Mezheplerle oynayan kaybeder

Irak’taki iç savaşı sadece Şiilik-Sünnilik ayrımına, yani İslam dünyasında 14 yüzyıl önce yaşanan o büyük kopuşa bağlamak kolaycılık olur

Haberin Devamı

Irak’taki iç savaşı sadece Şiilik-Sünnilik ayrımına, yani İslam dünyasında 14 yüzyıl önce yaşanan o büyük kopuşa bağlamak kolaycılık olur. Kuşkusuz Şii Arapları İran’ın, Sünni Arapları da Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün’ün arkalaması bir yere kadar mezhep bağıyla açıklanabilir. Fakat Nusayri azınlığın yönettiği Suriye’nin, Irak’taki Sünni muhalefete (Baasçı-İslamcı fark etmiyor) kucağını açmış olmasının ardında bambaşka stratejik hesaplar var.

ABD’de Irak üzerine yazan, çizen, politika üreten ve bunları hayata geçiren sayısız kişi ve kurum var. Bunların arasında, Irak’ta bir iç savaş yaşanmakta olduğunu söyleyenlerin sayısı düne kadar çok azdı. Bugünse, Başkan Bush hâlâ dirense de, Irak’ta asıl sorunun Şii-Sünni çatışması olduğu yolunda bir görüş birliği oluşmuş durumda. (Ancak en üst düzey Amerikalıların İslam mezhepleri hakkındaki cehaletleri aynen devam ediyor.)

Amerikalılar Irak’ta, iç savaşı engellemek için epey çaba sarf ettiler. Milislerin silahsızlandırılmasını, özellikle Mukteda Sadr’ın Mehdi Ordusu’nun gücünün kırılmasını hedeflediler ama başarısız oldular.

Washington tereddütlü
Şimdi ABD’de iki eğilimin çekişmesine tanık oluyoruz:

1) “İç savaş bizi ilgilendirmez” diyenler. Bunlar Amerikan ordusunun sadece Irak’taki El Kaide unsurlarına karşı operasyon yapmasını ve Iraklı güvenlik güçlerini eğitmesini savunuyorlar;

2) İç savaşta tercihin Şiilerden yana yapılmasını isteyenler. Ancak Irak’ın “ilk Arap Şii devleti” olarak ortaya çıkmasının Ortadoğu’da dengeleri, İran’ın lehine altüst etmesinden ürküyorlar.

“Tercimizi Sünnilerden yana yapalım” diyen Amerikalı pek çıkmadı. Fakat Ortadoğu’da bir “Şii canlanışı”ndan endişe edip, Irak’ta Sünnileri yalnız bırakmayacaklarını ilan eden Suudi Arabistan başta olmak üzere bölgesel güçler Washington’u tercih yapmada epey zorluyorlar.

Türkiye’nin “önde gelen bir Sünni ülke” olarak tanımlanmasının yanlış olduğunu bir kez daha tekrarlıyorum: Eğer Türkiye Irak’ta, Suudi Arabistan, Mısır gibi ülkelerle birlikte Sünnilik üzerinden etkili olmaya çalışırsa kaybeder; en azından, durup dururken kendini mezhep çatışması kazanının içine atmış olur.

Albright’ın bilgeliği
Irak Çalışma Grubu’nun raporunun ilk cümlesi “durum vahim”di. Daha haftası dolmadan ıskartaya çıkan rapor hakkında Amerikalılar tarafından yapılmış çok sayıda yorum okudum ve dinledim. Açıkçası bunlar da birbirinden vahimdi.

Yine de umut ışığı hiç yok değil. Örneğin Pazar günkü New York Times, birçok isimle birlikte, Bill Clinton’ın Dışişleri Bakanı Madeleine Albright’ın da görüşlerine yer verdi. Türk basınında karşıma çıkmayan bu kısa yorumda Albright Amerikan yönetimini “mezhepleri temel almayın” diye uyardı ve şöyle dedi:

“El Kaide Sünni diye Şiilerle veya Irak’ın en berbat milisleri ve Hizbullah Şii diye Sünnilerle birlikte saf tutmak yanlış olur. Tüm kesimlerin çıkarlarına karşı anlayışlı olmalı ve bütün taraflarla konuşmaya istekli olmalıyız. Ama mesajımız aynı kalmalı.”

Nedir bu mesaj? Albright devam ediyor: “Sünni, Şii, Hıristiyan, Dürzi, Yahudi, Arap, Kürd, İranlı, hepsine, sınırları koruma, insan haklarını yüceltme, hukuk devletine itaat, kutsal mekanlara saygı ve barış içinde yaşama arzusu konularında yardımcı olacağımıza söz vermeliyiz.”

Bakalım Bush Ocak ayında ne açıklayacak ve daha önemlisi Kongre’de çoğunluğu ele geçiren Demokratlar, Albright gibi “bilge” isimlerin (maalesef sayıları çok az) uyarılarını dikkate alacaklar mı...

DİĞER YENİ YAZILAR