Alparslan Arslan'la bildik senaryo tekrar sürümde. Karşımızda, olur olmaz her konuda gevezelik etmeye bayılan, ama "Neden yaptın?" diye sorulunca susma hakkını kullanan bir katil var. Mağduru oynuyor ve asla açıklayamayacağı "gizli ve ulvi" bir misyon gereği böyle davrandığını ima ediyor. Yıllar öncesinin Mehmet Ali Ağca'sını, son dönemin Suriye asıllı H Kaidecisi Luai Sakka'sını andıran Arslan bir süre sonra bazı çevreler tarafından kahramanlaştırılırsa, hatta çoktan böyle bir noktaya gelmişse şaşmamak lazım. Baksanıza babası İdris Arslan, daha ilk duruşmada, görevlerini yapmaya çalışan gazetecileri "İsrail'e hizmet etmek"le suçlayabildi.
Türkiye hâlâ Arslan'ın kim olduğunu öğrenebilmiş değil, bu gidişle öğreneceğe de benzemiyor. Arslan'ın kim olduğu ve neden Cumhuriyet Gazetesi ile Danıştay'a saldırdığı sorusunun dört cevabı olabilir:
1) Hem profesyonel, hem İslamcı: Laikliğe duyarlı çevreler Danıştay saldırısını, geçmişteki Prof. Muammer Aksoy, Doç. Bahriye Üçok, Çetin Emeç, Uğur Mumcu, Prof. Ahmet Taner Kışlalı suikastlarına benzetip Arslan'ın da profesyonel eğitim görmüş bir İslamcı militan olduğunu savundular. Öyle ki AKP hükümetini bile saldırıdan bir şekilde sorumlu tutmaya çalıştılar. Ancak Arslan'ın Hizbullah, İBDA-C, hatta H Kaide gibi bildik İslamcı örgütlerle ilişkisi olduğuna yönelik herhangi bir ipucu bulunamadı. Daha önceki suikastlarda kanıtlanmış olan İran parmağı gibi bir dış ilişki iddiası da ortaya atılmadı.
2) Profesyonel ama İslamcı değil: Önce Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin "sürprizlere hazır olun" dedi. Ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, saldırının asıl hedefinin hükümet olduğunu söyledi. Zaten Arslan yakalanır yakalanmaz bazı "ulusalcı" kişi ve çevrelerle organik ilişki içinde olduğuna dair güçlü iddialar ortaya atıldı. Muhafazakâr basın-yayın kuruluşlarının liderliğini yaptığı bu yoğun kampanyada adı geçen bir kısmı asker kökenli ulusalcı şahsiyetlerin çoğu savcılık tarafından serbest bırakılınca kafalar iyice karıştı.
3) İslamcı ama profesyonel değil: Tartışmalar ilk iki seçenek etrafında yoğunlaşıp ülkedeki kamplaşma daha da keskinleştiği için Arslan'ın, kendi başına hareket eden İslamcı bir militan olabileceği ihtimali pek dillendirilmedi bile. Halbuki Batı'da "yalnız kurt" adı verilen bu tür teröristlere çok büyük önem atfediliyor. Yalnız kurtlar çok tehlikeli çünkü istihbarat servislerinin, kendi başlarına veya çok küçük bir çevreyle hareket eden teröristleri önceden saptayabilmesi imkansız gibi. Bizde 9 Mart 2004 günü İstanbul Kartal'daki Mason Locası'nı basan Nihat Doğruel ve Engin Vural da El Kaide'den bağımsız ama onun çizdiği perspektifte hareket etmeye çalışan İslamcılardı.
4) Ne İslamcı, ne profesyonel: Arslan pekala hem kendi başına hareket eden, hem de klasik İslamcı profiline uymayan bir terörist olabilir. Kendisinin hem milliyetçi, hem de muhafazakâr reflekslere sahip olduğu anlaşılıyor. Aslında özellikle İç ve Doğu Anadolu'da veya buralardan göç alan büyükşehirlerin varoşlarında böyle onbinlerce genç var. Ülkücülükle İslamcılık, AKP ile MHP, bazen de BBP arasında gidip geliyorlar. Arslan'ın doğduğu Bingöl kısmen, büyüdüğü Elazığ ise tamamen bu iklime sahip. "Kurtlar Vadisi"ni üretenlerin çoğunun Elazığlı olması, Arslan'ın da, yazılanlar doğruysa, kendisini Polat Alemdar ile özdeşleştirmesi hiç de tesadüf olmayabilir.
Hangi şık geçerli olursa olsun Arslan bir teröristtir ve en ufak bir hoşgörü ya da anlayışı hak etmemektedir.
Kim bu Alparslan Arslan?
Alparslan Arslan'la bildik senaryo tekrar sürümde. Karşımızda, olur olmaz her konuda gevezelik etmeye bayılan, ama "Neden yaptın?" diye sorulunca susma hakkını kullanan bir katil var
Haberin Devamı

