Sabah Gazetesi Ankara Temsilcisi Aslı Aydıntaşbaş, Pazar günü "PKK'yı dağdan indirme planı" başlığıyla bir haber kaleme aldı. "Terör örgütünü silah bırakmaya zorlamayı hedefleyen ve devletin zirvesince de onaylanarak sessizce uygulamaya sokulan stratejiyi açıklama" iddiasındaki haber Genelkurmay Başkanlığı tarafından yalanlandı. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de haberi "masa başında hazırlanmış, hayal mahsulü" olarak niteledi.
Biz bu planın varlığını kabul edip, buradaki tespitlerin ne derece doğru; çözüm önerilerinin ne derece uygulanabilir ve sonuç alıcı olduğunu tartışmak istiyoruz.
Haberde, "PKK medyada göründüğü gibi 'kıpırdanış' değil 'çöküş' içinde. Özellikle alt kadrolar dağdan inmeye istekli" deniyor. Yıllardır "örgüt dağılıyor" diye kandırıldığımızdan ikna olmamız için somut bulgulara ihtiyacımız var, ama sunulmuyor. İki yıl önce PKK'dan ayrılanların kurduğu PWD'nin yöneticileriyle röportaj yaptığım Süleymaniye'de çok sayıda eski PKK'lıyla karşılaşmıştım. Hepsi, ayrılanlardan daha fazla gencin, özellikle Avrupa'dan örgüte katılmaya devam ettiklerini söylemişlerdi. Bildiğim kadarıyla bu süreç aynen devam ediyor.
"Öcalan partisi"
Aydıntaşbaş şöyle yazıyor: "örgüt 'Kürt milliyetçisi' olmaktan çıkıp, 'Öcalan'ı kurtarma partisi' haline gelmiş durumda (...) Örgütün günlük yönetimi ve eylem kararlan, Kandil'deki Murat Karayılan, Hakurk'daki Cemil Bayık ve Duran Kalkan gibi isimler tarafından alınıyor. Ancak hâlâ örgütte etkisi olan Öcalan'ın, PKK'nın silahı bırakması görüşünün, çözüm sürecini hızlandıracağı belirtiliyor. Dağ kadrosuna güvenmeyen Öcalan'ın, onları 'dengelemek' ya da 'yönlendirmek' için kullanılması olasılığı da önümüzdeki günlerde devletin çeşitli birimleri tarafından değerlendirilecek."
Bu sözler yanlış, çünkü PKK'yı lağvettiren, yıllar sonra onu yeniden kurduran; ateşkesi emreden ve silahlı eylemleri yeniden başlatan Öcalan'dan başkası değil. Diğer bir deyişle PKK, hem "Öcalan'ı kurtarma", hem de "Öcalan partisi".
Çelişkili, çünkü devlet eğer Öcalan'ı PKK'yı silah bıraktırma konusunda kullanabilecek olsa planda sözü edilen bütün çetrefil adımların atılmasına gerek kalmaz. Yani Öcalan bugün televizyona çıkıp "herkes silah bırakacak" dese Türkiye'nin PKK sorunu büyük ölçüde biter.
Kim bu Kürt şahsiyetler?
Planın en zayıf taraflarından birisi de PKK'dan sonra ne olacağı konusunda bildik birtakım genel önermeler dışında PKK'dan sonra Kürt sorununun nasıl çözülebileceği konusunda ayrıntıya girmemesi. Zaten bu plan "Türkiye'nin Kürt sorunu"ndan ziyade "Irak Kürtlerinin Türk sorunu"nu, burdan hareketle "ABD'nin Türkiye sorunu"nu çözmeyi hedefliyor.
Bu plan, Iraklı Kürt liderlerin, tek bir kurşun bile atmadan PKK belasından, dolayısıyla Türkiye tehditinden kurtulmasını sağlayabilir. Kaldı ki plan Irak Kürtleri için pek bir fedakârlık öngörmüyor. Buna karşılık Türkiye'nin "militanların sessiz sedasız ülkeye dönmeleri"ne ve "450 kişilik lider kadronun Kuzey Avrupa'ya gitmesi "ne göz yumması bekleniyor.
Haberde "Gizli misyonla Kuzey Irak'a giderek silahlı mücadeleye karşı olduklarını anlatan Kürt siyasi figürleri"nden bahsediliyor. Kimdir bu bizzat Talabani ve Barzani ile görüşenler?
PKK bitse de Kürt sorunu bitmiş olmayacağı için soruları şöyle sürdürebiliriz:
PKK'nın yerini siyasi alanda ne alacak?
Yoksa PKK ile mücadele adına Irak Kürtleriyle organik ilişki içindeki bazı Kürt siyasetçilerin önü mü açılıyor?
Böylesi bir gelişme Türkiye'nin Kürt sorununu Kuzey Irak ipoteği altına sokmaz mı?
Irak Kürtleri'nin Türk sorununu çözme planı
Sabah Gazetesi Ankara Temsilcisi Aslı Aydıntaşbaş, Pazar günü "PKK'yı dağdan indirme planı" başlığıyla bir haber kaleme aldı
Haberin Devamı

