Abdullah Öcalan, tutuklu bulunduğu İmralı’da avukatlarıyla yaptığı son görüşmede Kuzey Irak’taki Kürt oluşumundan olumlu söz etti ve Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’ye teşekkür etti. “Ne var bunda?” diyecekler için birkaç açıklama yapalım:
1) “Ateşkes” nedeniyle ortalık biraz sakinleşmiş olsa da PKK Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri olmaya devam ediyor. Ve örgüt yeniden terör eylemlerine başlayabileceği yolunda tehditlerini aksatmıyor;
2) Her ne kadar aksini iddia etse de PKK Öcalan tarafından yönlendiriliyor, hatta yönetiliyor. Onun her söylediği dışarıdaki militanlar tarafından bir şekilde hayata geçiriliyor, geçirilmek isteniyor. Örneğin ateşkesleri o başlatıp o bitiriyor; yasal ve yasadışı örgütlenmeleri o açıp kapatıyor;
3) Öcalan’ın avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamaları internette bulmak mümkün. Bunların hemen hemen tümünü okudum. Yakalandığı andan itibaren, kendisini ve PKK’yı Türkiye’nin bütünlüğü içinde tarif etmeye çalıştı. Ülkenin bölünmesine karşı olduğunu vurgulayıp “konfederal” bir yapı önerdi;
4) Öcalan yedi yıldır Kürt milliyetçisi olmadığında ısrar etti, Iraklı Kürt liderleri “ilkel milliyetçi” olmakla suçladı (kuşkusuz bunda rekabet, kıskançlık gibi kişisel motiflerin de etkisi var) ve Irak’taki Kürt oluşumuna cephe aldı. Dolayısıyla onun ilk kez “Kürtlerin de dayanacağı güçler var. Sonuçta Güney’de Kürtlerin sığınabilecekleri bir ulus devleti de var” demesini ciddiye almak gerekiyor.
PKK’dan korkuyorlar
PKK’nın K. Irak’taki varlığına bakıp örgütün Irak Kürtleriyle çok iyi ilişkiler içinde olduğunu söylemek kolaycılık olur. Kuşkusuz Barzani ve Talabani, PKK’yı Türkiye’ye karşı koz olarak kullanmak istiyorlar ve kullanıyorlar ama KDP ve KYB’nin PKK’ya karşı harekete geçmemelerinin bir diğer nedeni kendi tabanlarının PKK’ya sempatiyle bakması, esas nedeniyse ondan korkmalarıdır. Çünkü geçmişte bu üç örgüt kendi aralarında sık sık çatıştı ve PKK bunların çoğundan güçlenerek çıktı.
Dolayısıyla isteseler de PKK’yı kendi topraklarından atabilmeleri çok zor. Mutlaka Amerikan desteğine ihtiyaçları olacaktır ki Washington Irak’ın diğer bölgelerindeki güvenlik sorununu gerekçe gösterip Kuzey’e güç yollamaya yanaşmıyor. Bunun yerine koordinatör Joseph Raltson’la veya Avrupa’da PKK’nın para kaynaklarını kesmeye çalışan diplomatlarla zaman kazanmaya çalışıyor.
Washington’a havale
PKK’ya sempatiyle bakan kesimler son yedi yıldır, Öcalan’ın şu ya da bu nedenle tavır alması nedeniyle Irak’taki Kürt oluşumuna hep mesafeyle, kuşkuyla yaklaştılar. Bu yüzden Kuzey Irak bir türlü Türkiye Kürtleri için tam anlamıyla “cazibe merkezi” olamadı. Sonuçta “Birleşik Kürdistan” fikri Türkiye’de hep marjinal kaldı. Türk devleti de, bu sayede Irak Kürtlerine daha rahat meydan okuyabildi.
İşte şimdi aynı Öcalan Irak Kürtlerine ve özel olarak da Talabani’ye selam yolluyor. Kuşkusuz esas derdi, “ateşkes”e cevap vermeyen Ankara’ya şantaj yapmaktır. Yani bir-iki lafına bakıp bugüne kadarki çizgisini değiştirmekte olduğu öngörüsünde bulunmak abartılı kaçabilir. Ama PKK’nın Irak Kürtleriyle omuz omuza hareket etme ihtimalinin Türkiye’ye faturasını şimdiden hesaplamakta da yarar var.
Ayrıca Öcalan’ın, selamının bir şekilde Washington’a da ulaşmasını temenni ettiğini de düşünebiliriz. Bunun anlamı, PKK’nın Kürt sorununun çözümünü ABD’ye havale edecek olmasıdır. Tıpkı Ankara’nın yaptığı gibi.
Öcalan’dan Talabani’ye zeytin dalı
Abdullah Öcalan, tutuklu bulunduğu İmralı’da avukatlarıyla yaptığı son görüşmede Kuzey Irak’taki Kürt oluşumundan olumlu söz etti ve Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’ye teşekkür etti
Haberin Devamı

