Türkiye’nin 11. Cumhurbaşkanı’nın kim olacağını belirleyebilecek iki kişi var: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Abdullah Gül.
Erdoğan ile Gül nerdeyse 30 yıldır kader birliği ediyor, birbirlerinden “kardeşim” diye bahsediyorlar. Seçimlerin hemen ardından kamuoyunun karşısına birlikte çıkan ikili, defalarca baş başa verip saatlerce yeni dönem stratejilerini tartıştılar. Ancak Çankaya Köşkü’ne kimin çıkacağı konusunda net bir karara varıp varmadıkları bilinmiyor. Varmış olsalar bile bunu kamuoyuna açık ve net bir şekilde ilan etmedikleri için, kulisler bir dizi söylenti ve spekülasyonla çalkalanıyor.
Karmaşık bir süreç
Çankaya konusunda neyin ne olduğunu anlamak için önce kesin olan bazı hususları hatırlatmakta yarar var:
Gül Çankaya’ya çıkmak istiyor: Aslında başlangıçta Cumhurbaşkanlığına fazla gönüllü değildi. Sonradan iyice benimsedi. Öyle ki, bir süredir Çankaya’ya çıktıktan sonraki projeler üzerine kafa yorduğu söyleniyor.
AKP tabanı da Gül’ü istiyor: AKP’nin seçim kampanyasını neredeyse Gül’ün mağduriyeti üzerine inşa etmesi ve yüzde 47’ye yakın oy alması, Gül’ün cumhurbaşkanlığının halk tarafından onaylanması olarak yorumlandı. Son dönemdeki tartışmalarda tabanın “Gül çekilirse hakkımızı helal etmeyiz” itirazları AKP’nin manevra şansını kısıtlıyor.
Arınç, Gül’e destek veriyor: Troykanın üçüncü ismi seçim öncesi Gül’ün adaylığına itiraz etmişti, hemen sonraysa açık destek verdi. Önceki günkü basın toplantısındaki bazı sözleri Gül’e çekilme telkini olarak yorumlandı. Ancak yakın çevresi, kesinlikle bunun doğru olmadığını, Arınç’ın Gül’e desteğinin sürdüğünü vurguluyorlar;
Erdoğan topu Gül’e attı: AKP lideri birçok kez, Çankaya konusunda Gül’ün iradesine saygı duyacağını, tartışmaya yol açmayacak netlikte belirtti.
Erdoğan’ın Gül’ü istediği kesin değil: AKP üst yönetiminde Erdoğan’a yakın bazı isimler “kriz çıkar” endişesiyle Gül’ün adaylığına karşı çıktılar. Medyada çıkan, Gül’ün adaylıktan çekilmesini telkin eden bazı haber ve yorumların ardında, bir şekilde Başbakan’a yakın bazı isimlerin bulunduğu ileri sürülüyor. Bütün bunlara, Erdoğan’ın çıkıp “adayımız Gül’dür” dememesi eklenince, AKP liderinin de Gül’ün adaylığına soğuk baktığı yorumları giderek güçleniyor.
Gül çıkmak isterse kimse engelleyemez: Normal şartlarda Gül, TBMM Başkanlık Divanı’nın oluşmasından kısa bir süre sonra, muhtemelen önümüzdeki haftanın ilk günlerinde adaylığını açıklayacak ve MHP’nin de oturumlara katılması sayesinde, 367 sorunu yaşamadan, en azından üçüncü turda AKP’lilerin ve belki bazı bağımsızlar ve DTP’lilerin oylarıyla 11. Cumhurbaşkanı seçilecek. Gül’ün adaylığını açıklama noktasına varması durumunda, isteyip istememeleri önemli değil, Erdoğan başta olmak üzere tüm AKP’lilerin arkasında olacağı kesin.
Gül, Erdoğan’a rağmen karar vermez: Gül Çankaya’ya çıkmak istiyor, ancak Erdoğan’ın kendisinden açık bir şekilde aday olmamasını rica etmesi durumunda, istemeyerek de olsa bundan feragat edecektir.
Dostlukları baki kalır
Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, eğer bana sormuş olsaydı, Gül’ün adaylıktan çekilmesini rica ettiği “sessiz dilekçe” yi kaleme almamasını önerirdim. Çünkü bu tür çıkışlar, ne kadar dikkatli ve kibar bir dille yapılmış olursa olsun, AKP çevrelerinde her zaman tam tersi etki yapmıştır, bunun da yapacağı açıktır.
Nitekim, duyduğuma göre Özkök’ün yazısı Gül’ün kararlılığını daha da artırmış. Hatta düne kadar Gül’ün çekilmesini arzulayan bazı AKP’liler de pozisyonlarını değiştirirlerse hiç şaşırmam. Çünkü AKP’liler, özellikle de karar noktasındakiler, birçok konuda olduğu gibi Çankaya sorununu da, dışarıya kulak kabartmak yerine esas olarak kendi iç seslerini dinleyerek çözeceklerdir.
Evet, iki kader arkadaşının satranç maçı sürüyor. Sonuçta Gül’ün Çankaya’ya çıkacağını düşünüyorum, ama siyaset bu, yine de belli olmaz.
Ancak kesinlikle emin olduğum bir şey var: Kim kazanırsa kazansın Erdoğan ile Gül, masadan kolkola kalkacak ve tüm AKP’liler de coşkuyla onları alkışlayacaktır.
Kim kazanırsa kazansın masadan kol kola kalkacaklar
Haberin Devamı

