Türkiye yıllardır daha olayın adını koymada zorlanıyor: Kimi "Kürt sorunu" derken bazıları "Güneydoğu sorunu" demeyi tercih ediyor. Tabii en gür şekilde, konuyu "terör sorunu"na indirgeyenlerin sesi çıkıyor.
Başından itibaren "Kürt sorunu" tanımında ısrar eden biri olarak, bunun yanına artik "PKK sorunu" nün da eklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü 1999 yılından itibaren Abdullah Öcalan ve PKK'nın söyledikleri incelediğinde Kürt sorununun çözümü için elle tutulur, sistematik herhangi bir yaklaşımın geliştirilmediği görülür. Kısacası PKK yedi yıldır "Öcalan'ı serbest bıraktırma örgütü" gibi çalışıyor. Dolayısıyla her ne kadar içice geçmiş olsalar da Kürt sorunu ve PKK sorununu gerektiğinde ayrı ayrı ele alabilmeli ve herbiri için ayrı çözümler düşünebilmeliyiz.
PKK gerçeği
Kürt sorununa sivil ve barışçıl çözüm çabalarıyla öne çıkan isimlerden Ümit Fırat, "PKK'yı çözüm üretemeyen politikalar besledi. PKK için, Kürt sorununun kendisi değil ama en önemli sonucudur diyebiliriz" diyor. Fırat'a göre Türkiye PKK sorununu çözmeden Kürt sorununu halletme şansını çoktan kaçırdı.
Halbuki "Güvercinler" olarak tanımlayabileceğimiz kesimin daha iyimser bir senaryosu var: AB kapsamında atılan demokratikleşme adımları tam olarak uygulamaya geçirilirse çözüme kapı aralanır. Bu adımlar güçlü ekonomik girişimlerle desteklenirse Kürt kökenli vatandaşlar da bu kapıdan içeri girer ve PKK'ya sırtlarını dönerler.
Ama PKK gerçeği bu beklentiyi fazlasıyla hayali kılıyor. Çünkü PKK, gerek silahlı militanları, gerek yasal uzantıları aracılığıyla kendisinin içinde aktif bir taraf olarak yer almadığı her çözüm girişimini baltaladı, baltalıyor ve hep baltalayacağa benziyor. Başbakan Recep Tayyip Fjrdoğariın Kürt kimliğini tanımak için gittiği Diyarbakır'da, bombalanan kitapçıyı ziyaret ettiği Şemdinli'de halk desteği noktasında uğradığı hüsranlar buna örnek.
Harekat ne işe yarar?
Şahinler ise, sadece PKK'dan, yani "terör" den ibaret gördükleri sorunu esas olarak silahla çözmek istiyorlar. Son günlerdeki "sınır ötesi harekat" kampanyaları şahinlerin hiç de marjinal olmadıklarını kanıtladı. Ama diyelim ki Türk ordusu Kandil Dağı'nı yerle bir etti; yüzlerce PKK'lıyı öldürdü, yaraladı veya yakaladı, PKK bitecek mi? Daha önceki örneklere bakarsak bu sorunun cevabı "hayır" dır.
Son dönemde asıl tehlikenin PKK değil, Irak'taki Kürt oluşumu olduğu, özellikle Mesut Barzani'nin KDP'sinin Türkiye'de yaygın bir şekilde örgütlendiği şeklinde tahliller yapılıyor. Her ne kadar Kuzey Irak'a yönelik bir ilgi ve sempati söz konusuysa da KDP ve hele Celal Talabani'nin KYB'sinin Türkiye'de ciddi birer siyasi güç oldukları, en azından şimdilik, kesinlikle söylenemez. Bunda PKK'nın ve bizzat Abdullah Öcalan'in yoğun karşı propagandalarının etkisi de hayli fazla.
Fırat yeni döndüğü Güneydoğu'da, sınır ötesi bir harekatın, PKK eylemlerinin bahane edilerek Kuzey Irak'taki Kürt oluşumuna gözdağı vermek için planlandığına inananların sayısının epey yüksek olduğunu söylüyor.
Dolayısıyla böylesi bir harekat Türkiye ve Irak Kürtlerini hızla birbirlerine yaklaştırabilir.
Kürt sorunu ile PKK sorununu ayırmak
Türkiye yıllardır daha olayın adını koymada zorlanıyor: Kimi "Kürt sorunu" derken bazıları "Güneydoğu sorunu" demeyi tercih ediyor. Tabii en gür şekilde, konuyu "terör sorunu"na indirgeyenlerin sesi çıkıyor
Haberin Devamı

