Irak bölünürse kimse tek parça kalamaz

ABD’de Demokrat Parti’nin 7 Kasım seçimleriyle yıllar sonra Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu ele geçireceği, Senato’da da çoğunluk olamasa bile en azından parlak bir sonuç alacağı tahmin ediliyor

Haberin Devamı

ABD’de Demokrat Parti’nin 7 Kasım seçimleriyle yıllar sonra Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu ele geçireceği, Senato’da da çoğunluk olamasa bile en azından parlak bir sonuç alacağı tahmin ediliyor.

Cumhuriyetçilerin bir nebze toparlanabilmesi için, Başkan George W. Bush’un seçimlerin arifesinde Irak’ta çarpıcı adımlar atması bekleniyordu. Önünde iki seçenek vardı: Ya asker sayısını azaltmaya başlayacak ya da Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’i görevden alıp asker sayısını artıracaktı; yani ya kaçarak ya da daha fazla saldırarak, geçici bir dönem için bile olsa inisiyatifi ele geçirecekti. Ama dağ fare doğurdu. Bush ne hız kesti, ne hız artırdı, aynı tempoda yoluna devam etti ve aracı iyice çamura saplandı.

Gariptir 7 Kasım yaklaştıkça Irak’taki Amerikan kayıpları alabildiğine arttı. Zerkavi’nin öldürülmesinin ardından durması beklenen Sünni direniş iyice tırmandı. Mezhep çatışması iyice çığrından çıktı ve nihayet Şii gruplar arasında iktidar kavgaları yeniden başladı. Sonuçta Irak sayesinde oylarını artırabilmenin hayalini kuran Cumhuriyetçiler Irak yüzünden seçimlerde tam bir hezimete uğrama paniğine kapıldılar.

Holbrooke planı
Artık yapacak bir şey yok. ABD’de bundan böyle Bush’un Kongre’deki Demokrat çoğunlukla nasıl başedebileceği, tabii ki en çok da, yeni dönemde Washington’un Irak politikalarının nasıl şekillenebileceği üzerine kafa yoruluyor.

Bu nedenle, muhtemel bir Demokrat iktidarında Dışişleri Bakanlığı için adı geçen Büyükelçi Richard Holbrooke’un Salı günü Washington Post’ta kaleme aldığı Bush’a açık mektubu ciddiye almak gerekiyor. Holbrooke Irak’ı terk edip yenilgiyi kabul etmek yerine Amerikan ordusunun Kuzey’e çekilmesini savunuyor. Böylece birkaç kuş vurulmuş olacak:

1) ABD daha fazla güç ve itibar kaybetmeyecek;

2) Sünni ve Şiiler başbaşa kalınca belki aralarında anlaşmak zorunda kalacaklar;

3) ABD en güvendiği müttefiki Kürtleri korumaya alacak;

4) Amerikan ordusu Kürtlerle Türkiye’nin çatışmasını da engelleyecek.

“Komşuları katmak şart”

Aynı gün New York Times da uzun bir başyazıyla “Irak felaketi”ni kontrol edebilmek için bazı öneriler sıraladı. Gazete Rumsfeld’in azlini “olmazsa olmaz” bir adım olarak tanımladı. Güvenlik konusunda önceliğin Bağdat’a verilmesini savundu. Ardından Nuri el Maliki hükümetin daha da güçlendirilmesini; tarafların bugüne kadar erteledikleri en hayati konular üzerine sonuç alıcı müzakerelere başlamalarını önerdi. ABD’nin de çekilme takvimi için Iraklı liderlerle ayrıca müzakereye oturması gerektiğinin altını çizdi.Gerçeklerle yüzleşmenin kaçınılmaz olduğunu vurgulayan gazete, eski Dışişleri Bakanı James Baker’ın başkanlığındaki bağımsız komisyonun da yapması beklenen bir uyarıda bulundu: “Irak’ın komşularını mutlaka sürece katmak lazım.”

Burada esas kastedilen İran ve Suriye, ama Türkiye’yi de hesaba katmak şart. Bu bakımdan, AKP hükümetinin savaştan hemen önce başlattığı “Irak’a Komşu Ülkeler Konferansı” girişiminin ne kadar isabetli olduğu ortaya çıkmış oldu. ABD’nin ve bizdeki Amerikancıların engellemelerine rağmen hayata geçirilen bu girişimin bugüne kadar fazla meyve vermediği söylenebilir.

Ama bütün Amerikan strateji ve taktiklerinin çöktüğü bir aşamada pekala buradan bir yerlere varılabilir.

Komşular durumdan vazife çıkarmazsa Irak’ın üçe bölünmesini engellemek mümkün olmaz. Irak bir kere bölünürse komşuların tek parça olarak yollarına devam edebilmeleri de iyice zorlaşır.

DİĞER YENİ YAZILAR