İlk kez bu köşede, tarafımızdan geniş kamuoyuna aktarılan Ali Bulaç ve Kenan Çamurcu'nun www.bilgihikmet.com sitesindeki AKP'ye yönelik sert eleştirileri farklı tepkilere neden oldu. Olayın abartıldığını düşünenler şu argümanları öne çıkarıyorlar:
1) Eninde sonunda bir web sitesi;
2) Eninde sonunda iki kişi;
3) Zaten siyasetçi değil aydınlar;
4) Üstüne üstlük hâlâ İslamcı olma iddiasındalar;
Aslında çoklar
Tartışmanın bir web sitesinden başlaması onun önemini azaltmıyor, tam aksine artırıyor. Çünkü günümüzde birçok şey gibi fikirler de esas olarak internet üzerinden yürüyor. Kimileri siteye yazarak, kimileri de başka siteler ve tartışma gruplarında Bulaç ve Çamurcu'nun başlattığı bu geç kalmış yüzleşmeye dahil oluyor.
Sonuçta olay iki kişiyi çoktan aşmış durumda. Eğer bazılarının iddia ettiği gibi bunlar sonuç getirmesi mümkün olmayan aydın gevezelikleri olsaydı ne Ahmet Taşgetiren Yeni Şafak'taki köşesinden, ne de Kenan Çamurcu Beykoz Belediyesi ndeki işinden olurdu. Ta en tepelere kadar çıktığı kesin olan bu tahammülsüzlük, söz konusu eleştirilerin çok anlamlı ve fonksiyonel olduğunu gösteriyor.
Çünkü AKP'nin bugünlere gelmesinde İslamcı aydınların hatırı sayılır bir payı oldu. Bugün de bu durum büyük ölçüde geçerli. AKP'de milletvekillerinden, hatta birçok bakandan çok bazı danışmanlar öne çıkıyor (örneğin tezkere süreci ve son Hamas krizi) ve bu danışmanların temel özellikleri de entelektüel birikimleri.
Tüm yerküre son beş yılında dönüp dolaşıp İslam dinini, Müslümanları ve İslami hareketleri tartışmışsa ve bunun daha yıllarca süreceği aşikârsa, Bulaç ve Çamurcu'nun İslamcılıkta ısrar etmeleri kadar normal bir şey olamaz.
Zaten AKP'nin üst düzey yöneticileri İslamcılığı bırakmış olsalar bile bunun tabana ne ölçüde sirayet ettiği belirsiz. Öte yandan İslamcılığı bırakmak hiçbir şekilde İslam'dan uzak düşmek anlamına gelmiyor. Diğer bir deyişle yollar ne kadar ayrılmış olursa olsun, taraflar aynı havayı teneffüs etmeyi sürdürüyorlar.
Günaha ortak olmama
Çamurcu gelen tepkileri üç grupta sınıflandırıyor: İhanetle suçlayanlar, tebrik edenler ve sabır telkin edenler. (Örneğin Rasim Özdenören 19 Şubat 2006 tarihli Yeni Şafak'taki "R. Tayyip Erdoğan" başlıklı içten yazısını "Onun sabır uyarısına kulak verilmesini öneriyorum" diye bitirdi.) Çamurcu çoğunluğun sabretmekten yana olduğunu belirtip "Bu grup çözüldüğünde ortada AKP diye bir şey kalmaz" diye konuşuyor. (Çamurcu ile yaptığımız "AKP Milli Görüşün kaderini paylaşabilir" başlıklı röportajı www.rusencakir.com adresinden okuyabilirsiniz.)
Birileri dalga geçebilir ama, dün RP'nin, bugün AKP'in seçim zaferlerinde, yüzbinlerce kişinin ettiği duaların katkısı çok büyüktü. AKP hükümeti, onların beklentilerini karşılayamadı ve suçu da "sistem" e attı.
Ali Bulaç şöyle yazıyor: "Dün temiz niyetlerle siyasi yarışa katıldığını öne sürenler bugün gırtlaklarına kadar yolsuzluklara batmış bulunmaktadır... 28 Şubat döneminde başörtüsü, Hacca karayoluyla gitme, Taksim'e camii, kurban derileri vb. konulardan dayak yediysek, şimdi yolsuzluktan ve hırsızlıktan dayak yiyeceğiz."
AKP hükümeti, eğer manevi desteğini kaybetmek istemiyorsa, yolsuzluk iddialan konusunda tatmin edici açıklamalar yapmak durumunda. Eğer AKP ve Erdoğan'a kalpten inananlar, bu kadronun sistemle akılcı bir hesaplaşma içinde olmak yerine sistemin bir parçası haline geldiğine hükmederlerse tevekkülün yerini "günaha ortak olmama" telaşı alır.
İslamcı yazar kaç yazar?
İlk kez bu köşede, tarafımızdan geniş kamuoyuna aktarılan Ali Bulaç ve Kenan Çamurcu'nun www.bilgihikmet.com sitesindeki AKP'ye yönelik sert eleştirileri farklı tepkilere neden oldu
Haberin Devamı

