İsrail'in Türkiye'ye borcunu ödemesinin tam zamanı

Önce İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni meslektaşı Abdullah Gül'ü, ardından Başbakan Ehud Olmert Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı aradı. Arabuluculuk ricası üzerine Hamas'la ilişki kuruldu. Hamas anlaşmaya hazırdı, ama Olmert, kaçırılan erin pazarlıksız serbest bırakılmasını dayattı

Haberin Devamı

Önce İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni meslektaşı Abdullah Gül'ü, ardından Başbakan Ehud Olmert Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı aradı. Arabuluculuk ricası üzerine Hamas'la ilişki kuruldu. Hamas anlaşmaya hazırdı, ama Olmert, kaçırılan erin pazarlıksız serbest bırakılmasını dayattı.

İsrail'in "vermeden alma" tutumu üzerine hükümet aradan çekildi. Fakat Olmert'in yeniden talepte bulunması ve devreye ABD'nin de girmesi üzerine Erdoğan, Başdanışmanı Prof. Ahmet Davutoğlu'nu Şam'a gönderdi. Prof. Davutoğlu burada Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüştü. Bazı yabancı haber ajansların, Hamas'in siyasi lideri Halid Mesai ile de görüşüldüğü haberleri Ankara tarafından kesin bir dille yalanlandı.

Washington'da Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu ve bazı diplomatlarla bu konuyu uzun uzun konuşma fırsatım oldu. Şahsen, Davutoğlu'nun Şam'da Mesai ile de görüştüğünü, ama pazarlıkların selameti açısından bunun, en azından şimdilik, gizlendiğini düşünüyorum.

Uygulanabilir formül
Ankara, krizin askerin kaçırılmasıyla değil, Gazze'de plajın bombalanmasıyla başladığını düşünüyor. Çözümü Hamas'in engellediğine de inanmıyor. Çünkü Filistin tarafı, esir askerle İsrail'in elindeki tutukluların aynı anda serbest bırakılmasında, yani gösterişli bir "takas"ta ısrarcı değil. Eğer İsrail yönetimi, askerin bırakılmasından belli bir süre sonra, Filistinlilerin bazı taleplerinin karşılanacağını Türkiye'ye garanti ederse kriz sona erebilir.

Her ne kadar İsrail çözüme yanaşmıyor gözükse de umut var. Örneğin İsrail ordusunun da bu formülle sıcak baktığı bilgileri geliyor. İsrail bunun yerine zulüm politikalarını tırmandırırsa barışı ve iki devletli çözümü iyice tehlikeye sokar. Üstüne üstlük Türkiye-İsrail ilişkilerini de ateşe atar.

İsrail Türkiye'yi kaybedemez
Eğer İsrail, Türkiye sokaklarında yükselen protestoları, hükümet yetkililerinin açıklamalarını umursamıyorsa; tepkileri radikal İslamcılıkla, Yahudi düşmanlığıyla açıklıyorsa; "Türkiye'ye ne oluyor? Ben Arap dünyasına bakarım" diyorsa büyük hata yapıyor demektir.

Çünkü Türkiye başından beri İsrail'in İslam dünyası içindeki en güvenilir, sağlam dostu oldu; en zor zamanlarda ona omuz verdi, soluk almasına yardımcı oldu.

Mısır, Suriye gibi Arap ülkelerindeki otokratik rejimler, halklarını yıllardır "Filistin davası" ile oyalıyorlar. Hamas'in israil'i tanımakta acele etmesinden; Hamas'in başarılı olup diğer İslami hareketlerin önünü iyice açmasından korkuyorlar. Türkiye ise, sorunun bir an önce barışçıl bir şekilde çözülmesini samimi bir şekilde arzuluyor.

Kısacası İsrail'in Türkiye'yi kaybetme gibi bir lüksü yok.

Gerekirse kol kesilir
Buna karşılık Türkiye'nin İsrail'e aynı ölçüde ihtiyacı yok. Kuşkusuz akla ABD'deki Musevi lobisinin Kongre'den Ermeni soykırım tasarısını geçmesine karşı Ankara ile birlikte hareket etmesi geliyor. Ama özellikle son yıllarda söz konusu lobi ve İsrail'den bazı kesimler, şantaj boyutuna varan çıkışlarla işin tadını epey kaçırdılar. Türkiye, Ömer Seyfettin'in "Diyet" öyküsünde kolunu kesen demirci Koca Ali gibi, "tamam, size muhtaç değilim, ne olursa olsun!" diyebilir.

İşte o zaman İsrail, İslam dünyasında iyice yalnız kalır.

Halbuki Türkiye İsrail'in yalnızlaşmasını istemiyor.

Ama şu da var: Türkiye İsrail ile Filistin arasında bin kere seçim yapmak zorunda kalırsa bininde de Filistin'i seçer.

Türkiye, İsrail'in kendisini böyle bir seçime zorlamayacağını umuyor.

DİĞER YENİ YAZILAR