Bir zamanlar Türkiye'de Bilgi ve Hikmet adında kaliteli bir İslamcı düşünce dergisi vardı. Çünkü Türkiye'de bir zamanlar gelecek vaat eden bir İslami hareket vardı. 1993'de Ali Bulaç ve Abdurrahman Arslan tarafından kurulan dergi üç yıl sonra, tam da Refahyol hükümetinin, yani İslamcılığın iktidarının arifesinde kapandı...
Bilgi ve Hikmet, yeniden, ama bu kez internetten (www.bilgihikmet.com) yayınlanmaya başladı. Bu seferki dergi İslamcı duruşunun altını daha kalın çiziyor. Politik yazılar çoğunlukta ve en önemlisi AKP, hükümet, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan açıktan ve cepheden eleştiriliyor.
"Bizi kullandılar"
Ali Bulaç'ın "Bilgi ve Hikmet"ten "Servet ve İktidar"a başlıklı kavuşma yazısı beklenmedik ölçüde sert. İslamcı düşüncenin bu önde gelen ismi, yıllar önce birlikte hareket ettikleri ve bugün AKP iktidarında önemli konumlarda olan bazı kişileri "iç dünyalarında güç, iktidar ve servet tutkusu olmak la suçluyor: "Hikmetle hiçbir ilgileri yokmuş. Bilgi ve Hikmet ile diğerleri birer istasyon, ara duraklar olarak görülmüş, fonksiyonları ölçüsünde 'kullanılmış'lardır."
Bulaç, isim vermiyor ama yayın koordinatörü Kenan Çamurcu'nun yazısından eleştiri oklarının "iki Ömer"e yöneltildiğini öğreniyoruz: Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer ve Başbakan Erdoğan'ın siyasi danışmanı Adana Milletvekili Ömer Çelik. Bu iki isim de Bilgi ve Hikmet'in yazarları arasındaydı, hatta Dinçer'in 1995 yılında Sivas'ta yaptığı "21. Yüzyıla Girerken Dünya ve Türkiye'nin Gündemindeki İslam" başlıklı, daha sonra tartışmalara yol açan konuşması da bu dergide yayınlanmıştı. Bulaç, belediye başkanlığı döneminde Erdoğan'a siyasi danışmanlık da yapmıştı. Hatta Ömer Çelik'i Erdoğan'la tanıştıranın da o olduğu söylenir.
Bulaç eski yol arkadaşlarını tanımlamak için, şu günlerde Avrupalı ırkçıların hakaretlerine maruz kalan Hz. Muhammed'in bir hadisine başvuruyor: "İnsanlar madenler gibidir, kimisi altın, kimisi gümüş, kimisi değersiz demir" ve noktayı koyuyor: "Herkes neyi arzulamış veya murat etmişse onun peşinde olmuştur."
Bulaç yazısını şu sorularla bitiriyor: "Uzun yıllara, hatta iki yüz yıla yayılan büyük bir mücadelenin gelip dayandığı nokta bu mu olmalıydı? Hiç ter dökmeyenler, çile çekmeyenler, bedel ödemeyenler başkalarının döktüğü teri, çektiği çileyi, ödediği bedeli çalıp kişisel veya küçük zümreler çıkarlarına tahvil edebilirler mi? Ettiklerinde ne olur?"
Büyü bozuldu
Kimilerine bu çıkışlar marjinal ve anlamsız gelebilir. Ama AKP'nin tek başına iktidarında İslamcı hareket ve düşüncenin, dolayısıyla aydınların epey katkısı olduğu unutulmamalı. Bugüne kadar İslamcıların çoğu "kol kırılır yen içinde" mantığıyla, rakiplere koz vermemek için hep sabrettiler ve AKP'nin başarısı için dua ettiler. Bulaç ve arkadaşlarının öfke ve eleştirileri bu geniş kredinin, en azından bazılarının gözünde "sonsuz" olmadığını göstermesi bakımından önemli.
Bulaç ve benzerlerinin itiraz ve kaygılarını, son dönemde tırmanan yolsuzluk tartışmalarıyla birlikte ele almak yanlış olmaz. Nitekim Kenan Çamurcu ikinci yazısında AKP-CHP saflaşmasında açıkça muhalefete destek verdi. Bu tutum, Abdüllatif Şener'in AKP dışı çevrelerde yıldızının parlamasıyla da örtüşüyor.
İslami hareket sanıldığının aksine asla tek parça değildi, ama öyle görünüyordu. Hareket nihayet normal seyrine girip parçalara ayrılabilir. Ama kimin nerde, nasıl, kiminle olacağını kestirmek güç. Kesin olan şu: Artık AKP'nin büyüsü bozuldu.
İslamcılar nihayet AKP ile hesaplaşıyor
Bir zamanlar Türkiye'de Bilgi ve Hikmet adında kaliteli bir İslamcı düşünce dergisi vardı. Çünkü Türkiye'de bir zamanlar gelecek vaat eden bir İslami hareket vardı
Haberin Devamı

