’ın, bölgenin geleceğini Sünni-Şii çatışmasının belirleyeceği tezi üzerine kurduğu “The Shia Revival” (Şii Canlanışı) kitabı ABD’de büyük yankı uyandırdı.

Nasr, kendisiyle yaptığım ve Vatan Kitap Eki’nin Ekim 2006 sayısında yayınlanan röportajda şöyle dedi: “Irak’taki Şii canlanışının İran’da devrim sonrasında yaşananla karıştırılmamasını istiyor: İran Devrimi üst düzeyde ideolojikti ama günümüzdeki Şii canlanışlarının herhangi bir ideolojisi yok. İstedikleri sadece iktidarlardan pay almak. İran devrimi zaten Şiilerin yönetimde olduğu ve Arap olmayan bir ülkeyi merkez almıştı. Şimdiyse Arap dünyasında başladı.”

Nasr’dan şu iki cümleye de ayrıca dikkat çekmek istiyorum:

“Günümüzde demokratikleşme Şiilerin çıkarına çünkü siyasal süreçlerde nüfuslarına orantılı bir şekilde etkili olabilme imkanları sağlıyor.”

“Ortadoğu’nun çekim merkezi Mısır’dan İran ve Irak’a kayacak.”

***


İyi ki cumhuriyetimiz var. Geçmiş bayramınız kutlu olsun.

DİĞER YENİ YAZILAR