PKK’yı fiilen yöneten Murat Karayılan, Cuma günü Fırat Haber Ajansı’ndan Halit Ermiş’in sorularını yanıtlarken hakkımda şöyle konuşmuş: “Konuya objektif yaklaştıklarını, hatta konuyla haşır neşir olduklarını, konuya hakîm olduklarını yansıtan bazı kesimler, yazarlar var ki bu dönemde çözüm değil, çözümsüzlük ekseninde durduklarını görmek ilginç bir durumdur. Örneğin gazeteci Ruşen Çakır bunlardan birisidir. Şimdiye kadar konuya hakîm olduğunu yansıtan bir hava vermekteydi. Sanki objektif değerlendirme gücüne sahip ve çözümden yana bir profil çizmeye çalışıyordu. Ama görüldü ki esas olarak çözüm istemiyor. Çözüm değil çözümsüzlükte nasıl ısrar edilebilinir noktasında yoğunlaşıyor.”
Karayılan’ı cevaplamadan önce, konudan haberdar olmayanlar için bana neden kızgın olduğunu özetlemem gerekiyor. Milliyet Gazetesi yazarı Hasan Cemal’in Karayılan’la Kandil’de yapmış olduğu söyleşiye ilk başta çok sayıda olumlu tepki geldi. Onun 1 Haziran’a kadar sürecek “eylemsizlik” kararı, PKK’nın değiştiği, örneğin bağımsızlık istemeyi bıraktıkları gibi açıklamaları üzerine “artık top Ankara’da” şeklinde yorumlar yapıldı. Bense, NTV ve Vatan’da, Karayılan’ın sözlerinin heyecan vermediğini, zira yeni bir şey söylemediğini, daha önemlisi çözüme yönelik somut herhangi bir adım vaat etmediğini, dolayısıyla tatminkâr olmadığını ileri sürdüm.
Çözüm istiyoruz diye...
Bu girişten sonra Karayılan’ın hakkımdaki düşüncelerini cevaplayabilirim: Yıllardır ve Karayılan’ın da çok iyi bildiği gibi, birçok kimsenin sustuğu veya bilebile gerçekleri saptırdığı dönemlerde de PKK ve Kürt sorunları üzerine olabildiğince objektif bir şekilde yazıp çizmeye çalışıyorum. Ve başından beri her iki sorunun kalıcı, adil ve demokratik bir çözümü için enerji harcıyorum. Bana göre PKK ve Kürt sorunları iç içe geçmiştir ve bunları birbirlerinden ayırarak çözmek pek de mümkün değildir. Yine kanımca, Türkiye sorunun çözümünü dışarılarda değil içerilerde aramalı ve çözüm sürecine bir şekilde muhakkak PKK’yı da dahil edebilmelidir.
Çözüm istiyor ve buna bir şekilde PKK’yı da katmayı savunuyorum diye örgütün her yapıp ettiğini onaylamamı kimse beklemesin. Karayılan’ın Ankara’ya sunduğu tek şey örgütün almış olduğu “eylemsizlik” kararı. Ama sürekli mayınlar patladığı ve örneğin askeri bir zırhlı araç havaya uçurulup 10 asker şehit olduğu için; bu arada büyük şehirlerde hep bombalı saldırılar ve intihar eylemleri beklendiği için bunun adına “eylemsizlik” demek imkansız. Hal böyle olunca Karayılan’ın sözlerinden o kadar çok heyecanlananları anlamak zorlaşıyor: Ya çok iyiniyetliler ya da PKK’dan daha ileri bir adım gelmesini mümkün görmüyorlar.
Somut adım beklentisi
Halbuki mümkün. Yurtiçi ve yurtdışındaki, izleyicilerinin önemli bölümünün PKK’ya yakın olduğu toplantılarda da söyledim; Vatan’da yazdım, NTV’de anlattım: PKK eğer gerçekten çözümde samimiyse, öncelikle elinde silahla tehdit etmekten vazgeçmeli, kayıtsız şartsız silah bırakmaya hazır olduğunu deklare etmeli ve bu noktada samimiyetini kanıtlayacak bazı adımlar atmalı.
Defalarca dile getirmiş olduğum bu görüşlerimi Hasan Cemal söyleşisinin ardından tekrarlamam belli ki Karayılan’ı rahatsız etmiş. Şöyle diyor: “Bu tür kişiler hep işi yokuşa sürmektedir. Yokuşa sürülen işten çözüm çıkmaz. Ben bu tür çevrelere diyorum ki madem ki gerçekçi olduğunuzu söylüyorsunuz o zaman PKK’yi de gerçekçi bir biçimde değerlendirmek zorundasınız. PKK’nin dayandığı bir ideolojik gerçeklik var. Dayandığı bir toplumsal gerçeklik var. Bir doğrultusu ve sistemi var. Nasıl gelip sana teslim olmasını isteyebilirsin? PKK’nin çözüm için yaptığı bu kadar fedakârlığa rağmen bunu görmemek, samimiyetsizlikle değerlendirmek işi yokuşa sürmektir, başka bir anlama gelmez.”
Hiç de değil. İşi yokuşa sürmek gibi bir derdim asla yok. Yapmaya çalıştığım, tüm tarafların iddialarını ciddi bir şekilde sorgulamaya çalışmak. Örneğin Karayılan, “biz bu aşamada yapmamız gerekenleri yaptık” diyor ama ben aynı şekilde düşünmüyorum. Yapabilecekleri çok şey vardı, hâlâ var.
13 Mayıs günü Vatan’da “Kalıcı barış için PKK ve Karayılan’a dört somut öneri” başlıklı bir yazı yazdım. PKK Lideri, son söyleşisinde bu önerileri nedense hiç dile getirmiyor. Şimdilik bu önerileri hatırlatmakla yetiniyorum:
1) PKK kent merkezlerindeki patlayıcı ve diğer mühimmatı bir an önce teslim veya imha etmeli;
2) PKK bundan böyle taşeron kullanmayacağını deklare etmeli;
3) Mayınlı saldırılara son verip döşenmiş mayınların haritaları verilmeli;
4) Ülke içindeki militanlar kademeli bir şekilde sınır dışına çekilmeli.
YARIN: MURAT KARAYILAN’A SORULAR...
Murat Karayılan’a cevabımdır
Haberin Devamı

