Irak’ta kaygılanma sırası Kürtler’de

Bugün Irak’ta ABD’nin en sadık, belki de tek müttefiki Kürtler. Her vesileyle bunu dile getirmeye de özen gösteriyorlar

Haberin Devamı

Bugün Irak’ta ABD’nin en sadık, belki de tek müttefiki Kürtler. Her vesileyle bunu dile getirmeye de özen gösteriyorlar. Çünkü gerçekten Amerikalılara minnettarlar: ABD sayesinde 1991 yılından beri ülkenin Kuzey’inde kendi başlarına buyruk bir şekilde yaşıyorlar. Kendi bayrakları, meclisleri, hükümetleri, ordu ve polis teşkilatları var. Ülkenin ortası ve kısmen güneyinde kan gövdeyi götürürken, Kürtler barış ve huzur içerisinde enerjilerini ekonomik ve siyasi gelişmeye harcıyorlar. Ve bağımsızlığa hazırlanıyorlar.

ABD’nin eski Hırvatistan Büyükelçisi Peter W. Galbraith, “The End of Iraq” (Irak’ın Sonu) kitabında “bağımsızlık istemeyen Kürt lider tanımıyorum” diyor. Galbraith öyle sıradan biri değil. Yıllardır “Kürt Lawrence” olarak tanınıyor. En son, Irak Anayasası’nın yazılım sürecinde Kürt liderlere danışmanlık yaptı. Halen bu profesyonel ilişkiyi sürdürüyor.

Kürtlerin bağımsızlığının kaçınılmaz olduğunu ileri süren Galbraith, bununla birlikte ABD’ye mutlak anlamda güvenmelerinin mümkün olmadığının da altını çiziyor. Gerekçe olarak da tarihte birçok kez, 1974, 1987-88 ve 1991’de Baas rejimine karşı savaşlarında ABD’nin ihanetine uğramış olup çok ciddi kayıplar vermelerini gösteriyor.

Amerikan ihaneti
Irak Kürtleri yeni bir Amerikan ihanetinden şu günlerde epey kaygılanıyorlar. ABD’deki Kürt lobisinin en etkili ismi, Washington Kürt Enstitüsü Başkanı Dr. Necmeddin Kerim, Washington Post’ta çıkan makalesinin başlığında “1991’deki Kürtlere ihanetin dönüşü mü?” diye sordu. Dr. Kerim’in yazısından, Irak Kürtlerinin, partilerüstü Irak Çalışma Grubu’ndan ve Çarşamba günü ABD Başkanı George W. Bush’a sunacağı rapordan son derece rahatsız oldukları anlaşılıyor.

Dr. Kerim grubun Kuzey Irak’a hiç uğramamasından (Öyle ki “Irak Kürtlerinin giderek artan öneminden rahatsız olan Türkiye bile gündelik işlerde Irak Kürdistan Bölgesi gerçeğini kabulleniyor” diye yazmış), Irak Kürtlerinin seçmiş olduğu yöneticilerle görüşülmemesinden, uzman olarak sadece Sünni Araplardan yararlanılmasından şikayetçi.

Dr. Kerim’in 1991’i hatırlatması boşuna değil: O tarihte ABD Dışişleri Bakanı olan James Baker, Irak Çalışma Grubu’nun eşbaşkanı. Yine grup üyesi olup Bush tarafından Savunma Bakanı olarak atanan Robert Gates de dönemin etkili isimlerinden biriydi.

Baker ve Gates, Amerikan dış politikasında “realizm” (gerçekçilik) diye bilinen ekole bağlılar ve Irak Kürtleri bu realistlerden hiç mi hiç haz etmiyorlar. Nitekim realistlerin en azılı rakibi olan yeni-muhafazakârların etkili olduğu dönem Kürtlerin altın çağı olmuştu.

Bomba patlar mı?
Kürtleri en çok şu “realist” adımlar tedirgin edecektir:

1) Sünnilere çok fazla taviz verilmesi ve onların hamisi Sünni Arap rejimlerin Irak’ın içişlerine fazlasıyla bulaştırılması;

2) ABD’nin İran ve Suriye ile doğrudan diyaloğa girmesi sonucunda bu ülkelerin Irak üzerindeki nüfuzlarının artması;

3) Buna bağlı olarak Şiilerin daha da güçlenmesi;

4) Türkiye’nin Kuzey Irak’la ilgili endişelerinin göz önüne alınması. Bu bağlamda Kürt bölgesinin statüsünün zayıflatılması ve böylece bağımsızlığa gidecek yolun tıkanması.

Hiç kuşkusuz en can alıcı konu Kerkük olacaktır. Bakalım rapor, bu “etnik saatli bomba”yı etkisiz hale mi getirecek, yoksa tam tersine patlatacak mı?

Kerkük sorunun çözümü istikrar için hayati bir adım olur.

Kerkük’ün patlamasıysa Irak’taki iç savaşa Kürtlerin de dahil olması ve böylece tüm bölgeye yayılması anlamına gelecektir.

DİĞER YENİ YAZILAR