AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan, "Biz bu yere paraşütle gelmedik. Basamakları teker teker çıktık" dedi. Siyasi kariyerinde en önemli eşik Refah Partisi istanbul İI Başkanlığı olan Erdoğan için AKP I. İstanbul Olağan Kongresi'nin ayrı bir önemi vardı. Ve partilileri ona bir sürpriz yaptılar ve tıpkı RP günlerinde olduğu gibi bir kongre düzenlediler: Tek başkan adayı, tek yönetim listesi. Erdoğan, kelimenin gerçek anlamıyla günündeydi. Sanki başbakan değil, RP istanbul 11 Başkanı gibiydi. AKP'lilerden, RP yıllarında olduğu gibi "adam adama markaj" yapmalarını, tek tek tüm kapıları çalmalarını istedi. Yoksulluk ve yolsuzlukla mücadeleyi temel aldığı heyecanlı ve etkili bir konuşma yaptı. Ne var ki tam olarak dolmamış olan Abdi ipekçi Spor Salonu'nun tribünleri, onun bu coşkusuna ayak uyduramadı. Bir tek gençlerin davulları vardı. Heyecan yoktu, çünkü seçim yarışı yoktu. Örneğin dört yıl önce aynı salon tıklım tıklım doluydu, heyecan da doruktaydı. Çünkü dün AKP 11 Başkanlığına yeniden seçilen Mehmet Müezzinoğlu, o gün FP istanbul 11 Başkanlığı için Numan Kurtulmuş'un karşısına yenilikçilerin adayı olarak çıkmış, saatlerce süren vazgeçirme çabalarına rağmen seçime girmiş ve kaybetmişti.
Steril bir kongre
AKP'liler "artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" sözünü çok seviyorlar. Değişime, hiç dillerinden düşürmedikleri "parti içi demokrasi" den başlamaları ilginç. "Neden tek aday?" diye sorduğumuz çok sayıda AKP'liden tatmin edici cevaplar alamadık. Hatta çok sayıda "keşke çok aday olsaydı" yorumuyla karşılaştık. Bazdan da birçok ilçe kongresinin kıran kırana geçtiğini söyleyerek durumu biraz yumuşatmaya çalıştı. Bugüne kadar değişik Milli Görüş partilerinin çok sayıda kongresini izledim, dünkü kadar "steril"ini görmedim. Sanki bir ANAP kongresinde gibiydik. Turgut ÖzaPlı değil de Mesut Yılmaz'lı ANAP'ı kast ediyorum. Erdoğan'ın, Bahçelievler Belediye Başkanı Saffet Bulut ile çok sayıda ANAP'lı belediyecinin yakasına AKP rozeti takması da bu izlenimi pekiştirdi. Çok sayıda bakan, milletvekili, belediye başkanı ve parti yöneticisiyle -tabii bu arada bakanların tam ortasındaki Adnan Şenses'iyle- AKP'nin alabildiğine geniş ve ulaşılması zor bir protokolü var. Bu da AKP'yi adım adım, o çok övündüğü "millet partisi" olmaktan uzaklaştırıp "devlet partisi"ne yaklaştırıyor. Erdoğan da bu imajı kırmak için olsa gerek, konuşmasının ardından salona indi ve partililerin arasına karışıp küçük çaplı bir izdiham yarattı.
Harem-selamlık yok
Dört yıl önce bu salonda çok kalabalık ve coşkulu bir kadın grubu vardı ve kendilerine ayrılmış tribünlerde oturuyorlardı. Bu sefer kadın sayısı azalmıştı ama harem-selamlık uygulaması da kalkmıştı. Başı açık kadınlar artık parmakla gösterilmiyorlardı, sayılan neredeyse örtülülerin yarısı kadardı. Daha önemlisi delegeler arasında da çok sayıda kadın bulunuyordu. Zaten AKP lideri de yaptığı konuşmada "kadınlar kendi sorunlarını kendileri çözmeliler" dedi ve "yerel yönetimlerde daha fazla kadın görmek istiyorum" diye devam etti. 1994 ve 1999 yerel seçimlerinde başarılı sonuçlar almasına rağmen tek bir kadını bile belediye başkanlığı için aday göstermeyen bir gelenek için bu sözler tarihi bir önem taşıyor. Anlaşılan önümüzdeki yerel yönetim seçimlerinde AKP listelerinden çok sayıda kadın belediye başkanı ve belediye meclis üyesi göreceğiz. Ama Erdoğan'ın kadınlara yönelik bu çağrısı, "Acaba başörtülü aday gösterecekler mi?" "Başörtülü belediye başkanı ve meclis üyesi olur mu?" gibi soruları da beraberinde getireceğe benziyor.
Hiçbir şey eskisi gibi değil
AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan, "Biz bu yere paraşütle gelmedik. Basamakları teker teker çıktık" dedi
Haberin Devamı

